BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kelleni değil, mantığını koy!..

Kelleni değil, mantığını koy!..

Avrupa özelleştirme işini ta 1980’li yıllarda yaptı bitirdi. Doğu Bloku ülkeleri ise daha 1990’lı yılların sonunda bu işi tereyağından kıl çeker gibi çekip halletti; hem de birkaç sene içinde. Türkiye’de de 1986’dan beri özelleştirme davulu çalınıyor ama ciddi bir adım atılamadı bir türlü.



Avrupa özelleştirme işini ta 1980’li yıllarda yaptı bitirdi. Doğu Bloku ülkeleri ise daha 1990’lı yılların sonunda bu işi tereyağından kıl çeker gibi çekip halletti; hem de birkaç sene içinde. Türkiye’de de 1986’dan beri özelleştirme davulu çalınıyor ama ciddi bir adım atılamadı bir türlü. 17 senede yapılan özelleştirme miktarı 8 milyar dolar gibi çok komik bir rakamda takıldı kaldı. Yapılan masrafları ancak karşılıyor neredeyse!.. Beceriksizliğinin kılıfı da hazır: “Elimizdeki malı değerinin altında satıp da devleti zarara mı uğratacağız!.. Şartlar oluşup, uygun mevsim yakalanınca hemen satacağız.” ‘Tüyü bitmemiş yetim’ edebiyatı. Bunların hepsi palavra. Amiyane tabiriyle ‘Ölme eşeğim yaz gelsin...’ hikayesi. Açık bir misâl vereyim: Türk Telekom’un yavruları satıldı... Turkcell, Telsim, Aria... Aycell ise henüz baba evinde. Bu üç bebenin anası olan Türk Telekom’un değeri 1980’li yıllarda 10 milyar dolarla 20 milyar dolar arasında gitti geldi. 1990’lı yıllarda ise daha da aşağı indi. Konumuz o değil... Özelleştirmeyle ortaya çıkan hacim, bu rakamların kat be kat üstünde. Nasıl mı? Sözünü ettiğim bu üç mobil operatörün 20 milyondan fazla abonesi var bugün. Dolaylı dolaysız çalışanlarının sayısı ise 100 bin kişi civarında. Aileleri de dahil edecek olursak, toplam 500 bin kişi bu işten ekmek yiyor. Bu üç GSM operatörü için aşağı yukarı 10 milyar dolar yatırım yapıldı, hâlâ da yapılıyor... Her cins ve marka cep telefonu Türkiye pazarına girdi. Yerli üretimler de başlıyor ayrıca... Bu telefonları alıp satmak için açılan dükkanlar, kart bayileri, tamir servisleri, sigorta şirketleri, kargo hizmetleri.... tüm bunlar reel ekonomi canlandıran dinamikler. Ayrıca Maliye’nin tahsil ettiği dolaylı ve dolaysız vergilerin haddi hesabı yok. Bu şirket kağıtları borsada işlem gören hisse senetlerinin başında geliyor. Bu operatörlerin satış fiyatlarından hiç bahsetmediğimi fark ettiniz değil mi? 8 milyar dolarlık özelleştirme gelirinin neredeyse yarısını bu üç GSM operatörü meydana getiriyor halbûki. Özelleştirilen üç GSM operatörünün ekonomik ve sosyal katkısı, devlete kazandırdığı finansmandan çok daha önemli. Benim esas dikkat çekmek istediğim nokta bu. Bu üç GSM operatörü, devlete hiç finansman desteği sağlamamış, yani bedâva özelleştirilmiş olsaydı bile, ekonomiye kazandırdığı güç; bedâva devredilmesi ayıbını ortadan silecek ve özelleştirmeyi yapanları tarihe geçirecek büyüklüktedir. Zira, isdihdam, hayatı kolaylaştırıcı özellikleri, ülkeye getirdiği yabancı sermaye, Maliye’ye kazandırdığı vergi geliri, piyasaya sağladığı canlılık gibi hususlar üst üste konduğunda, “Ne pahasına olursa olsun, yeter ki özelleştirme olsun” mantığının doğruluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Diğer taraftan, “Vakti gelsin, satarız” vurdumduymazlığının ortaya çıkardığı ağır faturayı da bu gerçeğin içinde okumak mümkün oluyor. Kellemi koyar, özelleştirmeyi yaparım” diyen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, bu konudaki azmini ve kararlılığını ortaya koyuyor ve bu sene en az 4 milyar dolarlık özelleştirme yapacağını iddia ediyor. Abdüllatif Şener’in heyecanını alkışlamamak mümkün değil. Ancak, özelleştirmenin ekonomik ve sosyal özelliklerini dikkate almak yerine getireceği finansmanı hesap edecek olursa sükutuhayale uğraması ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu da söylemek lâzım. Ekonomiyi harekete geçirecek büyük bir pasta var devletin elinde; hepsini bedâva verse bile bu fonksiyonu yerine getirebileceği kadar büyük. Bir tarafta Türkiye’nin işsizine iş bulacak kadar önemli bir KİT, bir tarafta da devleti yönetenlerin sahiplendiği KİT. Bunun hangisi Türkiye için faydalı? Vergide af neden temmuz? Adına kim ne derse desin, ben; “Vergi affı” diyorum ve bu affın doğru bir karar olduğunu savunanlar safında yer alıyorum. Sadece, vergi affından faydalanma sınırının 1 Mart 2003 tarihine kadar değil de, neden 2002 Temmuz’una kadar uzatıldığını anlayamamanın sancısı içinde kıvranıyorum. Temmuz’dan sonra piyasalar mı iyileşti, yoksa vergi oranları aşağı mı çekildi, vergi mükellefleri zengin mi oldu, yoksa başka bir şey mi var. Ne oldu da vergi affından faydalanma süresi Temmuz-2002 ile sınırlandırıldı? Bir de SSK ve Bağ-Kur sigorta primleri ne zaman böyle bir affa tabi tutulacak? Hakeza telefon. Vatandaş telefon borcunu ödeyememiş. 50 milyon, 100 milyon borcu var. Adamın telefonu görüşmeye kapanmış, aboneliği işlemiyor, numara başkasına hizmet veriyor, icra kapıda... Kimin ne kârı var bu trajediden? Hiç!.. O halde Türk Telekom’un da bir an önce böyle bir temizlik yapması ve vatandaşı rahatlatacağı gibi hukuk servislerini de asli işlerini yapar hale getirmesi bekleniyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT