BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Evdeki hesap çarşıya uymayınca

Evdeki hesap çarşıya uymayınca

ABD’nin Irak’a saldırısının kısa süreceğini düşünen ve tüm iktisadi beklentilerini savaş sonrası canlanmaya odaklayan global ekonominin oyuncuları bir kaç gündür bir hayli tedirgin. Akıllı bombalarla, Kürtler’le, Şiiler’le Irak’ı birkaç günde derdest edip, petrolü uluslararası pazara akıtacağını düşünen Amerika, ummadığı bir direnişle karşılaştı ve stratejisini uzun süren bir çatışmaya revize etti. Haftalar telaffuz edilmeye, savaş bütçeleri artırılmaya başlandı.



ABD’nin Irak’a saldırısının kısa süreceğini düşünen ve tüm iktisadi beklentilerini savaş sonrası canlanmaya odaklayan global ekonominin oyuncuları bir kaç gündür bir hayli tedirgin. Akıllı bombalarla, Kürtler’le, Şiiler’le Irak’ı birkaç günde derdest edip, petrolü uluslararası pazara akıtacağını düşünen Amerika, ummadığı bir direnişle karşılaştı ve stratejisini uzun süren bir çatışmaya revize etti. Haftalar telaffuz edilmeye, savaş bütçeleri artırılmaya başlandı. Savaşın ilk gününde yükselen dünya borsaları hafiften inişe geçtiler. Türkiye’de “Bu savaşta biz de yer almalıyız, parsadan pay kapmalıyız” diye yırtınanların sesi azalırken, “iyi ki girmedik” diyenler biraz daha dik durmaya başladılar. Yurdum insanı gönlüyle Irak halkını destekleyip ABD’nin başarısızlığına sevinirken, aklıyla da savaşın bir an evvel bitmesini, yani Saddamın devrilip ABD’nin galibiyetini bekler durumda kaldı. Esasen en karmaşık psikolojik durum herhalde Türkiye insanında. Savaşın uzun sürmesi demek, ABD’nin Iraklılar karşısında başarısızlığı, yani mazlumun başarısı demek. Ama uzun süren savaş aynı zamanda düşen turizm gelirleri, yükselen risk primi ve faiz, bozulan bir ekonomi demek. Tam anlamıyla bir “yaman çelişki.” Vietnam sendromu Irak batağından kısa sürede çıkamayacağını farkeden ABD’de, “Yeni bir Vietnam mı?” sorusu alttan alta telaffuz edilmeye başladı. Yıllarca devam eden bu kanlı savaşın Amerikan ekonomisine ve toplumuna verdiği zararlar travmatik boyutta olduğu için tedirgin olmaları çok tabii. Şu an için Irak’ın bir Vietnam olması uzak ihtimal gibi görünüyor. ABD’nin elinde teknolojinin çok ileri ürünleri var. Üstelik ABD bu sefer yalnız değil. Irak’ı bir koalisyon halinde (İngiltere’nin dışındakiler garnitür kabilinden olsa da) işgal etmekteler. Ancak, savaşın beklediklerinden çok daha uzun süreceği ihtimali, maliyetinin ve zayiatının öngörülenden çok fazla çıkacak olması Amerika’yı fena halde germiş durumda. Ekonomik mülahazalar da bu duruma göre yapılıyor. Ele geçirilecek Irak petrolleri ve o bölgede sağlanacak egemenlik sayesinde ekonomilerinde oluşması beklenen büyüme ve canlanma beklentisi hem zayıfladı, hem de ertelenmeye başladı. ABD’de, Vietnamı düşünerek “Eyvah yine mi?” diye düşünenlerin sayısı da artıyor gibi. Moral bozmanın alemi yok!.. Türkiye 1 Mart’tan beri felaket tellallarının etki alanında kaldı. Gelmeyeceği kesinleşen yardım ve ABD’nin “serin” duruşu, çok bilen strateji dehalarının “mahvolduk” yorumlarını tetikledi. Bir anda herkes Türkiye’nin krizini, moratoryumunu, ekonomik çöküşünü beklemeye, kızgın ABD’nin bizi nasıl döveceğini (!) konuşmaya başladı. Kısacası yine abartı, yine haddinden fazla kötümserlik ve itimatsızlık. Tabii biraz da art niyetin var olduğunu gözardı etmeyelim. Ancak, Irak’ın aslında bir bataklık olacağı ve savaşın uzayacağı ortaya çıkıp da, Amerika’nın da Türkiye’yi “defterden silmediği, pek kolay da silemeyeceği” anlaşılınca panik havası yerini bir miktar sükunete bıraktı. Ülke’de demoralize havanın biraz ileri gittiğini ve biraz da pompalandığını düşünüyorum. Oysa, planlandığı gibi gitmeyeceği anlaşılan savaşın bilinmezliği içinde Türkiye hiç beklenmedik bir noktada hiç beklenmedik bir şekilde devreye girebilir. Türkiye’nin başlangıçtan beri sergilediği, biraz acemice de olsa soğukkanlı tabloya herkesin ihtiyacı vardır. Türkiye yeter ki iç korkularını küçük ve çaresiz bir devlet gibi değil büyük ve yöneten bir devlet gibi planlasın ve sunsun. Kendisinden korkmasın. Tabii hükümet de düşündüklerini ve planladıklarını halkıyla “doğrudan” ve açıkça paylaşsın. Tabiat boşluk kaldırmıyor. Başbakan ve hükümet kamuoyunu detaylı ve sık aralıklarla bilgilendirmedikçe, onların bıraktığı boşluğu felaket tellallarının korku içindeki kompleksli yorumları dolduruyor. Sonuçta da hiç yoktan yere bir güven bunalımı doğuyor, olumsuz beklentiler birbirini tetiklemeye başlıyor. Özellikle serbest piyasa düzeninde algılamalar gerçeğin ta kendisi haline gelir. AK Parti umarız bunun farkına varmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT