BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaçıyor... Avrupa treni kaçıyor!

Kaçıyor... Avrupa treni kaçıyor!

Avrupacılar, “on gün kaldı, dokuz gün kaldı-Avrupa trenini, daha doğrusu furgonunu kaçırıyoruz” diye telaştalar. Katılım belgesinin anadilde eğitim ve yayın, idam ve Kıbrıs şartlarının, yangından mal kaçırırcasına, geçirilmesini istiyorlar.



Avrupacılar, “on gün kaldı, dokuz gün kaldı-Avrupa trenini, daha doğrusu furgonunu kaçırıyoruz” diye telaştalar. Katılım belgesinin anadilde eğitim ve yayın, idam ve Kıbrıs şartlarının, yangından mal kaçırırcasına, geçirilmesini istiyorlar. Ecevit’in artık görevinin bütün icaplarını yerine getiremeyeceğini bildikleri halde, bir gecikme ve aksama olmasın diye “Birşeycikleri yok” diye, gerçekleri gizliyorlar. MHP’nin anadilde eğitim, idam ve Kıbrıs konularındaki direnişini “Türkiye’nin yolunu tıkamak” sayıyorlar. Güçleri yetse TSK’yı da, aynı şekilde, suçlayacaklar... Halk ne istiyor? Türkiye halkının %80’i, AB’ye katılmamızı, Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması için tek yol olacağına gerçekten inandığı ve gelecek kuşakların istikbalı için bu, “nurlu ufuklara” yönelmemizin tek yolu olduğu için mi, yoksa sadece, rant, serbest dolaşım ve çalışma imkanları açılacağı için mi bu sürecin devletimize, milli birliğimize vereceği zararları bilmeden, düşünmeden, gönülden mi istiyor? Acaba, halkımız AB kriterlerini olduğu gibi kabul etmenin, kısa ve uzun vadede vereceği zararları bilse idi ne derdi? Halk, Avrupalı’lardan her gün yüzümüze çeşitli şekillerde vurulan şamarları bilerek, “Yarabbi şükür” mü diyor? Ahlâk değerleri En önemlisi, AB-Kopenhag kriterlerini ve daha fazlasını, aynen kabul edersek, kendi toplumsal ahlâk değerlerimizi, tarihin inbiğinden geçmiş kendi öz kriterlerimizi kaybeder. TC Devletini devlet yapan ilkeleri feda edeceğimiz anlaşılırsa, o 80’e ne olacak? Ama toplumumuz o kadar şartlandırıldı ki, bu endişelerin ve manevi değerlerin, maddi kazançlar ve düşünceler karşısında, galiba artık pek önemi kalmadı... Uygarlık bu mu? Avrupa’da ve AB kriterlerine göre, “eşcinsellik hakları” da insan hakları cümlesinden sayılıyor... Eşcinsellerin, biribirleri ile evlenmelerini sağlamak için kanunlarda değişiklikler yapılacak.. Bazı Avrupa ülkelerinde bu kabul edildi. Bazı Avrupa ülkelerinde uyuşturucu kullanmak serbest. İngiltere’de bu konuda kanunların değiştirilmesine çalışılıyor. Hiç şüphe etmeyin ki, bunlar da çok yakında AB kriterleri arasına sokulacak, bu kriterleri bizim de kabul etmemiz dayatılacaktır... Çünkü Avrupa’nın “uygarlık düzeyi” budur! Pekiyi, bizim ulaşmak istediğimiz “çağdaş uygarlık düzeyi” bu mudur? Biz bunlara da razı olacak mıyız? Abartmıyorum, gerçekleri, olacakları söylüyorum... AB tek alternatif midir? Geçmişi yüz yıllara dayanan milletimizin ve devletimizin, gerçek uygarlık düzeyine ulaşması için, kendi gücü ve seçenekleri yok mudur ki, el kriterleri ile uygar olmaya çalışıyoruz? Avrupalılardan medet umuyoruz? Okul yıllarında, 1919’da kansız ve soysuz işbirlikçilerin ve hatta bazı vatanseverlerin, kurtuluşu Avrupa’ya boyun eğmekte veya Amerikan mandasında aramalarına şaşar, bu kadar gaflet, dalalet ve basiretsizlik nasıl olmuştu diye merak ederdim. O zamanın çok daha ağır şartlarında milletimiz, kurtuluş yolunu kendi gücünde ve kriterlerinde bulmuştu. Şimdi aslında çok daha güçlü olduğumuz bir zamanda, gene buluruz.. Bugünkü Avrupa’ya göbeklerinden, kişisel ihtiraslarından ve rantlarından, bağlı olan gaflet, dalalet erbabı nereden türüyor? Meğer, soyları tükenmemiş!. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının yıldönümü kutlandı. Bu eğer göstermelik bir kutlama değil de, gerçekten bir anlamı varsa, o günün şartlarını ve O’nun Büyük Nutuk’unun giriş kısmını ve gençliğe hitabesini yeniden okumakta fayda var. Santayana’nın dediği gibi: “Geçmişi hatırlamayanlar, tekrarlamaya mahkumdurlar!”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT