BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Görmek istediği yerlerin gezi programını, Ankara’ya sonradan yerleşen ve doğma büyüme İstanbullu olan bir kız arkadaşıyla birlikte yapmışlardı. İstanbul hakkında bütün bildikleri o arkadaşının anlattıklarından ibaretti. Üsküdar’daki bütün cadde ve sokakların isimlerini öğrenmesine rağmen şehrin Avrupa yakası hakkında fazla bilgisi yoktu.



Görmek istediği yerlerin gezi programını, Ankara’ya sonradan yerleşen ve doğma büyüme İstanbullu olan bir kız arkadaşıyla birlikte yapmışlardı. İstanbul hakkında bütün bildikleri o arkadaşının anlattıklarından ibaretti. Üsküdar’daki bütün cadde ve sokakların isimlerini öğrenmesine rağmen şehrin Avrupa yakası hakkında fazla bilgisi yoktu. Ne yazık ki bütün işleri de o semtlerde idi. Arkadaşı gece Üsküdar’da kalabileceği bir akrabasının adresini vermişti... Gece geç saatlerde bindiği otobüs, sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte İstanbul’a girmiş, Boğaz Köprüsünün bir kartpostal güzelliğinin çok ötesindeki, doyumsuz manzarası yarı uykulu gözlerinin önüne serilivermişti. Sabah trafiğine yakalanmamak için hız sınırının üstünde yol alan otobüs biraz yavaş gitse de bir masal alemi gibi o güzelliği uzun uzun seyredebilseydi... Köprüden sonra başlayan üst üste binaların görüntüsüyle fazla ilgilenmedi. Toprağındaki her karenin değerlendirildiği bir şehirde camilerin, türbelerin ve surların dışında farklı bir görüntü aramak yanlış olurdu. Şehirlerarası otobüs terminaline varana kadar bir daha uyumadı. İyice kendine geldi. Etrafını seyretti. Yanındaki koltuğun boş olması ona rahat bir yolculuk imkânı sağlamıştı. Muavinin, arkadaş olmak isteyen, ama cesaret edemeyen hareketlerine rağmen yolculuğu güzel geçmişti. İstanbul’a ilk defa gelmenin verdiği ürkeklikten bir an önce kurtulmalıydı. Bu şehrin en kolay harcadığı insanlar, ona ayak uydurmakta geç kalanlardı. Sabiha, genç yaşına rağmen bunun farkındaydı. *** İstanbul, günün ilk saatlerinde bile hareketli ve canlıydı. Caddeler kalabalıkları daha şimdiden taşımaya başlamış, iş yerlerinin hemen hepsi açılmıştı. Sabah temizliğinde geç kalanlar, işlerini bir an önce bitirme telaşındaydılar. Otobüs Taksim Meydanı’nda boşalıyor, bir yerlere yetişme gayretindeki insanlarca yeniden dolduruluyordu. Özel ve ticari otolardan inip binenlerin haddi hesabı yoktu. Cadde kenarlarında günlük vedalaşmalar, bu meydanın en doğal görüntüleriydi. Sabiha, İstanbul’a geldiği otobüs firmasının servis minibüsünden Taksim’de indi. Minibüs hareket edince, gece boyunca beraber geldiği diğer yolculardan ayrıldı. Ankara gibi büyük bir şehirde yaşamasına rağmen kıtaların birleştiği ve nüfus olarak dünyanın sayılı şehirlerinden birine geldiğini bilerek, kaldırımın ortasında ne tarafa gideceğine karar veremeden bir an öylece kalakaldı. - Aman Allahım! Bu ne kadar insan, bu ne biçim trafik?.. diye mırıldandı. Kaldırımın kenarında bir köşeye iyice çekilerek gideceği adresin yazılı olduğu kartı çıkardı. Adresi ezberlemişti. Yine de o kartın varlığının verdiği güvenceyle biraz olsun rahatlamak istiyordu. Rastladığı ilk gazete büfesine adresi sormak için yaklaşınca, büfenin camındaki yazı dikkatini çekti. “Lütfen adres sormayın!” Sormadı. Yürümeye devam etti. Yaşlı bir simitçi, camlı simit tezgâhının arkasında oturmuş, büyük bir keyifle çayını yudumluyordu. Yaklaştı. Elindeki kartı uzattı. Simitçi karttaki adresi okuduktan sonra dikkatle genç kızın yüzüne baktı. - Hemşerim, sana çok kötü bir haber vereceğim, dedi. Sabiha farkında olmadan üzüldü. Kendini haberlerin en kötüsüne hazırladı. Simitçi, genç kızın yüz ifadesindeki gelişmeleri saniye saniye takip ettiğini hissettirmeden çayından bir yudum daha aldı. - Geldiğin yöne tekrar gideceksin. Taa caddenin sonuna kadar... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT