BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşk Mektubu

Aşk Mektubu

Biraz gecikmeyle de olsa nihayet vizyondaki filmlerden birisi olan Aşk Mektubu’na gittim.



Biraz gecikmeyle de olsa nihayet vizyondaki filmlerden birisi olan Aşk Mektubu’na gittim. Orijinal ismi “Message in a Bottle” olan bu film için büyük umutlarım vardı. Başrollerini Kevin Costner, Robin Wright Penn ve Paul Newman’ın oynadıkları film bir romantizm kasırgası olacaktı bana göre. Daha önce izlediğim fragmanlarından da başarılı bir çalışma olduğu konusunda fikir edinmiştim. Ne yazık ki öyle olmadı. Güçlü kadrosuna rağmen son derecede sıkıcı bir filmdi. Diyebilirim ki son yıllarda izlediğim en saçma ve en ağdalı kordelaydı. Senaryosu hiçbir zemine oturmadığı gibi yaklaşık yüzon dakikalık süreyi besleyecek dişilikte de değildi. Zaten “Dance with Volves” yani “Kurtlarla Dans” filmiyle büyük başarıya imza atan Kevin Costner’ın şansı o günden sonra dönmüştü. Yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu üstlendiği “Kurtlarla Dans” birçok dalda Oscar ödülüne layık görülmüştü. İyi görünen şeylerin aslında kötü bitebileceği görüşünü desteklercesine, o pırıltılı geceden sonra Costner, neye elini attıysa sıkıntıya düştü. Herkes ömrü boyunca en parlak noktalarda yer almasını beklerken o önce karısından boşandı sonra Water World isimli çalışmasıyla iflasın eşiğine geldi. Anlaşılan Costner, bir müddet iddialı yapımlardan uzak durma kararı almış. Çünkü Aşk Mektubu, son derecede sıradan bir liste filmi. Yapımcılar kadroyu güçlü tutmuşlar ve yüksek hasılatı hedeflemişler. Tabii “güneş balçıkla sıvanmaz” sözünün belirttiği gibi, dünyanın gelmiş geçmiş en karizmatik oyuncularından birisi olan Paul Newman, bu gereksiz filmde bile üst seviyede bir performans sergiliyor. Türk sinemasının bu günlere gelmesinin önemli bir sebebi olan starlara yüklenme fikri anlaşılmaz bir biçimde burada da geçerli olmuş. Amerikan sinemasının çok sık düşmediği bir tuzak bu aslında. Elbette onlar da filmlerinde milyarlarca insanın beğenisini kazanan yıldızları oynatıyorlar ama onların yıldızlarının içi kof değil. Her biri yetenekli ve eğitimli oyuncular. Yine de arada sırada istisnalar oluyor tabii. Tıpkı Kevin Costner gibi. Yakışıklı olduğunu dünyanın pek çok yerinde kadınların kabul ettiği bu oyuncu, bana göre en büyük şansı Robin Hood ile elde etmiştir. Romantizmin doruk noktada olduğu Robin Hood, masal olmasına rağmen çok etkileyici bir filmdi. Neyse. Dönelim Aşk Mektubu’na. Filmin kadın oyuncusu Robin Wright Penn, bir gün sahilde koşarken şişe içinde bir mektup buluyor. Bu, çok etkileyici bir üslupla kaleme alınmış bir aşk mektubu. Gazeteci olan Penn, iş arkadaşlarına bundan bahsediyor. Ertesi gün editörü bu hadiseyi yayınlıyor ve ipuçları gelmeye başlıyor. Verileri değerlendirerek iz süren gazeteciler sonunda mektubun yazarının nerede yaşadığını tespit ediyorlar. Gerisini tahmin edin. Gayet klasik bir biçimde esas kız, esas oğlanı buluyor, müthiş bir aşk yaşanıyor fakat tabii çok sayıda engelle de karşılaşılıyor. Belki bu kadar şikayetime rağmen yine de gidersiniz diye sonunu söylemiyorum. Zevklerle renkler tartışılmaz derler. Doğrudur. Mesela bu filme benden önce giden bir arkadaşım o kadar çok methetti ki anlatamam. Çok beğenmiş, gözyaşlarını tutamamış. Hatta bir kez daha izlemeyi bile düşünüyordu. Ben de onun referansına güvenmiştim zaten. Bir başkasının beğendiğini biz beğenmeyebiliriz. O yüzden siz yine de benden çok etkilenmeyin ve gidip izleyin isterseniz. Ağlayıp ağlamamaya gelince... Bana göre üzülecek tek şey harcadığım zamandı. Ama belki siz, perdede yaşanan aşkın karşılaştığı engellere üzülüp gözyaşlarına boğulabilirsiniz. Bu biraz da insanın o günkü ruh durumuna bağlı sanırım. Moraliniz bozuksa ve kendi hayatınızda ters giden bir şeyler varsa daha kolay ağlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Yine de sinema dünyadaki en müthiş keşiflerden birisi. Hiç değilse iki saatliğine yaşamın monotonluğundan kurtulup bambaşka yerlerde, bambaşka insanların hayatlarına göz atabiliyorsunuz. Sahilde aşk mektubu bulur musunuz bilmem ama gerçek sevgiyi kalbinizde her zaman saklayabilirsiniz. SÖZÜN ÖZÜ İnsan düşeceği yere çıkmamalı. LEVHA Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılı olmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT