BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başkasına verilmedi

Başkasına verilmedi

Peygamber Eferdimizin büyük bir mucizesi de, mi’râca götürülmesidir.



Peygamber Eferdimizin büyük bir mucizesi de, mi’râca götürülmesidir. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekke’den Kudüs’e, oradan da göklere ve Arşa götürüldü. Kendisine acâib şeyler gösterildi. Allahü teâlâyı baş gözü ile bilinmeyen bir şekilde gördü. (Fakat bu görmesi, madde âleminin dışında yani âhiret âleminde oldu.) Bir anda tekrar evine getirildi. Mi’râc mucizesi, başka hiçbir Peygambere verilmedi. - Ona ömürlerinde bir kerre salât ve selâm okumaları ümmetine farz oldu. Allahü teâlâ ve melekler de, Ona salât ve selâm etmektedir. - İnsanlar ve melekler içinde, en çok ilim Ona verildi. Ümmî olduğu hâlde, yani kimseden birşey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona herşeyi bildirmiştir. Âdem aleyhisselâma herşeyin ismi bildirildiği gibi, Ona da herşeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir. - Ümmetinin isimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi. - Aklı, bütün insanların aklından daha çoktur. - İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi Ona ihsân olundu. Büyük şâir Ömer bin Fârıda, “Resûlullahı niçin medh etmedin” dediklerinde, Onu medh etmeğe gücüm yetmiyeceğini anladım. Onu medh edecek kelime bulamadım demiştir. - Kelime-i şehâdette, ezânda, ikâmette, namazdaki teşehhüdde, birçok duâlarda, bazı ibâdetlerde ve hutbelerde, nasîhat yapmakta, sıkıntılı zamanlarda, kabirde, mahşerde, Cennette ve her mahlûkun lisânında Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur. -Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, her Peygamberi ismi ile bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise, “Ey Resûlüm, ey Peygamberim” diyerek Onu yücelten vasıfları ile bildirmiştir. - Gayet açık, kolay anlaşılır olarak konuşurdu. Arabî lisânının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevâb verirdi. İşitenler hayran olurlardı. “Allahü teâlâ, beni çok güzel yetiştirdi” buyurdu. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın teri gül gibi güzel kokardı. Bir fakir kimse, kızını evlendirirken, kendisinden yardım istemişti. O anda verecek şeyi yoktu. Küçük bir şişeye terinden koydurup verdi. O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı. Evi “güzel kokulu ev” adı ile meşhur oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT