BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Fatıma’nın evlenmesi

Hz. Fatıma’nın evlenmesi

Kâinatın Efendisi Hazreti Muhammed



Hicretin ikinci senesi idi. Fahr-i kainat efendimizin kızı hazret-i Fatıma, artık evlenme çağına gelmişti. Fatıma-tüz-Zehra validemizi pek çok kimse istedi. Resul aleyhisselam, bunlara, “Onun işi, Hak teâlânın emrine bağlıdır” buyurdu. Bir gün Ebu Bekr, Ömer ve Sa’d bin Mu’az mescidde oturup; “Hazret-i Fatıma’yı, hazret-i Ali’den gayri herkes istedi. Kimseye iltifat olunmadı” diye konuştular. Hazret-i Sıddik; “Zannederim ki, Ali’ye nasip olur. Gelin ziyaretine gidelim ve bu mes’eleyi açalım. Eğer fakirliği ileri sürerse yardımda bulunalım” dedi. Sa’d da; “Ya Eba Bekr! Sen, hep hayır yaparsın. Kalk, biz de sana arkadaş olalım” dedi. Üçü birden mescidden çıkıp, hazret-i Ali’nin evine gittiler. Hz. Ali devesini alıp gitmiş, Ensardan birinin hurmalığına su veriyordu. Onları görünce, karşılayıp hal ve hatırlarını sordu. Hz. Ebu Bekr, “Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i ekrem katında hiç kimseye nasib olmamış bir mertebedesin. Fatıma’yı herkes taleb etti. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Sana nasib olacağını zannediyoruz. Niçin teşebbüs etmezsin?” diye sordu. Hazret-i Ali bunu işitince, mübarek gözleri yaşla doldu ve; “Ya Eba Bekr! Beni ziyadesiyle yaktın. Ona benden başka rağbet eden yoktur. Lakin elimin darlığı buna manidir” dedi. Hz. Ebu Bekr, “Böyle söyleme. Allahü teâlâ ve Resulünün yanında, dünya bir şey değildir. Buna fakirlik mani olamaz. Var, talep eyle” dedi. Hazret-i Ali buyuruyor ki: “Resulullah’ın huzuruna utanarak ve sıkılarak girdim. Resulullah’ın bütün heybet ve vakarı üzerinde idi. Huzurunda oturdum ve konuşmaya kadir olamadım. Resulullah efendimiz; “Niçin geldin, bir ihtiyacın mı var?” buyurdu. Sustum. “Her halde Fatıma’yı istemeye geldin” buyurunca; “Evet” diyebildim. Peygamber efendimiz, hazret-i Fatıma’ya hazret-i Ali’nin kendisini istediğini duyurdu. O da sustu. Peygamber efendimiz; “Fatıma’ya mihr olarak verecek neyin var?” buyurdular. “Yanımda ona verilecek bir şeyim yok ya Resulallah” dedim. “Sana vermiş olduğum Hutami zırhlı gömleğin nerededir, ne oldu?” buyurdular. “Yanımdadır” deyince; “Onu sat ve parasını bana getir. Mihr olarak o kafidir” buyurdular.” Başka bir rivayette de; “Resulullah efendimiz, hazret-i Ali’ye; “Yanında neyin var” buyurduğunda; “Atım ve zırhlı gömleğim var” diye cevap vermiş, Resulullah efendimiz de; “Atın sana lazım olur, fakat zırhını sat” buyurmuştu. Başka bir rivayette de; “Ya Ali, git kendine bir ev kirala” buyurdu. Hazret-i Ali, evleninceye kadar Peygamber efendimizle beraber oturuyordu. Peygamber efendimizin emirleri üzerine, Mescid-i Nebevi yakınında, hazret-i Aişe’nin odasının karşısında bulunan Harise bin Nu’man’ın evini kiraladı. Zırhını da, hazret-i Osman efendimize 480 dirheme sattı. Hazret-i Osman, zırhı satın aldıktan sonra hediye olarak geri verdi. Hazreti Ali, zırh ve dirhemlerle Peygamberimizin yanına gelince, Peygamber efendimiz, hazret-i Osman’a çok hayr dua ettiler ve; “Osman, Cennet’te benim refikimdir” buyurdular. Sonra Bilal-i Habeşi’yi çağırdı ve paranın bir kısmını vererek; “Bu parayı al, çarşıya çık! Biraz gül suyu, geri kalan para ile de bal al ve Mescid’in bir kenarında temiz bir kab içinde su ile eziniz. Bal şerbeti yapınız ki, nikah yıkıldıktan sonra içelim. Ensar ve Muhacirlerden mevcut bulunan Eshabımı mescide davet et ve Fatıma ile Ali’nin nikahlarının kıyılacağını halka ilan et” diye emretti. Yarın: Sana müjdeler olsun ki...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT