BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Mete şaşkınlığın zirvesindeydi. Bugün ne olmuştu Burçin’e?.. Ne garip şeyler söylüyordu böyle?.. “Beni de çok seviyor musun?” demiş, “hayatım” diye hitap etmişti. Bütün bunlar zavallı Mete için biraz fazlaydı. Doğrusu Burçin’den böyle bir şey beklemezdi...



Burçin kısa bir tereddütten sonra tekrar konuştu. -Beni de çok seviyor musun Mete?.. Mete çok şaşırdı. Bu sözlere bir anlam veremedi. Telâşla anî bir fren yaptı. Bunu beklemeyen Burçin, öne doğru kapandı. -Ne yapıyorsun Mete!.. Az kalsın başım camdan dışarıya çıkıyordu. Mete öyle şoke olmuştu ki, ne yaptığının farkında bile değildi. Tekrar gaza bastı. Kendisine şaşkın gözlerle bakan kıza döndü. -Tabiî Burçin, dedi. Seni de çok seviyorum. Burçin durumu kavrayarak gülümsedi. Büyük bir neşe duydu bu durumdan. -Teşekkür ederim hayatım. Mete şaşkınlığın zirvesindeydi. Bugün ne olmuştu Burçin’e?.. Ne garip şeyler söylüyordu böyle?.. “Beni de çok seviyor musun?” demiş, “hayatım” diye hitap etmişti. Bütün bunlar zavallı Mete için biraz fazlaydı. Doğrusu Burçin’den böyle bir şey beklemezdi. Bir türlü aklı almıyordu olanlara. Fakat çok rahatladığını, neşelendiğini hissediyordu. -Bir şey değil şekerim!.. Şaşkınlık sırası Burçin’deydi. Mete’nin bu biraz geciken cevabı, Burçin’in de beklemediği kadar serbestti. Zaten Mete de o sözlerin ağzından nasıl çıktığına hayret ediyordu. Burçin zafer kazanmış insanların sevincini duyuyordu içinde. Mete ile gözgöze geldiler. Derin anlamlar ifade eden tutuk, sessiz kahkahalarla güldüler. Birbirlerine iyice ısınmışlardı. Sıcak çok bunaltıcıydı. Terden sırılsıklam olmuşlardı her ikisi de. Gülhane Parkı’nın önünden Sirkeci’ye iniyorlardı. İstanbul halkı Gülhane parkının girişine toplanmıştı sanki. O kadar kalabalık vardı ki... Limonata, vişne, su, simit, balon, pamuk helva satanlar ordu gibiydi... Mete büyük bir mutluluk hissediyordu yüreğinde. Dünya ne kadar güzeldi, insanlar ne kadar güzeldi. Yaşamanın, hayatın bu kadar keyif verici olduğunu bugüne kadar böylesine hissetmemişti. O mutlulukla bir ıslık tutturdu. Sevdiği bir şarkıyı mırıldanıyordu. Burçin yan gözle Mete’ye bakıyor ve gülümsüyordu. Mete o eski kapanık hâlinden bir anda kurtuluvermiş gibiydi. Artık daha rahat ve heyecansız konuşuyordu Burçin’le. Burçin de Mete’nin bu hâlinden memnundu. Her ikisi de mutluluğu yudum yudum tadarlarken, samimî ahenk içinde neşeleri kıvamını bulmuştu. Mete kuş gibi hafiflemişti, kanatlanıp uçacaktı neredeyse. Galata Köprüsü’nden Bebek’e giden Mercedes’te iki mutlu insan, mutluluk şarkıları söylüyordu...  Bu tür buluşmalar devam ettikçe, Mete’de gözle görülür büyük bir değişim oluyordu. İçinde daima büyük bir sevinç hissediyor, sürekli ıslık çalıyor, şarkılar mırıldanıyordu. Ablasına ve kardeşine şakalar yapıyor, annesine sarılıyor, babasının yanaklarından öpüyordu. Annesi ve babası Mete’nin bu durumuna hem şaşırıyorlar, hem de seviniyorlardı. Mete’nin bu değişiminin sebebini bilen Banu, Burçin’e büyük bir minnet duyuyordu. Ona ne kadar teşekkür etseler azdı. Şermin de olayların az çok farkındaydı. Parlak bir haziran sabahında bahçede kahvaltı yaparlarken, Burçin arabasıyla bahçe kapısından içeriye girdi. -Hepinize günaydın!.. diyerek el salladı. El sıkışmalar ve sarılmalardan sonra bir sandalyeye oturdu. -Annemin hepinize çok selâmı var. Mete’yi istiyor. Onu bizim eve götürmeye geldim. Mete büyük bir sevinçle Banu ve Burçin’e baktı. Sevgi hanım: -Burçin önce kahvaltı yapalım, dedi. -Sağol teyzeciğim, dedi Burçin. Ben tokum, bir lokma bile yiyecek hâlim yok. Siz kahvaltınıza devam edin. Ben bahçenizde biraz dolaşayım. -Peki Burçin, sen nasıl istersen. Burçin onların yanından ayrılıp ağaçların içine girdi. O ilk geldikleri günü, mehtap gecesini hatırladı. Mete şu ağacın altına oturmuştu, düşünceliydi. Sonra Burçin gelip, onunla konuşmuştu. Ağacın yanından ayrılıp duvarın yanına geldi. Evlere, köşklere, arabalara, insanlara baktı. Bir vapur sesi duyuldu uzaklardan. Mete ile buluşmalarını hatırladı. Daha sonra annesinin o gün yaptığı konuşma aklına geldi. Acaba şu anda sağlanan Mete’nin değişimi sağlıklı bir şekilde devam edecek miydi?.. Ya ileride onarılması zor problemler ortaya çıkarsa?!. Bu konuları şimdiden düşünmek istemiyordu. Sık sık düşündüğü bu fikirlerden uzaklaşmak için geriye döndü. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT