BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sağlığınıza duacıyız devletlüm

Sağlığınıza duacıyız devletlüm

Nedendir bilinmez Anadolu halkı kendi sancılarına katlanır ama liderlerinin sağlığı ile yakından alakalıdır. Hatta dost devletlerin liderlerini de göz ardı etmez. Cips yerken düşen Bush ve nezle olan Clinton bizi derinden yaralar. Gelelim Türk siyaset sahnesinde isim yapan meşhurlara. Asansörü bile olmayan başbakanlıktaki kat kat merdivenleri bugüne kadar yürüyerek çıkmak zorunda kalan 77 yaşındaki ihtiyar delikanlı başbakanın hastaneye kaldırılması gündemin değişmeyen konusu oldu. Ecevit’in sağlık problemleri ile yatıp kalkan ülkemizde borsa ve dolar başbakanın aldığı ilaç dozuna göre kâh düşüyor kâh yükseliyor. Muhalefetin seçime zorladığı başbakan ise hastaneden çıktıktan sonra evinde duvara çarpmış olmanın verdiği acıyla “Sağlığımla ilgili eleştirilerden bıktım” demekle yetiniyor.



Baba 1 numara ‘Mühür kimdeyse Süleyman O’ dur’ sözünü düstur edinen Süleyman bey 7 dönem başbakanlık ve bir dönem cumhurbaşkanlığı yaptı. Yani mührü elinden bırakmadı. Bugün yaşayan en yaşlı başbakan ve cumhurbaşkanı ünvanlarını da elinde bulunduran Demirel’e eşi Nazmiye hanım iyi baktı. Eğer “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” darbımeselini Kanuni Sultan Süleyman söylememiş olsaydı, Kanuni olmayan Sultan Süleyman söyleyecekti. Ama olmadı. Demirel ilk kez, Bilkent Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta 1.5 saat ayakta kaldı ve söyleşinin sonuna doğru rahatsızlandı. Konuşmasını kesen Demirel, kürsüden sendeleyerek ayrıldı ve sandalyeye yığıldı. Yoğun şekilde terleyen Demirel salondan ayrıldı ve bir odada dinlendi. Çıkışta gazetecilerin sorusu üzerine, “Sıkıntım yok sadece terledim” dedi Demirel, doktoru “Uzun süre ayakta kalmış. Bu nedenle kan şekeri düşmüş” dedi. 20 yaşında değilim Demirel 27 nisan 1999’da ABD ziyareti sırasında gazetecilerin “Burada sizi takip etmekten yorulduk, sizin enerjinize yetişemiyoruz. Bize şu işin doğrusunu söyleyin, Baltimor’daki sağlık kontrolünüz neyin nesi, ameliyat mı olacaksınız, bunları kaç gündür öğrenmek için uğraşıyoruz” şeklindeki sorularına Demirel, “Durun size işin esasını söyleyeyim” diye söze başlayarak; “Bir sağlık kontrolünden geçtim, herşey normaldi. Tabii benden 20 yaşındaki insanın durumunu beklemeyin; yaşım yetmişbeş.” 16 Ekim 2000 tarihinde ise Demirel, “Hafızanızın çok iyi olduğu söyleniyor.” sorusuna da ilginç cevaplar verdi. Demirel 20 yıl önce duyduğu bir sesi 20 yıl sonra bir daha duyması durumunda “kimdi bu demeyeceğini” belirterek, “Kimse kendi kendini takdir etmez. ‘Şeyh uçmaz müritleri uçurur’ diye bir tabir vardır. Benim sağlık şartlarım içinde bu zamana kadar şikayetçi olmadığım bir hafızam vardır. ABD’li bir hafıza kurumu bana ödül verecek. Ses hafızam kadar göz hafızam da iyidir” dedi. GÖREVİNDEN ALINDI Amerika’da tedavi görmekte olan Cemal Gürsel, 26 Mart’ta Türkiye’ye getirilerek, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Aynı gün 37 kişilik “Müşterek Sağlık Kurulu”, Gürsel’in cumhurbaşkanlığı görevine devam edemeyeceğini belirten bir rapor hazırlayarak Başbakanlığa sundu. Gürsel’in Cumhurbaşkanlığı görevi, 28 Mart 1966’da TBMM kararıyla sona erdi. Gürsel, 16 Eylül 1966’da vefat etti. İŞte O BELGE MÜŞTEREK SAĞLIK KURULU RAPORU Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı Başbakanlığın Özlük ve Yazı İşleri 2442 sayı ve 26 Mart 1966 tarihli yazıları üzerine toplanan Sağlık Kurulu aşağıdaki kararı almıştır: Sayın Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel 26 Mart 1966 günü tedavide bulundukları ABD’den yurda avdet buyurmuşlar ve saat 06.55 te tedavilerine tahsis edilen Gülhane Askeri Tıp Akademisine yatırılmışlardır. Evvelce hazırlanan program gereğince, Türkiye’de ilk konsültasyonu yapan Saglık Kurulu üyelerine ek olarak, Gülhane Askeri Tıp Akademisi profesörlerinin tamamı ile, Ankara Hastanesi Sağlık Kurulu üyelerinin katıldıkları ilk müşterek toplantıda evvela Cumhurbaşkanı Başhekimi Tbb. Alb. Prof. Lütfi Vural’ın hastalık hakkında verdiği izahat dinlenmiş ve hastanın Walter Reed Hastanesinde tutulan sağlık dosyası ve verilen son rapor incelenmiş, müteakiben hasta bütün üyeler tarafından görülerek uzmanlarca muayenesi yapılmıştır. Hastanın şimdiki muayenesinde: 1.Evvelce mütaaddit raporlarda açıklanmış olan hayati belirtiler yolculuk sırasında herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. 2.Sabah saat 08.00 da yapılan muayene esnasında beden ısısı 36,9, arteriyel kan basıncı 120/64 mm. Hg, nabız sayısı dakikada 102, solunum sayısı dakikada 32 dir. (Solunum Cheyne-Stokes tipindedir) 3.Hastada genel Arteriyoskleroz ve buna bağlı serebral bazıler arterin mütaaddit trombozları neticesi 47 günden beri devam ettiği bildirilen derin komanin halen daha da ilerlediği tesbit edilmiştir. 4.Yukarıda kaydedilen belirtiler ve hastalığın geçirdiği safhalar göz önünde tutularak, serebcul anatomik harabiyetin geri dönmesi, bugünkü tıp anlamlarına göre düşünülemez. Netice olarak: Komadan çıkmaları bir an için düşünülse dahi kendilerinin Devlet Baskanlığı görevini ifaya devam buyurmalarına tıbben imkân bulunmadığını bildirir oy birliği ile alınmış müşterek kurul raporudur. ¥ Mühür ve İmza Op. Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Tek problemi işitme zorluğu İnönü’nün bilinen en meşhur sağlık problemi işitme zorluğuydu. O devrin karikatüristleri iri kulak kepçelerinin içine kocaman bir cihaz yerleştirirlerdi. Gerçi şefimizin işine gelen şeyleri sağlamlardan bile önce duyduğu vaki idi. Kilo problemi hiç yaşamadı ama asabi idi. Hayatını 1973 yılında kaybeden İsmet İnönü sağlıklılar sınıfında sayılabilir. Raporla asıldı... 1960 ihtilalinin ardından Yassıada’ da tutuklu kalan ve burada yargılanan Adnan Menderes’in o güne kadar bilinen bir rahatsızlığı yoktu. Ancak tutuklandıktan sonra günde 4 paket Yenice içen, az konuşan ve az yemek yiyen Menderes hızla kilo kaybetmeye başlar. Menderes’in odasına teybe bağlı dinleme cihazı konulmuştu. Tek kelime konuşma dahi banda kaydediliyordu. Bir gün Menderes doktor istemişti. Doktorun odaya girişinden itibaren cihaz konuşmaları alıyordu. Menderes ile doktor arasında geçen ilginç konuşmalardan bir örnek; Doktor : Bir şey yemiyorsunuz. Bu ilaçları vermeyeceğim artık... Boş mideyle olmaz. Menderes: Şey...artık onları da kesiniz de tamamen olsun. Zaten bir saat kadar tesiri oluyor. Ancak o kadar uyuyabiliyorum.... Keserseniz ilacı... Doktor: -Yemeniz lazım.. Mide boş zararlı olur.. Menderes: Bu gürültü gece sabahlara kadar devam ediyor. Çok gürültü.. Kesmiyorlar. Doktor: Yakında bitirecekler... Amma siz bir şey almazsanız gelmem de... Menderes: Şey... fakat... ne olur Allah aşkına geliniz. Doktor: Allahaısmarladık.... Menderes doktora söylediği gibi bir türlü uyuyamıyordu. Uyumak için uyku ilacı alıyordu. Yemek yiyemiyordu. Oldukça rahatsızlanan Menderes’in idam edilmesi bile mümkün değildi. Ancak idam edildi ve M.B.K.’nin tebliğinde “Ordinaryus Profesör Sedat Tavat, Amiral Bristol Hastanesi Dahiliye Servisi Şefi Dr. Nevzat Yeğinsu ve Yassıada Garnizon Hastanesi tabiblerinden Dr. Ahmet Karahanlıoğlu, Dr. Zeki Kebahçıoğlu ve Dr. Sedat Yürütken’den müteşekkil heyet tarafından düşük Başvekil Menderes’in sıhhı muayenesi yapılmış ve sıhhı durumunun tamamen normale döndüğü raporla tespit edilmiştir. Yüksek Adalet Divanınca verilen ve MBK’ce tasdik edilen idam cezası hükmü infaz edilmiştir. Tebliğ olunur.” deniliyordu. Hiç bir hastalığı olmayan başbakan ihtilal hastalığı sonucunda idam edilmişti. Hastalık ipten döndürdü Celal Bayar bir asır deviren tek devlet adamı ünvanına sahip. Türkiye’nin üçüncü cumhurbaşkanı olan Bayar 103 yaşında hayatını kaybetti. Çok partili siyasî hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti’yi kuran ve başkanlığını yapan Bayar’ın on yıllık cumhurbaşkanlığı 27 Mayıs harekâtı ile 1960 yılında sona erdi. Yassıada Mahkemesi tarafından 15 Eylül 1961’de idama mahkum edilen Bayar’ın cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada’dan Kayseri Bölge Cezaevi’ne nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı. Ancak ipten rahatsızlığı sebebiyle kurtulan Bayar 22 yıl daha yaşadı ve 22 Ağustos 1986 tarihinde İstanbul’da vefat etti. GÜRSELsağlıktan gitti 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra devlet başkanı ve başbakanlık yapan Cemal Gürsel, daha sonra cumhurbaşkanı oldu. Gürsel, Türk siyasetinde bir ilke de imzasını atarak TBMM’nin sağlık problemleriyle görevinden azledilen ilk devlet adamı oldu. 1960’da hafif bir felçle başlayan hastalığı zamanla ilerledi ve Gürsel, 2 Şubat 1966’da tedavi için ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’un özel uçağıyla ABD’ye götürüldü. 9 Şubat’ta komaya girmesi ve durumunun gittikçe ağırlaşması üzerine, Bakanlar Kurulu 24 Mart’ta toplanarak Gürsel’in Türkiye’ye getirilmesine karar verdi. Siyasilerin genel hastalıkları Bunca detaydan sonra siyasilerin hastalıklarını genelleyecek olursak: ¥ Yemeği çok seviyorlar. Seçim gezilerinin yorgunluğundan olacak bir buçuk acılıyı anında ‘götürürler’... ¥ Bütün siyasiler nedense ‘sağırdır’... İşlerine gelmeyenleri asla duymazlar. Ama İsmet İnönü müstesnadır. O kulaklarından gerçekten şikayetçiydi. Ne var ki, o da ‘işine’ geleni duyardı. ¥ Sağ tandanslı politikacılarda genellikle bir kilo problemi vardır... Sol’un politikacıları ise aksine ‘zayıftırlar’... Ecevit iyi yer ama (sanırım sindirim zorluğu çektiği için) kiloya hasret kalır. ¥ Özal sadece BMW’yle otobana çıkınca ‘Yak bir cigara tak bir kaset’ takılan ender politikacılardandı. Ama yanında yetişen Mesut Yılmaz, her bahanede bir sigara yakmasıyla ünlüdür. ¥ Demirel’in sigara içtiğini bugüne kadar yok. O Anadolu çocuğu olduğu için tercihini pekmezden yana kullanır hep... ¥ Asker kökenli siyasetçiler kesinlikle turp gibidir. Onlar asla hasta olmazlar, olsalar bile kimse duymaz... ¥ İşin garibi siyasilerin hafızaları genellikle kuvvetlidir ama ne iştir bilinmez seçim meydanlarında verdikleri sözleri çok çabuk unuturlar. ¥ Aslında bütün siyasilerin hastalığı tektir: Koltuk Hastalığı... Bu hastalığı bugüne kadar tedavi edebilecek bir tıp metodu henüz gelişmedi. Tonton, yemeyi severdi O güne kadar şikayeti olmayan Turgut Özal 13 Haziran 1980’de Başbakanlık Konutu’nda Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun’la çalışırken aniden rahatsızlanır ve dinlenmek üzere evine gider. Ertesi sabah Hacettepe Hastanesi’ne kaldırılır ve hemen yoğun bakıma alınır. Ciddi bir kalp krizi geçirmektedir. 20 Haziran’da Paris’te yapılacak borç erteleme toplantısına gitmeye kararlıdır. doktorlar, “Olmaz sorumluluğu alamayız” derler. Doktorların uyarılarına kulak asmaz. Kendi isteği ile taburcu olduğuna dair belge imzalar ve 18 Haziran günü Paris’e hareket eder. Özal’ın sağ gözü, seçim kampanyası sırasında kanama yapar. Bu yüzden propaganda gezilerinden bazısını da iptal eder ve seçimden sonra ABD’ye gider. Houston’daki Methodist Hastanesi’nde ‘virektomi’ denilen başarılı bir göz ameliyatı geçirir. Ancak Özal’ın sağlık durumu artık pek iyi değildir. İkisi göz biri kalp olmam üzere üç ameliyat geçirmiştir. daha sonra yine Houston’da ağır bir prostat ameliyatı geçirecek ve nekahat dönemi uzun sürecektir. Çok yedi çok çalıştı Özal çeşitli dönemlerde rejimler ve egzersizlerle kilo kaybetmişse de, bu kilolarını yeniden alır. Çünkü onun iki büyük zaafı vardır: Çok yemek yemek ve yüksek tempoda çalışmak. Özal prostat kanseri olduğunu daha önceden bilir. GATA’da yapılan testlerde bu gerçek ortaya çıkar. Ancak hastalığından hiç kimseye hatta eşine bile sözetmez. Özal prostat ameliyatından sonra, bacak damarlarının iltihap yapması yüzünden uzun süre hastanede kalır. Ameliyattan sonra “By pass ile üzerimden TIR geçmişti, şimdi ise tren geçti” diyordu. Bazıları onun 6 aylık ömrü kaldığını biliyorlar mıydı? Bilmiyoruz! Ama öyle oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT