BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gel de anla bakalım...

Gel de anla bakalım...

Ahir ömrümü, şu malum Amerikalılar’ı anlamaya hasrettim. Ama bu, o kadar kolay mı? Hele benim için?!. Artık tamam diyorum. Aptallıkları anlamak için, süper aptallaşıyorum. Ama yine de zor...



Ahir ömrümü, şu malum Amerikalılar’ı anlamaya hasrettim. Ama bu, o kadar kolay mı? Hele benim için?!. Artık tamam diyorum. Aptallıkları anlamak için, süper aptallaşıyorum. Ama yine de zor. Nato mermer, nato kafa... Nato dedik ya, hadi NATO’dan başlayalım. Geçen hafta biliyorsunuz Washington’da NATO’nun Liderler Zirvesi yapıldı. Cumhurbaşkanı Demirel de Zirve’ye katıldı. Demirel üstelik Zirve’de, Kosova konusunda gittikçe aptal aptal hareket eden Amerikalılar’a, muhteşem bir konuşma yaptı. Kendilerine çıkış yolunu da gösterdi. Cumhurbaşkanımız, “Bakın kardeşim. Yanlış yapıyorsunuz!” dedi. Sonra da anlasınlar diye, çok basitçe, izah etti: “Kosova’ya hava akınları yapıyorsunuz. Hatta bunları artırarak sürdürüyorsunuz. Ama orada işler hiç de umduğunuz gibi gitmiyor. İş, hem uzadıkça uzuyor; hem de her geçen gün daha da vahimleşiyor. Nerede hata yapıyorsunuz? Onu söyleyeyim. Kosova’da bir askeri harekat var. Eeee, bunu kim sürdürür? Tabii ki askerler... Siz kalkıyorsunuz, elinizin hamuru ve çamuru ile askerin işine karışıyorsunuz. Hatta askerlere emir ve talimat yağdırıp, ‘Şöyle yapın! Böyle yapın!’ şeklinde harekatı yönetmeye kalkıyorsunuz. Olur mu kardeşim? Askere karışmak, hiç yakışık alır mı? Bırakın bu işi, askerce götürsünler. Ne yapacaklarına, nasıl yapacaklarına, kendileri karar versinler. Hatta iyilik edip size de kendilerine nasıl destek olmanız gerektiğini söylesinler. Karışmayın. Kosova’yı askerlere bırakın, yahu...” Demirel, veciz bir konuşma yaptı ama, Amerikalılar’ın bu tavsiyeye uymaları zor görünüyor. Zira uymaları için, önce anlamaları lazım. Anlamaları kolay mı? Zannetmiyorum. Nato mermer nato kafalarla zor, dostum; zor!.. MUSLUKÇULUK BAŞKANLIKTAN DAHA İYİ Dedim ya Amerikalılar’ı herkes öyle kolay anlayamaz. Değişik bir millet, değişik bir kafa... Muslukçuluğu, tesisatçılığı; başkanlığa tercih eden bir anlayışları (!) var. Başkan Ford’un karısı Betty Ford bir seferinde çok fena iç geçirmiş. Ah, ah, demiş. “Kocam ABD’ye başkan olacağına keşke tesisatçı-muslukçu olsaydı...” First Lady’ye, “Niye” diye sormuşlar. Betty, cevap vermiş: “Muslukçu olsaydı, hiç değilse eve akşamları saat 5’te gelirdi.” Dedik ya bir alem bunlar... Daha da tuhafı bütün dünya bu aleme benzemeye uğraşmıyorlar mı?.. Fesübhanallah... Hadi hayırlısı. Anlıyacağınız, ‘bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!’ SİZ SINAVDA TERLERKEN ONLAR PARA YAPIYOR Bugün 1 milyon 600 bin gencimiz, Türkiye’de üniversite imtihanına giriyor. Haydi kolay gelsin... Hayırlı muvaffakiyetler... Sınav ama ne sınav. Geçmek de, kalmak da zor!... Zira bu sınava giren de, girmeyen de ‘yanıyor’... Bir kere bu gençlerimizden 1 milyonu baştan elenecek. Kalan 600 bini ise, muhtemelen diplomalarını alıp; ‘diplomalı işsizler ordusuna’ katılacaklar. Eğer bu sınavlar ABD’de yapılsa, YÖK, -sözün gelişi- burada da tezgah açsa, maazallah yanmıştı, bu Amerikalılar... Şimdi ABD’de, liseyi bitirenlerin ancak yüzde 10’u üniversiteye devam ediyor. Diğerleri hayata atılıp para kazanmayı tercih ediyorlar. Türkiye’deki imtihanlar burada yapılsa, daha bir delirir bu aptalişkolar... O, üniversiteye giden yüzde 10 da vazgeçerdiler... Gel de şimdi şu Kayserililer’e hak verme. Amerikalılar’ın ‘en az aptal olanları’, üniversiteye gidiyor. Kayserililer de, ‘aptallarını’ üniversiteye yolluyor. Karışık mı, karışık... Kim daha akıllı haydi siz karar verin... BAŞÖRTÜSÜNE TAZMİNAT VEREN AMERİKALILAR Türkiye’de gözler bugün TBMM’nin açılışında başörtülü milletvekillerine ve üniversite imtihanına girecek türbanlı kızlarımıza çevrilmişken ABD’de olanları size aktarmazsam, çat diye çatlayacağım. Efendim, Washington Dulles Uluslararası Havalanı’nda güvenlik görevlisi olarak çalışan başörtülü 7 hanım önceki gün büyük bir zafer ve de tazminat kazandılar! Dulles Havalanı’nda, başörtülerini çıkarmadıkları gerekçesiyle geçtiğimiz şubat ayında Argenbright Security Inc. firmasınca görevlerine son verilen 7 Müslüman hanım, söz konusu şirketi dava etmişlerdi. Dini inançlarına tecavüz ve dini ayrımcılık konularında açtıkları davaya, başta Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR) olmak üzere, ABD’deki diğer dinlerden gönüllü kuruluşlar da büyük destek vermişlerdi. Ondan sonra şu gelişmeler oldu. Kamuoyundaki bu tepki ve dava sebebiyle Argenbright Security Inc firması önce özür diledi. Şirketin yetkilileri, ‘yaptıkları yanlışı derhal düzelteceklerini ve ilgilileri tekrar işe alarak yüklü bir tazminat ödeyeceklerini’ belirttiler. Bunun üzerine Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR) ile Argenbright Security Inc firması arasında önceki gün bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya Eşit İş İmkanları Komisyonu (EEOC) de gözlemcilik etti. Altı maddelik anlaşma şöyle: 1) Argenbright Security Inc firması 7 Müslüman hanıma ayrı ayrı resmi bir özür mektubu gönderecek. 2) Firma Amerika çapındaki bütün işyerlerinde dini inançlar ve tatbikat konusunda sıkı bir eğitim ve çalışma yapacak. 3) Bütün Argenbright Security Inc firması çalışanlarına İslami kıyafetler ve başörtüsü konusunda bilgi veren bir tamim yayınlanacak. İşyerlerinde isteyenlerin başörtülü çalışabilecekleri bildirilecek. 4) Geçtiğimiz şubat ayında işten çıkarılan ve tekrar işe alınan bu 7 başörtülü hanıma geçmiş maaşları aynen ödenecek. 5) Her birine ayrıca ‘tazminat’ verilecek. 6) Başörtülü hanımların dava harcamaları ile bütün avukatlık ve diğer kanuni masrafları Argenbright Security Inc firmasınca ödenecek. Taraflar arasında yapılan anlaşma ayrıca, “başörtülü hanımların bundan sonraki çalışma hayatında hiçbir şekilde açtıkları dava sebebiyle kendilerine herhangi bir soruşturma ve cezalandırma yapılamayacağını” da hükme bağladı. Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR) İdari Direktörü Nihad Awad anlaşma sonrasında yaptığı konuşmada bunun Müslümanlar için bir zafer olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu konu, dini inançlara ve ibadete saygılı olmak gerektiğini; işyerlerinde yöneticilerin daha fazla dini bilgi almaya ihtiyaçları bulunduğunu ortaya koymuştur. Mağdur olan 7 başörtülü hanımın ve ailelerinin çektikleri üzüntüyü paylaşıyoruz. Ama onlar bu dava ile Amerikan kamuoyuna dini hak ve ibadet hürriyetlerini bir kere daha tescil ettirmeye katkıda bulunmuşlardır. Başörtüsü, başı örter; kafanın içini ve beyinleri değil!” Nihad Awad ayrıca CAIR olarak, “İslami inanç ve ibadetler” başlıklı bir rehber hazırladıklarını, bunu bastırarak ABD çapında bütün işyerlerine dağıtacaklarını söyledi. Ahir ömrümü bendeniz Amerikalılar’ı anlamaya hasretsem de, anlamam zor görünüyor. Haksız mıyım, acaba?!.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT