BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türkiye yeni bir yıla uyuyarak girdi!

Türkiye yeni bir yıla uyuyarak girdi!

Halkımızın tabiriyle eski bir yılı geride bıraktık; acıları, sevinçleri, mutlulukları, başarıları ve krizleri ile birlikte... Yeni bir yılın bize ne getireceğini bilmeden mutlulukla girdik. Sanki her şey sil baştan yenilendi; yeni bir iş, yeni bir başarma azmi, savaşsız ve sevgi dolu bir yıl. Herkesin temennisi bu...



Halkımızın tabiriyle eski bir yılı geride bıraktık; acıları, sevinçleri, mutlulukları, başarıları ve krizleri ile birlikte... Yeni bir yılın bize ne getireceğini bilmeden mutlulukla girdik. Sanki her şey sil baştan yenilendi; yeni bir iş, yeni bir başarma azmi, savaşsız ve sevgi dolu bir yıl. Herkesin temennisi bu... Senenin her günü ve günün her saatinde işsizlikten ve krizden şikayetçi olan insanlarımız, yeni bir yıla 1 Ocak günü uyuyarak girdi. Her sene aynı günde hareketli olan şehirler bile bu yeni yılın ilk günü çok sessizdi, sanki ölü şehirler... Krizden ve iş bulamamaktan şikayetçi bunca insanlar nerede? Neden yeni bir yıla, daha ilk günden uyuyarak ve miskin bir şekilde giriyoruz? Daha sonra da hep şikayetçi oluruz devletten, krizden, IMF’den... Gazeteyi açtığımızda eleman arayan yüzlerce ilan görürüz, diğer yanda iş bulamayan binlerce üniversite mezunu gençlerimiz... Gözümüz, gönlümüz hep refah içinde yaşayan ülkelerdeki insanlarda, rahatlıkta ve huzurda. Fakat onların o yakalamış oldukları huzuru, başarıyı nasıl başardıklarını düşünmüyoruz. Gençlerimizdeki düşünce şu; “okulu bitireyim, devletin kadrosunda memur olayım veya bir bankada çalışayım”... Ne yazık ki, her yıl çok sayıda sınav oluyor işe alınmaları için, sonrası da hüzün ve farklı düşünceler (işte ona torpil oldu veya rüşvet verdi) gibi. Halbuki gençlerimiz daha farklı düşüncelerle, idealist olarak yetiştirilse... Araştırmacı ve mücadelesinde ruhunu ortaya koyan kararlı insanlarla, gıpta ile baktığımız insanların seviyesine gelmemiz zor olmayacak. Öz benliğine bağlı, özgüvenini kazanmış bireylerle hem daha rahat kalkınır, hem de daha kolay AB’ye gireriz. Televizyonları açtığımızda adı “eğlence” olan programların iyice basitleştiği görülüyor. Daha seviyeli, kaliteli programlarla insanlarımız hem eğlenir, hem de eğitilir. Gençlerimizin kanına bir de onlar girmemiş olur. Ne istediğini, nasıl yaşayacaklarını bilmeyen gençler; özentiden dolayı kötü yola düşen, uyuşturucu batağına saplanan genç kızlar ve bildiğini okumaya devam eden müsebbibler... Bütün bunlara rağmen 1 Ocak günü uyuyan bütün bir Türkiye. Umarım bu uyku 1 Ocak günü ile sınırlı kalır... > Sevim Kaya Yapıcı olmamız gerekir Hükümet kurulalı fazla olmadı, ama boş Meclis koltukları televizyonlara yansıyor. Anlaşılan fazla ders alınmıyor... Milletvekilleri’nin devamlarının sağlanması için gereken tedbirler alınmalıdır. “Vagonları rayına oturtmadan lokomotifi çalıştırmanın imkansızlığı”nı bilen kimseler olduğunuzu düşünerek sizleri seçtik. Bizi mahcup etmeyeceğinize inanıyoruz... Sayın Baykal’ın muhalefet yapmak adına; gereksiz gerginliklere zemin hazırlaması, hükümetten çok biz vatandaşların işlerini zorlaştırmaktadır. Hatalar ortaya saçılıp, büyütülüp ortaya yayılacağına; yapıcı çözümler üretilmesi gerekmez mi? Halkın Sayın Baykal ve partisini Hükümete ortak etmemesinde büyük isabet bulunduğu gittikçe ortaya çıkmaktadır. Milletin gönlünde yücelmenin yolu, yapıcı eleştiriler ve çözümlerden geçer... Bunca borç ve sıkıntıyı devralmış Hükümet’e karşı aşırı beklentiler içerisinde bulunmanın doğru olmayacağı, haksızlık olacağı kanaatindeyim. Bu memleket hepimizin, sıkıntılardan kurtulmak için yapıcı olmalıyız, el birliğiyle zorlukları aşmalıyız. > Ahmet Niyazi Hoşbaş - ÇORUM Bu adaletsizliği düzeltin! 58. Hükümet’in dikkatine; Köşenizi her gün okuyorum. Herkes sorunlarını, dertlerini yazıyor. Öyle sanıyorum ki, köşeniz birçok kişinin derdine çare oluyor. Onun için size yazıyorum. Benim derdim bambaşka, 57. Hükümet’in büyük bir haksızlığı. 01.11.1976 yılında, 15 yaşımda iken işe girdim. Aynı işyerinde 25 yıl 4 ay çalıştıktan sonra, 12 Nisan 2002’de Dünya Bankası ve IMF’nin hatırı için işime son verildi. Türkiye çapında benim durumumda olan kaç kişi bulunduğunu bilmiyorum. Tam emekli olacağımı beklerken, önce emeklilik uzatıldı, ardından da işin tuzu-biberi olarak işten çıkarıldım. Ben bu devlete 25 yıl vergi ve prim ödedim. Şimdi ise hiçbir sosyal güvencem yok, işsiz-güçsiz bir şekilde geziyorum. Devlet, vatandaşına bunu mu layık görüyor? En çok zoruma giden de, benden sonra işe başlamış, benden az prim ödemiş, ama yaşı benimkinden biraz fazla olanların benden önce emekli olmaları... 50 gün için, tam 3 yıl hiçbir sosyal güvencem ve gelirim olmadan boş boş yaşımı bekliyorum. Bu adalet midir? Yeni Hükümet’in bu adaletsizliği bir an önce gidermesini bekliyorum... > Hüseyin Saçak - ERDEK Sistem bozuk, düzeltin! Milli Eğitim Bakanlığı’na; Ben bu yazıyı bilumun öğrenci velileri adına kaleme alıyorum, halimizi arz ediyorum. Benim çocuklarım, Samsun Gazi İlköğretim ve lisesinde öğrenimlerini sürdürüyorlar. İlk öğretime giden 7. Sınıf, liseye giden 10. Sınıf ( lise2). Zaman zaman gidiyorum. Okulda öğretici ve yönetici kadrosunda bir yılgınlık, tedirginlik, isteksizlik hissediyorum. Çocukların durumunda da gerileme görüyorum. Suç okta mı, yayda mı? Anlamakta zorlanıyorum. İlla milyarlarca liralar harcayıp da mı çocuklarımızın geleceğini hazırlayalım? Bu şartlarda bu çok zor, hatta mümkün değil. Çok paramız olsaydı iş kolaydı. Parası olmayanın çocuğu okuyamasın mı? Aklı olan vatan, millet aşkı olan herkes şunu söylüyor, “sistem bozuk”, düzeltin bizi bu sıkıntılardan kurtarmak için sizleri seçtik. İmdat!.. > Samsunlu bir öğrenci velisi
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT