BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1001 Osmanlı Hikâyesi

1001 Osmanlı Hikâyesi

Haçova Savaşı kazanılmıştı... Ancak, bu zaferin asıl kahramanları, Hoca Sadettin Efendi ve onun teşviki ile canlarını ortaya koyarak, tepeden tırnağa zırhlı düşman askerine, kazma-kürek, kepçe, bıçak ve şişlerle saldıran aşçı ve hizmetkarlardı...



Yemen fatihi Koca Sinan Paşa, üçüncü defa sadrazam olmuştu. Ömrü harp meydanların da geçmiş olan bu ihtiyar vezir, -Yâ Rabbi! Bana bir zafer daha kazandırmadan canımı alma! diye dua ediyordu... Nihayet 1593 yılında Avusturya üzerine sefer açılmasına karar verildi. Bu sefere Veziriazam Koca Sinan Paşa kumanda edecekti. Fakat savaş yıllarca devam ettiği halde bir neticeye ulaşılamadı. Nihayet Şeyhülislam Hoca Sadettin Efendi, eğer Padişahın da sefere çıkıp Yeniçerilerin başına geçerse zaferin kazanılacağını söyledi. Bu arada, bütün ömrü, kazandığı zaferlerle süslenmiş olan veziriazam Sinan Paşa, 1596’da vefat etti. Yerine İbrahim Paşa veziriazamlığa getirildi. Savaş kaybedilmek üzereydi 1596 yılı 21 Haziranında “Eğri Fatihi” lll. Mehmet Han, azametli bir ordunun başında sefere çıktı... Nihayet iki ordu 26 Ekim 1596’da Haçova’da karşı karşıya geldi. Avusturyalılar, daha önceki savaşlardan epeyce tecrübe kazanmışlar, kesin zaferin ancak, padişahın otağına saldırmak ve onu öldürmek veya esir almakla sağlanabileceğine inanmışlardı. Bu yüzden bütün Avusturya ordusu, Osmanlı ordusunun sağ ve sol kanatlarına değil, yalnızca merkezdeki kuvvetlerine saldırdı. Şiddetli bir muharebe başladı. Ağır kayıplar vermelerine rağmen merkez kuvvetlerimizi dağıtmayı başardılar. “Nusret sabır iledir sultanım” Padişahın durumu şu anda tehlikede idi. Şeyhülislam Hoca Sadettin Efendi, telaşa kapılan padişahı teskin etmek için: -Nusret sabır iledir sultanım. İnşaallah zafer bize müyesser olacaktır, diyordu. Bu sırada düşman birlikleri, padişahın muhafızlarını da bertaraf etmiş, çadırın yakınına kadar gelmişlerdi. Yavuz Sultan Selim Han’ın nedimi Hasan Can’ın oğlu olan Şeyhülislam Hoca Sadettin Efendi, padişaha hissettirmeden, bütün aşçılar, sakalar, hademeler ve ne kadar hizmetkarlar varsa topladı ve onlara durumun ciddiyetini anlattı Hepsi de mutfaktaki kepçe, satır, bıçak, şiş gibi ne varsa silah olarak ellerine aldılar ve çadırın önüne kadar gelmiş olan düşman askerine saldırdılar. Otağ-ı hümayun kurtarıldı... Bu sırada Cağaloğlu Sinan Paşa da emrindeki kuvvetlerle taarruza geçerek düşmanın sol kanadını parçaladıktan sonra, hemen merkeze saldırdı ve otağ-ı hümayunu ele geçirmek isteyen düşman kuvvetlerini darmadağın etti. Böylece, Avusturya ordusu büyük bir mağlubiyete uğradı. Fakat bu zaferin asıl kahramanları, Hoca Sadettin Efendi ve onun teşviki ile padişahı korumak için canlarını ortaya koyarak, tepeden tırnağa silahlı düşman askerine, kazma-kürek, kepçe, bıçak ve şişlerle saldıran aşçı ve hizmetkarlardı.
Reklamı Geç
KAPAT