BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa’nın güvenliği

Avrupa’nın güvenliği

14 Avrupa ülkesi, ABD ve Kanada’nın 4 Nisan 1949 tarihinde imzaladığı antlaşma ile kurulan “NATO”nun ellinci yılını kutluyor.



14 Avrupa ülkesi, ABD ve Kanada’nın 4 Nisan 1949 tarihinde imzaladığı antlaşma ile kurulan “NATO”nun ellinci yılını kutluyor. Ellinci yılda üye sayısını 19’a çıkaran “NATO” Avrupa’nın tamamını içine alacak bir gelişme trendi sürdürmektedir. Soğuk savaş dönemlerinin tek dayanağı olan “NATO” özellikle Sovyetler Birliği ve demir perde ülkelerinin yayılma stratejilerini başarıyla durdurmuş bir savunma kuruluşudur. 1989 yılında Doğu-Batı ilişkilerindeki köklü değişimler sebebiyle “NATO” eski fonksiyonlarını kaybetmiştir. Berlin duvarının yıkılışı ile birlikte ortaya çıkan Bağımsız Devletler, “NATO”nun ilgi alanına girerken, Hıristiyan olmayan tek üyesi Türkiye’nin statüsü tartışmaya açılmıştır. Politik, askeri ve ideolojik kavgaların şekil değiştirmesi sebebiyle, “NATO”nun varlığı, gücü ve stratejileri de gündeme alınarak ellinci yılda hedefler konusu tartışılır hale gelmiştir. 23-25 Nisan tarihleri arasında Washington’da kutlanan ellinci yıl zirvesinde alınan kararlar tam manasıyla belirginleşmese de “NATO”; varlığını sürdürmeye devam edecektir. 1990 Londra ve 1991 Roma sözleşmeleri ile yeni bir stratejik konsept geliştirilme çalışmaları halen sonuçlanmamıştır. 1994 Brüksel zirvesinin akabinde Bosna-Hersek’e dönük Sırp tasallutuna karşı ilk defa fiziki güç uygulayan “NATO”nun bu yeni konsepti tartışma sebebi olmuştur. 1992 sonrasında Sırplar’a karşı fiziki güç kullanma işlemi sadece Birleşmiş Milletler askeri gücüne destek vermek şeklinde ortaya çıkarken, bugün “Kosova”da durum çok daha farklı bir şekilde tezahür etmiştir. “Kosova”da Birleşmiş Milletler kararına dahi ihtiyaç duyulmadan başlatılan müdahalede, ABD ve Britanya dışındaki üye ülkelerin ortak kararlarına dahi müracaat edilmemiştir. Denilebilir ki; kuruluşu Birleşmiş Milletler kararı 51 numaralı zapta inhisar ettiğinden “NATO” zaten Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında görev yapmaktadır. Ancak “NATO” ve “BM” karar organları ile çalışma usulleri arasındaki farklılık sebebiyle, “NATO”nun müdahaleleri sürekli tartışma konusu olacaktır. Ellinci yıl kutlamaları ile “Kosova” müdahalesinin eşzamanlı cereyan etmesi bir talih olmuştur. Aksi halde dün 16 bugün 19 üyeli bu paktın güç kullanımı askıda kalacak, genel bir kamuoyu desteği sağlanamayacaktı. Zirvede yeni bir rüzgâr yakalayan “NATO”nun Sırbistan’a müdahalesi en azından üye ülke müşterek görüş ve talebi haline dönüşmüştür. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra silâhsızlaştırılan Avrupa’nın güvenliğinden sorumlu olan “NATO”; Avrupa Birliği’nin kurulması ile başta Fransa ve Almanya olmak üzere, AB üyesi ülkelerin huzursuzluğunu yaşamaktadır. Yirmibirinci yüzyılda Avrupa’nın güvenliği ve “NATO”nun rolü tartışılmaya devam edecektir.. Almanya ve Fransa’nın özellikle BM izni olmadan, fiziki güç kullanımına çekince (muhalefet şerhi) koymaları, ABD ve Britanya’yı zor durumda bırakmıştır. “NATO”nun Kosova’ya müdahalesi teori ve pratikte faydalı olmuşsa da, sınırları ve şiddeti bilinmeyen fiziki güç kullanımının komplikasyonları olacaktır. Her şeye rağmen kargaşa, istikrarsızlık ve insan hakları ihlâllerine karşı, uluslararası nitelikli bir güç kullanılmasının sayısız faydaları vardır. “Kosova ve Sırbistan”a “NATO” dışındaki bir fiziki gücün müdahalesi, Balkanlar’ı ve hatta Avrupa’yı yeni bir sıcak savaşa itebilirdi. Netice alınmasa da, çaresiz insanlar koruma altına alınmış oldu!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99503
    % -0.33
  • 5.6393
    % -1.83
  • 6.3819
    % -1.56
  • 7.4307
    % -2.03
  • 239.303
    % -1.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT