BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tuvalden perdeye

Tuvalden perdeye

Dikkat çekici ve bazen de imrendiren hayatları ile sinemanın her zaman ilgisini çeken ressamlar birçok filmin konusu oldu.



Sinema farklı bir sanat dalı. Bugüne kadar sinemanın atasının resim olduğunu söyleyenler hiç de az değil. Her iki sanatın da görselliğe dayandığını söyleyen sanat tarihçisi Ferguson sinemayı, sesi ve hareketi olan bir tuvale benzetiyor. Bu yılın bol Oscar adaylığı olan filmlerden biri de Toulouse-Lautrec’in çizgileriyle ünlenen Paris’in eğlence merkezi “Moulin Rouge” idi. Fiziksel olarak hiç de çekici olmayan ama fırçasıyla harika eserler yapan ressam daha önce de John Huston’nun kamerasıyla sinemalara gelmişti (1952 yılı). Son aylarda ise ünlü Meksikalı kadın ressam Frida Kahlo’nun hayatını beyazperdeye aktarmak için Selma Hayek ve Penelope Cruz’un isimleri sıkça geçiyordu ki, ipi göğüsleyen Hayek oldu. İstanbul Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” alan ünlü İspanyol yönetmen Carlos Saura da 1999 yapı “Goya” filmi ile sanat ile hayatı bir kez daha harmanlamıştı. 2000 yılında Amerikalı ressam Jackson Pollock’ın acılarla geçen hayatı beyazperdeye uyarlandı. Film 1956 yılında sanatçının ölümüne sebep olan trafik kazasıyla sonlanıyordu. Bugüne kadar onlarca film yapıldı. Örneğin, Jean-Michel Basquiat, Goya, Vincent Van Gogh, Andy Warhol, Rembrandt, Paul Gaugain, Pablo Picasso ve Dora Carrington gibi sanatçılar hakkında yapılmış birçok film olduğu biliniyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT