BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hırsızın hiç mi kabahati yok

Hırsızın hiç mi kabahati yok

Mesut Yılmaz, ANAP’ı Özal’dan devraldığında, partinin oyları yüzde 36 civarında idi.



Mesut Yılmaz, ANAP’ı Özal’dan devraldığında, partinin oyları yüzde 36 civarında idi. Yılmaz, girdiği her seçimi kaybederek, bu oylar bugün yüzde 13’lere kadar indi. Tansu Çiller de DYP’yi Demirel’den devraldığında, partinin oyları yüzde 27 civarında idi. O da girdiği her seçimde parti küçüle küçüle bugünkü yüzde 12’lere indi. Yani, şu anda Merkez sağın oyları yüzde 25’ler dolayındadır. Oylardaki yüzde 50’nin üstündeki bu kayış, siyaseti rayından çıkaran 12 Eylül’ün ürünüdür. 12 Eylül’den sonraki demokratik hayatta istikrar, 2.5 partide aranmış, ancak zarlar civalı olduğu için bu, bir türlü bulunamamıştır! Bu gidişle bulunacağı da yoktur. Bugün ve son senelerdeki hükûmet arayışlarına dikkat edin; hep 2.5 partili koalisyonlar olduğunu göreceksiniz. Yani, istikrarsızlığın daniskası. Tabii, bu durum, demokratik kültürden beslenmek istemeyenler için bulunmaz fırsattır. Kurtlar, dumanlı havayı seviyor zira!.. Tansu Çiller, siyasette yeniydi ve kurtlar sofrasındaydı. Hazmetmeden, çilesini çekmeden tırmandığı zirvede olmanın bedelini, hemen her daim yaptığı siyasi gaflarla ve hatalarla hâlâ ödüyor. Bilmiyordum, önce devleti şimdi de milleti tanıdım, diyor. İnşallah öyledir. Getirildiği DYP Genel Başkanlığı makamının, gerçekte iğneli fıçı olduğunu geç de olsa anlamıştır sanırız. Başta kendisini o makama getirenler olmak üzere; kendinden bedel isteyip de vermediği her kesimle kanlı bıçaklı oldu. En yakınlarından (!) ve güvendiklerinden hıyanet görmekte gecikmedi. Tansu Çiller, siyasi hedefleri doğru, fakat bu hedeflere ulaşmak için sergilediği usul ve stratejiler tamamiyle yanlıştır. Ya, kimseye danışmıyor, ya da, sadık, doğruyu söyleyen müsteşarlardan yoksun!.. Etrafındaki ihanet çemberi daraldıkça hırçınlaştı ve sağlıklı kararlar alamaz oldu. Halbuki, yapılması gereken; bu ihanet kalelerini birer birer düşürüp yanına almaktı. O, tam tersini yaptı, herkesi karşısına aldı!.. Kavga ile bir yere varılsaydı; Özal, medya savaşından mağlup çıkmazdı! En çok suçlandığı mal varlığı konusundan, ailece mahkeme kararıyla beraat etti. Basın bunu duyurmadığı gibi, hâlâ şaibeli diye niteliyor! Eğer Tansu Çiller, bu inatçı, ısrarcı ve kararlı tavrını doğru politikalar üzerinden sürdürebilseydi bugün bir numaraydı. Onun, terörle mücadeledeki başarılarını kimse inkar edemez. Bütün bunlarla birlikte Tansu Çiller’in bir başarısı var ki, bunu görmezlikten gelmek nankörlük olur. Onun bu başarısı, yüzde 25’lik de kalsa (ANAP-DYP), Merkez sağın tarumar olmaktan kurtarılışıdır. Tansu Çiller’in zoru bu oyunu bozmuştur ve bugünkü merkez sağ, bugünkü varlığını bile ona borçludur. Şimdi düşünün bakalım. Eğer, birileri tarafından tezgahlanan küskünler hareketi tutsaydı; Yalım Erez’in Başbakanlığında bir Sadi Irmak hükümeti kurulsaydı ve Öcalan o hükümete teslim edilseydi, ne olurdu merkez sağın hali? Bugün bir ANAP’tan ve DYP’den söz edebilecek miydik? Tansu Çiller, Ecevit’i hükümete getirmekle, merkez sağı kurtarmakla kalmadı, demokrasiyi de kurtardı. Onun bu başarısını kimse görmek istemiyor. Dedik ya, zarlar civalı bu ülkede... Ama, Çiller, zarların ve basının bu halini bilmek durumundadır. Türkiye’nin demokrasisindeki istikrarı hep merkez sağ partiler temin etmiştir. İşte bu istikrarı istemeyen bazıları, merkez sağı ufalaya ufalaya bugünlere getirdiler. Yani, merkez sağ her zaman hedef tahtası yapılmış, palazlanan bütün partiler merkezden oy almışlardır. Bir insan ya da zümre değerlendirilirken, hataları ile beraber sevapları da tartılmalıdır. Mesut Yılmaz ve ANAP da bugün karar arefesindedir. Ya, Ecevit’in yanında, dünkü DTP ve Cindoruk gibi yer alacak ve ilk seçimlerde aynı akıbete uğrayacak, ya da, merkez sağın bütünleşmesi yönünde Çiller ve DYP’nin yanında yer alıp oluşturacakları 171 kişilik blokla ortak politikalarla yola devam edecektir. Uğratıldıkları bunca hezimetten sonra da, akıllarını başlarına devşirip el ele vermeyeceklerse, söylenecek tek söz: (Yandı gülüm keten helva)dır! Her iki parti lideri de birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girdi. Karşı karşıya getirilmelerindeki oyunu ikisi de anlamadı ve devamlı didiştiler! Bunca musibetten sonra, böyle gelmiş ama böyle gitmeyeceğini inşaallah anlamışlardır. Merkez sağdaki bu iki partiyi ve liderlerini eleştirip yerden yere vuruyoruz da; insan ister istemez soruyor: Hırsızın hiç mi suçu yok?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT