BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babam gibi geliyorum!

Babam gibi geliyorum!

Recep Yazıcıoğlu’nun cenazesinde oğlu Mehmet bir söz verdi; “Sen süper valiydin, söz veriyorum arkandan süper bir vali daha geliyor” diye. Mehmet, içindeki acıyla beraber şimdi sözünü tutmaya çabalıyor. “Babam, sistemi deldi geçti ama yıkmaya gücü yetmedi. Biz onun fikirlerini yaşatacağız” diyerek...



Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu Mehmet Yazıcıoğlu, babasının yolunda yürümekte kararlı. Genç yaşına rağmen Mehmet, babasından kalan mirası sırtlamış; kendisine omuz veren insanlarla birlikte onun kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor... ‚ Babanızın cenaze töreninde yaptığınız konuşmada ‘sen bir çılgındın, arkandan bir çılgın geliyor. Sen süper valiydin söz veriyorum ben de süper vali olacağım’ demiştiniz... “- Onu şöyle değiştirelim. Vali olalım, siyasette olalım gibi bir derdimiz yok. Benim söylediğim; insanların o ilgisini aldıktan sonra, herkesin üstüne düşeni yapması gerektiğiydi. Ben o konuşmayı yaptıktan sonra, biz vilayete çıktık. Vali beyin naaşı da hareket etti. Eniştem ‘naaş gitti ama kalabalık niye dağılmıyor’ diye sormuş. ‘Vali beyin oğlunu bekliyoruz’ demişler. Aşağı indim ve ‘Söz verdin, bu projeleri yarıda bırakma’ diyen insanları gördüm. Aralarında bilim adamları, siyasetçiler ve en önemlisi halkın olduğu, o sevgi selini görünce; bu misyonu devam ettirmemiz gerektiğine yöneltti beni.” ‘Açığız’ ‚ Ne yapacaksınız bu misyonu devam ettirmek için? “- Vali bey tek başına bir partiydi aslında. Bir düşünceye, ideolojiye bulaşmadan; her görüşü belirli orantısıyla kabul etti. Bize düşen; onun 3.5 yılda yaptığı halk aydınlanmasını, Türkiye’nin gidişatı için neler yapılması gerektiğini, sistem denen bu kaosun nasıl çözüleceğini ve bunun içinde nasıl yer almamız gerektiğini konuşmak. Öyle bir grup düşünün ki; her alanda kendini ispat etmiş, geçmişine baktığı zaman geleceğini görecek; berrak olacak kişiler olmalı. Yarın siyasi bir yapıya kavuştuğumuzda, makam mevki derdi olmamalı bu insanlarda. Bu tür insanların hepsine kapımız açık” ‚ Bir düşünce platformu oluşturacaksınız yani. Sistemdeki tıkanıklıkları açmak için muhalif bir yapı mı olacak bu? “- Ben buna, ‘Recep Yazıcıoğlu Düşünce Grubu’ diyorum. Panellerle, toplantılarla, yasal sınırlar içerisinde gösterilerle halkı bilinçlendirecek bu grup. Sistemden yakınan insanlar, yetkisini vermek istemiyor. Bunu aşmanın tek yolu halkın desteğini alan bir sivil hareket oluşturmak. Recep Yazıcıoğlu delip geçti ama, yıkmaya gücü yetmedi. Tek başınaydı. Bürokrat olarak yapabileceklerini yaptı ama bürokrasiyle olmuyor. Bu tür ideallere sahipseniz vali olmamanız, bir yere bağlı olmamanız gerekiyor. Sivil olacaksınız, özgür olacaksınız. Daha oluşma aşamasındayız. Vali beyi destekleyen, seven çok kişi var grubun içinde. Buradaki herkes kendini halka adamış olacak, onu bilinçlendirecek.” ‘Onun yerini alacağım’ ‚ Siz görevi sırasında çoğunlukla babanızın yanındaydınız. Bütün bu idealler o dönemden yerleşti herhalde? “- Onun yanında 2-3 fakülte bitirdim. Onunla birebir konuşmalarımda hep öğrenme vardı. İmzaladığı belgeleri bile neden imzaladığını sorardım. Spordan, bilimden, sanattan her alandan bilgiyle bizi doldurdu. Bunları halka anlatacak biri vardı; bize gerek yoktu o aşamada! Biz onu destekliyorduk. Çünkü parlayan bir güneşin arkasından yıldızların esamesi okunmazdı. Ama o güneş sönmeye başladığında, yerine geçmek de bizim hakkımızdı.” ‚ Babanızın mirasına sahip çıkmayı kendinize ilke edindiniz. Bundan sonra hayatınız nasıl gidecek? “- Babamın vefatından bu yana çok bir uykuya sahip değilim. Ama gencim, gidebildiği kadar bu yorgunluk gidecek. Bir yerde biraz sakinleşelim diyeceğiz herhalde. Ama babam, hiçbir şekilde durmadı. 55 yaşında bile 19 yaşındaki genç gibi koşturdu. O ufuklara yol açabilen bir insandı. O yolda gidemezseniz, Recep Yazıcıoğlu’nu mahvedersiniz. Bu anlayışla oğlu olarak, bu işe sıkıca bağlanacağım. Bugüne kadar çok iyi insanların oğulları başarılı olamadı. Bizim düşüncemiz, Recep Yazıcıoğlu misyonunu devam ettirmek. Yeni toplumlar, kendileriyle birlikte şarkılar getirirler. Bizim şarkılarımız eğlenceli, kıpır kıpır olacak. Türkiye şimdiye kadar ağladı ağladı, ama artık yeter! Bir yola baş koyduk, nasıl gideceğimizi biliyoruz ve bunu başaracağız, hem de engellere rağmen!..” Artık annem var ‚ Engel dediğiniz nedir. Somut bir şey, ya da kişiler mi? “- Bazı çarklara dokununca engeller de çıkacaktır. Nasıl olacağını bilemiyorum. Vali beyi merkeze aldırdılar, kızağa çektiler, susturmaya çalıştılar, Erzincan’a müfettişler gönderdiler. İşte engeller bunlardır. Ama bunlar bana bir şey yapamaz; bizim makam gibi bir derdimiz yok.” ‚ O yıllarda nasıldı babanız? “- 3.5 yıl çok dolu geçti. 81 ili 2-3 sefer dolaştı, konferanslar verdi. O görevini yaptı, şimdi sıra bende. Annem babamı hep desteklemiş, onun yanında olmuştur; bir kaç gün önce bana ‘sahip olduğum bilgi birikimini şimdi seninle paylaşacağım demek. Yolun açık olsun, ben beni hayata bağlayan insanı kaybettim; ama sana bakınca onu görüyorum, bunun hakkını ver’ dedi. Ben annemden bu desteği aldım ya, bundan sonra sırtım yere gelmez!” Keşke öpseydim! ‚ Babanızla son diyaloğunuz neydi? O yola çıkmadan önce en son ne zaman gördünüz? “- Biz İzmir’e doktora gidecektik, o da Ankara’ya. Ben biraz geç kaldım bana dedi ki ‘Oğlum; erken yat, sabah erken kalkacaksın’ dedi. ‘Peki baba’ dedim. Ertesi sabah, erken kalktık. Baktım uyuyor, ‘öpsem mi acaba’ dedim. ‘Yorgun argın uyandırmayayım’ diye düşündüm. Hâlâ onun acısını duyuyorum. Keşke gidip öpseydim. Gerçi hastanede yoğun bakımda indim, destek istedim, yardım et dedim. Orada çok güzel bir diyalog oldu. Bence benimle diyaloğa girdi; orada ben onu hissettim, elini, sıcaklığını hissettim...” ‚ Beraber nasıl plan yapardınız? Ve siz; bundan sonra nereye yerleşeceksiniz, nereden başlayacaksınız? “- Ben babama hep ‘siyaset’ derdim; ama sıcak bakmazdı. Güvendiğiniz bir insan olduğu zaman ufkunuz bir yere kadar... Onu kaybedince, ne yapmanız gerektiği ortaya çıkıyor. Arkada size yardımcı olacak kimse olmuyor. Bana bu zor günlerde babamı seven, dışarda üç kuruşa talim eden insanlar destek olacak. Onların desteğini alırsanız hiç değilse öldüğünüzde rahmetle anılırsınız. İzmir - Söke arası; başlangıç noktası olacak bu işin. Beş ya da on pilot il seçilecek. Sponsorların desteğiyle paneller, konferanslar olacak. Ve bu misyon, böyle devam edecek...” ‘O benim hayallerimdi...’ Günlerce hastane kapılarında kamera önlerindeydiler... Bütün Türkiye şahit oldu, adım adım yaşadıklarına. Umutların başlamasına da, bitmesine de... Günlerce gidip gelinen yoğun bakım önünde gözyaşlarının şahidi milyonlardı! Günler sonrasında yaşanan çaresizliğin yüzlerine yerleşmesinin de... Omuz omuza vermeye çalıştıklarını gördük, bütün güçlerini toplayıp konuşmaya çalışmalarını da... Onlar; Türk halkının bağrına bastığı, kendi özünden bulduğu “süper vali”nin ailesiydi. Eşi, kızları, oğlu... Dün rahmetli Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu’nun eşinden 35 yıllık evliliklerini, yaşadıklarını dinlemiştik. Bugün de babasının yüzüğüyle birlikte düşünce mirasını alan oğlu Mehmet’te sıra... “Ben babamla birlikte hayallerimi kaybettim” diyen Mehmet Yazıcıoğlu’nda! O’nun yüzüğüyle mirasını taşıyacağım ‚“ Babamın mirasını taşımak ve sürdürmek için, elimden geleni yapacağım. Onun yüzüğü parmağımda. Ablam taktı. Bu bir gelenek değil. ‘Babamı temsil edecek, o bayrağı taşıyacak sen olduğun için bu yüzük senin’ deyip bana verdiler. Bu, ilerde inşallah benim evlilik yüzüğüm olacak. Eğer ben de oğluma gerekli mirası bırakırsam, bu yüzük belki de aileden aileye taşınacak. Bu yüzüğün hakkını vermek zor. Ben bunun bazen zorluğuna düşüyorum, ama babama sığınıyorum. Ablama rüyasında görünmüş ‘Mehmet’e destek olun’ demiş. Ben babam öldüğünden beri her akşam dualarımda, ‘Ruhun hep ruhumla kaynaşsın baba, bana yardım et’ diye dua ediyorum. Önüme çok engeller çıkacağını, ‘bu çocuğun arkasından niye gidiyorsunuz’ diyenler olacağını biliyorum. Bunun bilincindeyim. Babam da çok genç yaşında bunlarla karşılaştı ama yılmadı. Biz onun genlerini taşıyoruz, yılmıyoruz. Recep Yazıcıoğlu’nun oğluysak onun genlerini taşıyorsak, bu yoldan gideriz ve hiçbir şekilde de endişemiz olmaz. Artık genç insanların ülke yönetiminde olması lazım, 70 yaşındaki insanlar bize danışmanlık yapacaklar.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT