BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendini suçlu hissediyordu...

Kendini suçlu hissediyordu...

li Cengiz, otobüsün ön tarafında duran İclal’e baktıkça, aklından binbir çeşit düşünce geçiyordu:



li Cengiz, otobüsün ön tarafında duran İclal’e baktıkça, aklından binbir çeşit düşünce geçiyordu: - O zibidi canımı çok sıkıyor ama yapabileceğim bir şey yok gibi. Tek ümidim İclâl’in sağlam durmasında, Ona yüzvermemesinde. Bu ise tatminkâr gözükmüyor. Eğer herif ciddi gözükerek yaklaşırsa, evlenme çağındaki bir genç kız, münasip bulduğu bir kısmeti neden geri çevirsin? Az sonra durağa gelmişlerdi. Hava kararmaya başladığı için ışıklar yanmıştı. Bu ışıklar her zaman neşe verirken, şimdi delikanlının yüreğini cendereye almış gibi sıkıyordu. Halbuki İclal, şu anda beş altı adım önde, pek yakınında idi. Onunla aynı havayı teneffüs ediyordu. Buraya kadar iyi hoştu da, sonrası pek feci idi. Ona baktıkça zibidiyi hatırlıyor: - Şu anda kanıyla, canıyla, bütün mevcudiyetiyle burnumun dibinde duran genç kız, benim değil, başkasının olacak. Aman yâ Rabbî bana sabır, îtidâl ver, diyordu. Genç adam, resmen perişandı. Beyni uğulduyor, çevresinde İclâl’den başka hiç kimseyi farketmiyordu. Bereket versin ki müthiş soğukkanlı, iradeli idi. Şu an, onun yerinde başkası bulunsaydı belki kalbi durabilirdi. Durağa yaklaştıklarında: - Oğlum Ali Cengiz kendine gel. Zaaf göstermek sana yakışmaz, diyerek toparlandı. Tam zamanı idi. Aynı durakta, iki üç kişi daha inecekti. Arka sahanlığa doğru yaklaşıyorlardı. Ziver beyi tanıyan bu güzergah şoförleri, onun yürüme zorluğunu bildikleri için önden inmesine müsaade ederlerdi. Zaten yakından binen muhterem zatın önden inmesinde mahzur yoktu. Ziver bey ile İclal’in bu esnada kalabalığı yararak arka kapıya kadar gitmeleri zaten mantıksızdı. Ara yerden inmek üzere birkaç kişinin kalkması ile koltuklar arasındaki koridor açılır gibi oldu. Bu esnada ortalara yakın bulunan Ziver bey ile iclal: - Acaba arkaya geçebilir miyiz? gibilerden bakınca Ali Cengiz’i hemen farkettiler. Neyse ki delikanlı zaten onlarla alakalı olduğundan tetikte idi. Görüleceğini önceden hissetmesiyle kapıya dönebildi. Sanki, aynı otobüste olduklarının farkında değildi. O saniye içinde bir çok şey düşündü. Hesapladı: - Evladım Ali Cengiz, dedi: Bu meselede senin hiç mi kabahatin, ihmalin yok. Nezakette, mertlikte hassasiyet göstereyim derken, aşırıya kaçıyorsun. Hiç değilse şöyle bir görün. Ahşap evin yanından geniş tenha bir caddenin saptığını söylemiştik. Hani kırtasiyeci ile okulun, karşı tarafında da Hekim Ali Paşa korusuna ait duvarların bulunduğu yol... Durak, bu sapağa gelmeden hemen önce idi. Bu da şu manaya geliyordu: Arka kapıdan inen Ali Cengiz, eve gitmek için öne doğru yürüyecekti. Bu takdirde önden inen İclal ve babası ile karşılaşacağı tabii idi. Genç adam, görüldüğünü anlayınca her zamanki gibi bir sonraki durakta inmek mantıksızlığını yapamazdı. Son derece heyecanlanmış halde: - Hiç değilse şöyle bir görün, derken aşağı indi. Öte yanda İclal, daha içerdeyken onu görür görmez, yine kızarmaktan kendini alamadı. Tuhaftır. Hâlâ gafletteydi. Farketmedi. Çünkü, babasına yardım etme telaşında olduğu için yüzüne ateş bastığını zannetti. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT