BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Namus Uğruna

Namus Uğruna

Kalbi fena halde burkuldu!..



Şirketin kapısına yaklaşmakta olan İclal, karşıdan gelen Sermet’i birden bire görünce eskisi kadar heyecanlanmadı. Yukarda anlattığımız üzere, onunla karşılaşmaya alışmıştı. Yine de: - Uygun vaziyet meydana gelirse görmezden gelebilirim, dedi. Dedi ama, tam bu sırada fena halde heyecanlandı. Daha önce söylemiştik: Ali Cengiz’in karda yürüyüşünü seyrettiğini hatırladığı anda yanaklarının al al olduğunu hissetmiş, ama bunu soğuktan ileri geliyor zannetmişti. Şirkete yaklaşırken hâlâ bu halde idi. İşte şu andaki heyecanının sebebi. - Eyvah! dedi. Yüzüm hâlâ alev alev yanıyor. Bu çok kötü. Az sonra karşılaşacağız... Selam meselesi o kadar mühim değil. Görürüm, yahut görmem. Geçer giderim. Fakat her iki halde de Sermet yüzümün, yanaklarımın halini görecek ve onunla rastlaştığım için heyecandan kızardığıma hükmedecek. Son derece nahoş bir vaziyet. Genç kız bunu düşünmekle hiç iyi yapmadı. Çünkü mahcubiyeti arttı. Büsbütün kızardı. O zaman: - Görmezliğe gelirsem daha fazla şüphe uyandırırım. Tabii davranışımla bunu telafi edebilsem herhalde daha doğrudur. Böyle düşündü ama, yaradılışındaki ar ve hayâ duygusu içinde hâlâ... - Atlatsam daha iyi olur, diye aklından geçiriyordu: Hay aksi... Bu düşüncelerle yürüyüşüm de değişti. Ayaklarım adeta birbirine dolanıyor. Her şey büsbütün berbat oldu. Hakikaten haklı idi... Sermet’in peşinden takib eden Ali Cengiz bile uzunca mesafeye rağmen onun yürüyüşünün değiştiğini farketti. Kalbi fena halde burkuldu: - Hallerinden belli. Her ikisi de yek diğerini gördüler. İclal’e ne oldu böyle? Yürüyüşü değişti. Adeta ayakları biribirine dolanıyor. Bu ise, onun, zibidiyi farkettiğinde heyecana kapıldığını anlatır. İnsan, acı şeylere tahammülde bazan çok zorlanır. Gayriihtiyari, “şüphelerini azaltarak iyiye yorarak” bu azaptan kurtulmak ister. Ali Cengiz de: - Yok canım, dedi. Bana öyle geldi. Belki yürüdüğü yol, o noktalarda buzlanmıştır. Kaygandır. Ah! Şu anda zibidi bir kaysa. Laaap diye yere oturuverse... Yer üstünde böbürlenerek yürüyenlere bu müstahaktır. Döverim bu herifi... Yanaklarının kızarışı, genç kızı öyle tedirgin etti ki bir an, neredeyse geri dönecek oldu. Duraksadı. Fakat: - Bu düpedüz kabalıktır. Ayrıca, ondan kaçındığım an, Sermet; kendisine bilhassa alaka duyduğuma hükmedecektir, diye düşünerek vazgeçti. Bütün bu düşünceler, her ikisi için de üç adımlık bir zamana sığmıştı. Aynı dakikalarda, Ali Cengiz de o noktaya yaklaşmıştı. Son anda aklına geldi. Dehşetle düşündü: - İcal bir bakacak olsa beni hemen görür. Ama bu hususta bir yandan çabuk rahatlarken öte taraftan gönlü adeta yıkılarak düşündü. - Beni farkedecek halde değil. Durmak istedi yapmadı. Yürüdü. Kaçınılmaz vaziyet, nihayet meydana geldi. Kapı önüne iki adım önce yaklaşan Sermet, muaşeret icabı daha önce selamlamadı ama, son anda İclal’i görerek, hafif bir tebessümle gerileyerek nezaketle yol verdi. İclal, zaten tanışmış olduğu birine, bu şartlarda, istese bile nezaketen sırtını dönemezdi. - DEVAMI YARIN -
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT