BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Resulullah'a imam oldu

Resulullah'a imam oldu

Abdurrahman bin Avf, Peygamber efendimize peygamberlik bildirilip, İslam dinini insanlara gizlice tebliğ etmeye başladığı sene, ticaret için Yemen'e gittiğinde Askelân bin Avâkir-ül-Himyerî'ye misafir olmuştu. Yemen'e her gidişinde konuk olduğu bu yaşlı zat ona şunları söyledi: - Ben seni ticaretten daha hayırlı bir müjde ile müjdeleyeyim mi? - Evet, müjdele.



- Hiç şüphesiz, Allah senin kavminden, kendisinden razı olduğu, seçtiği bir peygamber gönderdi ve O'na Kitap da indirdi. O, insanları putlara tapmaktan men edecek ve İslâmiyete davet edecek. Hakk'ı buyuracak ve işleyecek, bâtılı da men ve iptal edecektir. O, Hâşimoğulları'ndandır. Siz O'nun dayılarısınızdır. Dönüşünü çabuklaştır! Gidip O'na yardımcı ol! Kendisini tasdik et ve şu beyitleri de O'na götür! Abdurrahman bin Avf, Yemenli ihtiyarın söylediği beyitleri ezberleyip, hemen Mekke-i Mükerreme'ye döndü ve Hazret-i Ebû Bekir'le buluştu. Ona, Yemenli ihtiyarın söylediklerini haber verdiğinde Ebû Bekr-i Sıddîk, "O kimse, Abdullah'ın oğlu Muhammed aleyhisselâmdır. Allahü teâlâ, O'nu insanlara peygamber olarak gönderdi. Hemen O'na gidip imân et!" dedi. Bu sözleri işiten Abdurrahman bin Avf derhal Resûlullah'ın evine gitti. Peygamber efendimiz onu görünce gülümsedi ve sordu: - Arkanda ne haber var, ey Abdurrahman? - Yâ Muhammed, bu ne demek? - Bana tevdî edilmek üzere o kimsenin seninle gönderdiğini getir, ver. Hiç şüphesiz onu bana gönderen Hımyeroğulları müminlerinin üstünlerindendir. Abdurrahman bin Avf, Resûlullah efendimizin bu sözlerini işitince hemen Kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olma şerefine kavuştu ve Yemenli ihtiyarın söylediği beyitleri okuyarak, onun anlattıklarını anlattı. Hazret-i Abdurrahman İslamiyeti kabul edince diğer Müslümanlar gibi eziyet ve işkencelere maruz kaldı. Habeşistan'a hicret eden Müslümanlarla beraber vatanını terk etmek zorunda kaldı. Hazret-i Abdurrahman bütün harplerde bulundu, Uhud savaşında yirmi yerinden yaralandı, on iki dişi kırıldı. Ayağından aldığı yaradan dolayı hafif topal kaldı. Abdurrahman bin Avf, Resûlullah'ın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı. Üç kere malının yarısını verdi. Birinci defa 4 bin dirhem, ikincide 40 bin dirhem ve üçüncüde de 40 bin altını sadaka olarak Allah yolunda dağıttı. Uhud savaşı esirlerinden 30 tanesini azâd ettirdi ve her birine bin altın dağıttı. Tebük seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi. Bir gün buğday, un ve çeşitli yiyecek yüklü 700 devesi ile Medine'ye girdiğinde, Hazret-i Aişe, Resûlullah efendimizin; "Abdurrahman bin Avf, Cennete emekleyerek girer" buyurduğunu bildirince, Abdurrahman bin Avf, develerin hepsini yükleriyle birlikte Allah yolunda dağıtacağını söz verip, onu şâhit tutmuştu. Tebük harbi dönüşünde, Peygamber efendimiz gecikince, namaz geçmesin diye, Abdurrahman bin Avf hazretleri imâm yapıldı. İkinci rekatte iken Peygamber efendimiz yetişip kendisine uydu. Namazdan sonra, "Bir peygamber salih bir kimsenin arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabzolmaz" buyurdu. Resûlullah efendimizin "Göktekiler ve yerdekiler katında, sen eminsin" dediği Abdurrahman bin Avf, yüksek ahlak, fazilet ve kemâl sahibi, çok iyi ve çok temiz, seciyeli bir insandı. Onun kalbi, Allah korkusu ile Resûl-i Ekrem'e muhabbetle, doğruluk ve iffetle, rahmet ve şefkatle dolu idi. Eshâb-ı Kirâm'ın en zenginlerinden olduğu halde, mala karşı en ufak bir sevgisi yoktu. Kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki, kendisi hiçbir vakit dünyasını dinine tercih etmemiş, hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehemmiyet vermemiş, tam Müslüman olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştu. Her halinde ve işinde Resulullah'a bağlı olan Abdurrahman bin Avf, Resulullah'ın feyz ve ilminden çok istifade etmiş, fazilet ve kemâlat itibariyle yüksek dereceye kavuşmuştu. Uzun boylu, beyaz kırmızı tenli, güzel çehreli ve çok sevimli mübarek bir insan olan Abdurrahman bin Avf, 75 yaşında Medine'de vefat etti. Ölümünden sonra da, Bedir'e katılan şanlı sahabilerden hayatta kalanlara dörder yüz altın verilmesini vasiyet etti. Bu vasiyetin yerine getirebilmesi kırk bin altını bulmuştu.
Kapat
KAPAT