BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dikiz aynası...

Dikiz aynası...

Yaşanmış birkaç olay... Hadi aktaranı da söyleyeyim; Trabzonlu İnci Ertuğrul... Ona da pilot akrabası anlatmış... (Olayların hepsi Trabzon uçağında geçmiştir...)



Yaşanmış birkaç olay... Hadi aktaranı da söyleyeyim; Trabzonlu İnci Ertuğrul... Ona da pilot akrabası anlatmış... (Olayların hepsi Trabzon uçağında geçmiştir...) *** Hostes tehlike anında yapılacakları anlatıyor; “-Tehlike anında önce kendi oksijen maskenizi, sonra çocuğunuzun oksijen maskesini geçirin”... Orta yaşlı bir kadının sesi yükselmiş; “Hee... Ölsün uşağum...” *** Hostesler, yolculardan birini oturtamıyor yerine... Adam, “Ayakta gideceğim” diye tutturmuş... Yardımcı pilot geliyor, ı-ıh, nafile... Sonunda pilot yerinden kalkmak zorunda kalıyor... Ve birşeyler söyledikten sonra dönüyor yerine... Soruyorlar, “Efendim nasıl oturttunuz” diye... “Arkayı göremiyorum’ dedim...” *** Bu da okuyucumuz Selçuk Babür’den; Anne tarafım Trabzonlu... Bir gün kuzenim bize gelmişti... Anneannem de bizde o günlerde... Kuzenimi birkaç kez cep telefonundan aradılar... En sonunda anneannem dayanamadı ve bombayı patlattı; “-Ya bu kızın burada olduğunu nerden biliyorlar da arıyorlar?... Gelirken herkese söylemiş mi?...” Tebeşir Tozu... “Başkalarının yanlışlarından ders almalıyız... Hepsini kendimiz yapacak kadar çok zamanımız yok...” (Groucho Marx) İtiraf reyonu (cupper... Yaş: 29... Cinsiyet: Erkek... Şehir: İstanbul...) Mahallemize yeni birileri taşınmıştı... Yaşıtımız olan çocukla arkadaş olup, kaynaştık... Her akşam köşe başında sohbet ederdik... Bir gün sokağın başından gelen güzel kızı görünce, “Afete bak” dedim... Çocuk kıpkırmızı oldu, “Abi o benim kardeşim” dedi... Ben de kızın arkasından gelen yaşlı teyze için söylediğimi belirttim... Ben de inanmadım, o da... Yıllardır unutamadığım olay öylece kapandı... Ama ben o çocuğu görünce hâlâ utanırım... (osoztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) Ayaküstü Ses kayıtlarında söyledikleri, ifadelerini tutmadı... Saddam da kasetleri gibi çıktı; “İki yüzlü...” CESARET Bush, Irak’a tatile de gidecekmiş... “Katiller cinayet mahalline geri döner” tezi doğru o zaman... Kurşunkalem Gibiyiz... Hiç kurşunkalemle aramızda benzerlikler olabileceğini düşündünüz mü?... Bu satırı okuduktan sonra durun ve bulmaya çalışın isterseniz... “Ne alaka” di mi?... Steve Goodier’ın tesbitlerine hayran kalacaksınız; * Kurşunkalem gibiyiz; hatalarımızı düzeltebiliriz de izlerini tümüyle yok edemeyiz. Geçmişi değiştiremeyiz ama düzeltme yoluna gidebiliriz... * Kurşunkalem gibiyiz; acılarımız bizim kalem açacağımızdır... Yaşadığımız zorluklar kişiliğimizin biçimlenmesine yardımcı olurlar... * Kurşunkalem gibiyiz; birisinin elimizden tutmasına izin verirsek çok şey yapabiliriz... * Kurşunkalem gibiyiz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz... Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz insanlarda, ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız... * Kurşunkalem gibiyiz; içimizde ne olduğu önemlidir... Anlayış ya da hoşgörüsüzlük, sevgi ya da şiddet, barış ya da huzursuzluk, nezaket ya da benmerkezcilik, umut ya da umutsuzluk, yüreklilik ya da korku, önemli olan içimizde ne olduğudur. * Yazı yazmak için elinize bir kurşunkalem aldığınızda, bir an için durun ve bu küçük yazı aracını düşünün... O, bize hayat hakkında kimi önemli dersler öğretmektedir... Son sözleri “-Şimdi hakim bey; siz bir insan olarak şu saf, temiz, bebek yüzlü adama kıyabilir misiniz?...” (Saddam’ın avukatı - Mahkemede) “-Hiç pişman olduğunuz, “keşke yapmasaydım” dediğiniz bir şey var mı?...” (Muhabir - Mahkeme girişinde) “-Bin kırk, bin kırk daha kaç eder?...” (Muhabir - Cezaevinde) Bizimkiler (Bizimkiler’in olay haftasıydı...) * Eski güreşçi Mustafa Abi, kafeteryanın ortasında, “Hodri meydan” dedi ve mindere davet etti... Kimsenin gizli hastalığı kalmadı... Sırrı, “Benim belim ağırıyor”... Tuncay, “Disk kayması var bende”... Turgay, “Kasığımdan ameliyat oldum...” * Bir kız otobüste Necmettin’in yanına gelip, tanışmak istediğini söylemiş... O da gazetenin üzerine isim yazıp vermiş, “Numarayı 118’den alır diye yazmadım” diyor... 22 gündür bekliyor... * Haftanın olayı Sırrı’ya aitti... Kendi nişanına giderken yüzüğünü kot pantolonun cebinde utunmuş... “Nasıl oldu” diye sorduk, “Kot mu giyeyim, takım mı giyeyim diye kararsız kaldım” dedi... Temelin yeri Fadime sabah kahvaltıda söylenmeye başladı; “-Eminim sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile...” Temel, “Tabii hatırlıyorum hayatım” dedi ve çıkıp gitti... Öğlene doğru kapı çalındı... Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı... Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen... Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti... Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı... Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı... “-Önce çiçekler, sonra çikolata, en son da elbise... Bu hayatımdaki en güzel Kabotaj Bayramı...” ARTEMA AB bir gün kapılarını açıp, bir gün kapatıyor... AVRUPA günüBİRLİĞİ... Bugünün buluşu Tehlikeli bir şeyi elleyen çocuğa “cısss” dendi... (20.12.1980) Sanatik kritik “Lisede derslerim çok iyiydi... Sevgili peşinde koşmazdım... Yani tam inektim...” (Ece Erken) Politik kritik “Mali disipline uymayan aileden de, şirketten de, devletten de hayır gelmez...” (Kemal Unakıtan) Sportik kritik “Evliliğim Beşiktaş’ın şampiyonluğuna bağlı... Ya çifte düğün yapacağım, ya hiç...” (Emre Aşık)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106645
    % -0.17
  • 3.5207
    % 0.08
  • 4.1355
    % 0.11
  • 4.5318
    % -0.11
  • 147.239
    % 0.83
 
 
 
 
 
KAPAT