BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Faydasız bir şey söylemezdi

Faydasız bir şey söylemezdi

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, lüzûmsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Lâzım olunca, kısa, faydalı ve manası açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazen üç kerre tekrar ederdi.



Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, lüzûmsuz ve faydasız birşey söylemezdi. Lâzım olunca, kısa, faydalı ve manası açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazen üç kerre tekrar ederdi. Hayâsı çoktu. Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmağa utanırdı. Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman, "Bazı kimseler, acabâ neden şöyle yapıyorlar?" derdi. Bazı kimselerin hizmetçileri gelip kendisini çağırdıklarında, Medine'nin âdetine uyarak, onlarla el ele verip yürürdü. Hastaları ziyâret eder, cenâzelerde bulunurdu. Gönül almak için, kâfirlerin ve münâfıkların hastalarını da ziyâret ederdi. Bekçileri, kapıcıları yoktu. Herkes kolayca yanına gelip, derdini anlatırdı. Sabâh namazlarını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup, "Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyâretine gidelim!" buyururdu. Hasta yoksa, "Cenâzesi olan var mı? Yardıma gidelim!" derdi. Cenâze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabrine kadar giderdi. Cenâze yoksa, "Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim, tâbir edelim!" buyururdu. Eshâbından birini üç gün görmese, onu sorardı. Yolculuğa gitmiş ise, hayır duâ eder, şehirde ise, ziyâretine giderdi. Yolda karşılaştığı müslümana önce kendi selâm verirdi. Deveye, ata, katıra ve eşeğe biner, bazen başkasını da arkasına oturturdu. Misâfirlerine, Eshâbına hizmet eder, "Bir kavmin efendisi, en üstünü, onlara hizmet edendir" buyururdu. Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazen gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmağa tebessüm ederek başlardı. Çok cömert idi. Yüzlerle deve ve koyunlar bağışlar, kendisine birşey bırakmazdı. Nice katı kalbli kâfirler, bu ihsânlarını görerek imana gelmişlerdir. Kendisinden birşey istendiğinde yok dediği hiç işitilmedi. Var ise verir, yok ise sükût ederdi. Ellerine, başına, yüzüne misk veya başka kokular sürer, ud ağacı, kâfûrî ile buhurlanırdı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT