BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orakçıoğlu: Türkiye 25 marka çıkarır

Orakçıoğlu: Türkiye 25 marka çıkarır

Türkiye’nin marka olmak için gereken her türlü altyapıya sahip olduğunun altını çizen İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “Bundan sonra yapılacak olan sadece bu potansiyeli harekete geçirmek ve sektör içinden 20-25 marka çıkarmaktır” dedi.



İSTANBUL- Türkiye’nin marka olmak için gereken her türlü altyapıya sahip olduğunun altını çizen İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “Bundan sonra yapılacak olan sadece bu potansiyeli harekete geçirmek ve sektör içinden 20-25 marka çıkarmaktır” dedi. Bugüne kadar birçok tanınmış firma istemesine rağmen marka olamamış ve ya ülke sınırları içinde kalmış, ya da dünyaca tanınan bir markaya fason üretim yapmıştı. Çiçeği burnundaki İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise sektörün marka çıkaracak bir birikime sahip olduğunu ve hiç vakit kaybetmeden marka çalışmalarına başlayacaklarını söyledi. İngiliz firmalarının başlattığı marka faaliyetini daha sonra İtalyan ve Fransız firmaların devam ettirdiğine dikkat çeken Orakçıoğlu, “Bugün bu işi İspanyollar yapıyor ve halka açılan bu şirketlerin değeri de milyar Euro’larla ölçülüyor” dedi ve Türkiye’nin bunu yapmak için herhangi bir eksiği olmadığı görüşünü savundu. Bütün dünyada marka olmak için aranan şartın; en kaliteli ürünü, en makûl fiyatla tüketiciye ulaştırmak hüneri göstermekten geçtiğine işaret eden Orakçıoğlu, “Türkiye bu avantajların içine kalite, değişim, koleksiyon değerlerini de ilâve edebilecek duruma geldi” diyerek; Türkiye’nin üretim gücünü moda ile birleştirme vaktinin geldiğini söyledi. Süleyman Orakçıoğlu; sorularımızı şöyle cevaplandırdı: Soru: Farklı bir sesle ortaya çıkıyor ve Türkiye’nin marka olacak güce eriştiğini iddia ediyorsunuz. Nasıl olacak bu iş? Orakçıoğlu: “Türkiye, üretimde hız, kalite ve ucuzluk unsurlarını birleştirip bu değerleri bir bütün olarak sunabiliyor. AB ve ABD’li birçok firma Türkiye’nin ürettiği malları almayı tercih ediyor. Türkiye’de belli bir standardın olduğunu biliyorlar. Bize sipariş verince gözleri arkada kalmıyor. Bu kadar avantajın üstüne ürün çeşidi de ilâve edilince; bizim iddiamızın arkası boş bir idda olmadığı görülür.” Soru: Bir iki firma marka oldu diyelim, 25’i birden nasıl olacak? Orakçıoğlu: “Bakın. Türkiye neredeyse 30 senedir konfeksiyon yapıyor... 1980’in ikinci yarısında başlayan maratonun ilk yılları gerçekten çok zorlu yıllardı. Sermaye yoktu, bilgi yoktu, birikim yoktu... Şimdi bunların hepsi var. O ilk yıllar bize çok şey öğretti. En zor yıllarımız olmasına rağmen, çok şeyler öğrendik o dönemlerde. Bugün marka olamamışsa dahi birçok firmamızda hiç de küçümsenmeyecek bir bilgi birikimi var. Bu bilgi ve birikimleri bir havuzda toplarsak - ki toplayacağız- marka çıkarmaması için engel yok Türkiye’nin önünde.” Soru: Türkiye’nin böyle bir kültürü yok ki! Nasıl yapacaksınız bunu? Orakçıoğlu: “Doğru, bir zamanlar yoktu ama şimdi var. 2001 Şubat krizi bize çok şey öğretti. Rekabetten dolayı birbirinin yüzüne bakmayan firmalar can ciğer kuzu sarması oldu. Bilgi paylaşımı tahminlerin ötesinde yaygınlaştı. Artık, ‘rakibimin kaybı benim kazancım’ devri bitti. ‘Rakibimin kazancı benim kazancım’ dönemi başladı. Bir malın üzerindeki ‘Madein İtaly’ etiketi tüm İtalyan markalarına kafadan yüzde 40 katma değer kazandırıyor. Bu bir gerçek. Türk ürünleri üzerindeki ‘Madein Turkey’ etiketi de Türk firmalarına katma değer kazandıracaktır. Bunu herkes biliyor artık. Yeter ki bir sinerji kıvılcımı çaksın. Bütün sektörün alt yapısı markalaşmaya hazır.” Soru: Sizin, ‘Vizyon ve misyon grubu’ olarak çıkışınızın altındaki gerçek bu muydu? Orakçıoğlu: “Evet. Daha önce de söylediğim gibi Türk konfeksiyon sektöründe vizyon sahibi çok arkadaşımız var. Onların vizyonunu bir havuzda toplamak ve belli bir hedefe doğru yönlendirmek de bizim misyonumuz. Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplam ihracatın yüzde 25’ini tekstil ve konfeksiyon meydana getiriyor. Türkiye senelerce 27 milyar dolarlık ihracata takıldı kaldı. Sonra atağa kalktı ve bugün 42 milyar dolarlık bir ihracat hedefinden söz ediyoruz. Yüzde 50’lik bir artış... Bu büyümede tekstil ve konfeksiyonun payı hiç de küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Şubat ayında geçen senenin aynı ayına göre yüzde 34’lük bir artış oldu.” Soru: Türkiye için, hele kriz içindeki bir Türkiye için büyük moral bu. Orakçıoğlu: “Tabii. İhracatın artması sadece dövizle sınırlı değil ki. Sosyal dengelerin kurulmasında çok önemli rol oynuyor. Emek yoğun bir sektör bir defa. İstihdama katkısı göz ardı edilmeyecek kadar büyük. Bunun için daha fazla çalışmak, daha fazla üretmek ve refahın artışına daha fazla katkı sağlamak gerekiyor.” Soru: Çok küçük bir yatırımla istihdama katkı sağlayabilmesi de ayrıca önemli, değil mi? Orakçıoğlu: “Gayet tabii. Kişi başına ülkemizde 3 bin dolar düşüyor. Batıda bu rakam 30 bin dolar. Bu otuz bin doların 10 bin doları yatırıma, 10 bin doları vergiye gidiyor. Türkiye ise 3 bin dolarla hepsini yapmak durumunda. Onun için emek yoğun sektör olan tekstil ve konfeksiyon Türkiye ekonomisinin hep motoru olacaktır.” Soru: Sektör aldığı siparişleri zamanında teslim edebiliyor mu? Orakçıoğlu: O konuda övünülecek bir yere gelindi. 3-4 hafta da konfeksiyon ürünü siparişleri teslim ediliyor. Dünyada satış stratejileri değişti. Stoksuz çalışma dönemi başladı. Bir hafta daha hızlanabilirsek artık bizi kimse tutamaz. Hız, kalite ve fiyat avantajımız var. Coğrafi konumumuzda ayrı bir avantaj. Sabah evinde kahvaltı yapan müşteri uçağına atlayıp Türkiye’ye geliyor, siparişini verip akşama evine dönüyor.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT