BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SON DARBE

SON DARBE

Muhsin buz gibi kesilmişti!..



Halit bey her zamanki gibi olur olmaz attığı kahkahalarından birini daha patlattı damadını görünce. Muhsin bu yersiz davranışlara ve adamın düşünmeden ettiği laflara alışmıştı. Saygısızca burun kıvırarak girdi içeriye. Koltuklardan birine oturup ayak ayak üstüne atarak baktı kayınpederine: - Beni çağırtmışsın... - Hah, hah, hah, evet, ben çağırdım. Bu akşam Şakir beylere gidilecek. Bircan kıvırıyor. Karını alıp sen git bizi temsilen. Zaten sizin için bu davet. Ben hanımı kandırırsam gelirim. Orada bağlaman gereken bazı işler de var. Onlarla ilgili bilgi vereceğim şimdi sana. Gelsin şu danışmanlar... Derin bir iç çekmesiyle dinledi Muhsin bu sözleri. Evlendiğinden beri doğru dürüst, kendisinin yönlendirdiği bir hayatı olmamıştı. Sürekli yönetildiğini hissediyor, çok da şikayetçi olmuyordu. Başını salladı “olur” anlamında. Halit bey masanın üzerindeki kutudan bir puro alıp yaktı. Gözlerini kısarak baktı damadına: - Ne o, Bir derdin mi var? - Canım sıkkın bu gün. Sabah tatsız şeyler duydum. Halit Gümüş heyecanla bağırdı: - Ne oldu yahu? - Babam, babam telefon etti. Annemi hastahaneye kaldırmış. Ruhi bir depresyon. Adam arkasına yaslandı rahatlamış bir tavırla: - Önemli değilmiş, ne var bunda? Herkesin başında böyle şeyler bu devirde. Muhsin kaşlarını kaldırıp baktı kayınpederine: - Para istiyor babam. Adam ağzının içinde biriktirdiği dumanları üfledi tavana doğru: - Oooo, bak işte bu önemli. Ona gereği kadar nakit verildi. Ancak öteki dairenin hissesinden veririm. Muhsin irkildi. Biraz düşündükten sonra başını iki yana salladı: - Olmaz. O zaman başıma kalırlar. Halit bey birkaç saniye durakladı, sonra yılışıkça bir kahkaha patlattı: - Hah, hah, hah... Sıkma canını damat, hallederim ben. Şimdi emir veririm, bir şeyler yapılır. Üzme canını. Muhsin minnetle gülümsedi: - Sağ ol baba. Yalnız... Durakladı. Yalvarırcasına bir bakışla süzdü adamı: - Bunlardan Şükran’ın da valide hanımın da haberi olmazsa iyi olur. İkimiz de rahat ederiz. - Hah, hah, hah... Bak işte bunu doğru söyledin damat. Hiçbirisi bilmesin. Yahu, ne zamandır şöyle baş başa konuşup anlaşabileceğim bir erkek evlat arzusu ile yanıp tutuşurdum, çok şükür elde ettim onu da. Kaşlarını kaldırıp küstah bir tavırla devam etti: - Her istediğimi elde ettim ben hayatta. Param olduğu müddetçe her arzumu gerçekleştirdim. İşte bak bir de oğlum oldu. Muhsin buz gibi kesildi. Halit bey kendisini de parasının gücüyle aldığını açık açık söylemiş oluyordu. Kendisini bir meta gibi hissetti. Ama etrafına bakıp, çevresinde sahip olduğu şeyleri görünce bunun üzerinde durmamaya karar vererek odadan çıktı. Artık benliğini bile kaptırmıştı paranın sıcak yüzüne. Halit bey arkasından sesleniyordu: - İki saat sonra toplanalım, akşam izleyeceğin taktiği belirleyelim. Muhsin odasına gelip oturdu. Etrafına bakındı. İçinde büyüyen sıkıntının sebebini bir türlü bulamıyordu. Telefonu aldı eline. Sonra vazgeçti. Ani bir kararla fırladı odasından. Kendisini saygıyla selamlayan personele aldırmadan lüks arabasına bindi. Hızla motoru çalıştırıp hareket etti.  Doktor Serdar Ataç karşısındaki bu son derece şık giyimli genç adama dikkatle baktı. - Demek Mehpare hanımın oğlusunuz öyle mi? - Evet, babamdan öğrendim annemin burada olduğunu. Durum nedir doktor? Doktor koltuğunun altındaki hasta dosyalarını düzeltip yavaş yavaş yürümeye başladı koridorda. Muhsin de adımlarını ona uydurmuş ilerliyordu yanında. - Vallahi, durumu kritik beyefendi. Bir daha içinde bulunduğumuz dünyayla bir iletişim kuramamasından korkuyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz ama vaka henüz çok yeni. Şu aralar daha tam çözümleyemedik. Muhsin eliyle alnını sıvazladı. - Görebilir miyim onu? - Tabii, buyurun sizi götüreyim odasına. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT