BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Hükümet başarılı.. Ekonomi iyi yolda’

‘Hükümet başarılı.. Ekonomi iyi yolda’

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’den Türkiye Gazetesi’ne özel açıklamalar



Haliyle konuğumuz Türk bankacılığının başındaki isim olunca... Aldığım cevaplar çok daha önem kazandı. Ersin beyin açıklamaları dikkatle okunduğunda, ince mesajlarla dolu olduğunu göreceksiniz. Z.O.Açıkel: “TBMM’den yeni çıkan bir bankacılık yasası var. Aslında sadece birkaç maddelik bu yasa son derece ilginç konuları kapsıyor. Toplumun da medyanın da yeni kanunda pek haberi yok. Kanun özellikle yılbaşına yakın bir zamanda birden gündeme getirildi ve birden çıkarıldı. Acaba neler oluyor? Ersin Özince: “Bankalar Kanununda en son yapılan değişiklikler , bankacılık sektöründe maalesef yaşadığımız bazı son derece yakışıksız olaylar nedeniyle ortaya çıkan kamu alacağını daha süratli ve daha etkin şekilde, yüksek tutarda tahsil amacını taşıyor. Dolayısıyla yeni kanun bu konuda birtakım sert ve çok ciddi bazı uygulamaları içeriyor.” Yeni kanun hortumculara mı yönelik? Z.O. Açıkel: “Yani, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hortumcu sıfatı taşıyan, özellikle kendi bankalarını batıran patronlardan daha fazla tahsilat yapabilmesi için mi çıkarıldı bu kanun?” Ersin Özince: “Burada yalnızca kötü duruma düşen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devrolan bankaların sahipleri ve ortaklarından tahsilatın yanısıra o bankalarla ilgili olarak ortaya çıkmış her türlü servet, her türlü varlık hedefleniyor. Bu arada yalnız sermayedarlar ve o sermaye grubundaki şirketler değil, bankaları iyi yönetmediği kanaatinde olunan yöneticilerin de sorumluluklarına başvuruluyor. Kısacası amacı itibariyle kamu yararını hedefleyen bir yasa diye düşünüyorum. Kamu yararı burada nedir? Tahsilatın bir an önce ve en yüksek tutarda yapılmasıdır. Ancak Bankalar Birliği olarak böylesine bir olağanüstü koşullar içeren bir yasayı normal bankacılık işlerimizi de sekteye uğratmayacak şekilde çıkartılsın istedik hükümetimizden. Genel olarak da Bankalar Birliğinin işaret ettiği sakıncalar dikkate alındı diyebiliyorum. Kişisel kanaatim; tam istediğimiz ve normal dönemlerin koşullarına uygun bir uygulama olmayacağıdır. Ancak yüce meclis bunu uygun gördüğüne göre, artık tartışılmasında yarar yok. Ümit ederiz kanun amacına ulaşır.” “Şahsımı ve bankamı kimse yalanlarla suçlayamaz..” Z.O. Açıkel: “Ersin bey bildiğim kadarıyla siz ve bankanız pek çok kez mahkemeye başvurdunuz. Özellikle Uzan grubunun gazete ve televizyon kanallarıyla size yapmış olduğu yayın politikasıyla ilgili olarak. Ve hemen hemen hepsini kazandınız.” Ersin Özince: “Yanlış ve kanunlara aykırı yayın yapıldığı taktirde mahkemeye başvuruyoruz. Bahsettiğiniz gruba ait olduğu kanaati hakim. Ancak kimi zaman bazı yayın organlarının şu ya da bu gruba ait olduğunu teşhis etmek, ortaklık yapılarına bakıldığında ya da tescil ettiği kayıtlara bakıldığında tespit edilemiyor. Dolayısıyla bankamız ve şahsım aleyhine yayın yapan tüm kuruluşların şu ya da bu gruba ait olduğunu bilemiyorum. Yalnız biz prensip olarak,yasalara aykırı bir durumla karşılaştığımızda, hakkımızı şahıs olarak da kuruluş olarak da bu şekilde arıyoruz. Şahsen de müessese olarak da açtığımız bir çok dava var son 2, 2,5 yıla dayanan. Bunlardan önemli bir bölümü şahsım ve bankamız lehine sonuçlandı.” IMF düşmanımız değil, kreditörümüzdür! Z.O.Açıkel: “Sizce Türkiye ekonomisindeki gidişat olumlu olduğuna göre; bu başarıda IMF politikaları mı, yoksa AKP hükümetinin kararlı bir şekilde ekonomik programı sürdürmesi mi etkili ?” Ersin Özince: “Geçtiğimiz dönemlerde doğru bildiğimiz politikaların ya da bize (doğrudur) diye önerilen politikaların politik istikrarsızlık olmadığında başarılı olamadığını gördük. Yani politik istikrar her şeyin özü. Ekonomik programların reçetelerinden çok bunları uygulayacak irade ve o iradenin de inancı önemli. Hükümetimizin de IMF ile iyi olanı, doğru olanı, ülke lehine olanı yapmakta bir çelişkisi olduğunu düşünmüyorum. Mutlaka ki bu politikalar ülkemizin politikalarıdır. Ekonomik istikrar politikaları IMF’nin değil Türkiye Cumhuriyetinin politikalarıdır. IMF gibi kreditör kuruluşdan rahatsız olacak bir şey yok. IMF bizim düşmanımız değil, kreditörümüzdür. IMF’ye tepki duymakla da bir yere varabileceğimizi düşünmüyorum. IMF’ye tepki duyuyorsak yapacağımız en iyi iş, gelirlerimizle giderlerimizi dengeleyip, gelirlerimizi arttırmaktır. İşte o zaman IMF’’ye falan borçlu olmayız. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, IMF’nin kurucusu olan devletlerden bir tanesidir. Demek istiyorum ki; IMF’den ihtiyacımız olduğunda kredi almak da, onların tecrübelerinden tüm ülkeler gibi yaralanmak da hakkımızdır.” Hükümete bakış! Z.O.Açıkel: “AKP’yi başarılı buluyor musunuz? Ersin Özince: “Şu ana kadar ki uygulamalar dikkate alındığında, kişisel kanaatim başarılı olduğu yönündedir.” Z.O.Açıkel: “Hazine faizi %22 lere kadar düştü, bundan 13 ay önce %70’ler seviyesindeydi. Dolarda 1.470.000 ‘e kadar gevşedi. Ekonomi iyi yönde diyorsunuz. Bu rakamlar da iyi yönde olduğunun işareti mi sizce?” Ersin Özince: “Mutlaka iyi yönde olduğunun işaretidir.” 2004... Nasıl bir İş Bankası? Z.O. Açıkel: “İş Bankası Genel Müdürü olarak bankanıza 2004 yılında nasıl bir strateji belirlediniz? Bankacılık politikanız ne yönde olacak ?” Ersin Özince: “Türk bankacılık sektöründe devam eden yoğunlaşma, büyük bankalarımızın piyasa paylarının ve iş hacimlerinin artmasına neden oluyor. İş Bankası yıllarca en büyük şube ağına sahip olduğu halde en büyük özel banka bilanço büyüklüklerine sahip olmayabilirdi.Türkiye’nin en büyük özel bankası konumuna geldik. İşlev hacmimiz arttıkça, işlerimizin ekonomisi de artıyor, müşterilerimize daha uygun fiyatlarla hizmet verme imkanı da artıyor. Dolayısıyla 2004 yılında da bu tür gelişimimiz sürecek. İş Bankası’nın bilançosu şu anda 20 milyar dolarlara dayandı. Daha da büyüyecek diye düşünüyorum. Türk ekonomisi açısından Ziraat Bankası ve bazı diğer büyük bankalarımızın hacimlerinin artması önemli bir gelişme. Çünkü her zaman bankacılık sistemimizin tamamının bir büyük Avrupa Bankası kadar olmadığından bahsediyorduk. Bunun bankacılık sistemimize bir ekonomik çalışma imkanı sağlamadığını söylüyorduk. Türk bankalarının İş Bankası örneğinde bahsettiğim gibi büyümesi, bir kere toplumumuzun, ekonomimizin yararına olacak. İkinci olarak belirtmek istediğim husus; 2004 yılında özellikle bankamızın yapılanmasıyla ilgili. Değişen bankacılık kuralları doğrultusunda, finans ve sınai alanları birbirinden giderek ayrıştırması ile ilgili faaliyetleri devam edecek. Bu konuda önemli merhaleler katettik. Kimi zaman çok fazla işlem yapmamışız gibi görünüyor. Ama bankanın özellikle cam alanı başta olmak üzere bir çok şirketteki iştiraki azaltıldı. Ayrıca 2004 yılını özellikle hizmetlerimizdeki kalitenin çok daha arttırılması yönünde sarf edeceğiz. 300 milyon dolar nereye gidecek? Z.O. Açıkel: “On gün öncesinde İş Bankası olarak bir sendikasyon kredisi aldınız. Bu ekonomi basının gözünden kaçtı. İstanbul’da bombalar patlarken siz Londra’dan 300 milyon dolar gibi çok büyük bir sendikasyon kredisini İş Bankası’nın kasasına indirdiniz. Bu krediyi hangi alanda değerlendireceksiniz ?” Ersin Özince: “Biz bu sendikasyona daha önceden çıkmıştık. Tesadüfen bu döneme denk geldi. İhracatın finansmanında kullanılacak olan bu tür sendikasyonları Türkiye’deki istikrarın artması doğrultusunda gerek miktar gerek fiyat yönünden avantajlı şekilde almaya devam edeceğimiz kanaatindeyim. Bu borçlanmalar neden önemli? İş Bankası’nın da bu konumda olan bir çok bankanın da Türkiye’de kaynak toplama konusunda bir problemleri yok. Fakat Türkiye’de kaynaklar genellikle çok kısa vadeli. Vatandaşlarımızın tercihleri halen 1 ay, 3 ay vade dilimlerinde. Ümit ediyorum bunlar da uzayacaktır. 1 aylık, 3 aylık ihracat kredisi vermek bile mümkün olmuyor. İhracatçılarımızın bu kurla ilgili endişeleri varken bir de vade yönünden 2 yıllık bile ihracat kredisi alamayacak durumda olmaları doğru değil. Bu nedenle, aldığımız kaynaklarla sattığımız kredilerin vade yapılarını dengeleyebilmek açısından bir miktar bu tür dış kaynağa da başvuruyoruz. Yoksa olmazsa olmaz değil.” Petrol Ofisi...Özince ne düşünüyor ? Z.O. Açıkel: “Petrol Ofisi’nde Doğan grubuyla olan İş Bankası ortaklığına geçmek istiyorum. Doğan Grubu- İş Bankası ortaklığı Petrol Ofisi’nde istediği sonucu alabildi mi?” Ersin Özince: “Bu konuda henüz Petrol Ofisi’nin iyileştirilmesi aşamasındayız. İstediğimiz sonuç; Petrol Ofisi’nin başta kâr dağıtır duruma gelmesidir. Hisse değerinin yükselmesidir. Henüz oralara yaklaşmış değiliz. Biz inşaat yapmaya devam ediyoruz. Para nereye yatırılmalı? Z.O. Açıkel: “Ersin bey yatırımcılara ne tavsiye ediyorsunuz? Dövize yatırımdan pek hoşnut değilsiniz. Gayrimenkulü nasıl görüyorsunuz? Parası olan yatırım sahipleri nasıl bir politika izlemeliler? Ersin Özince: “Ücretli bir kişi olarak (Ben olsam ne yaparım’) şeklinde cevap vereyim. Ben tasarruflarımı enflasyona karşı koruyabilirsem mutluyum.. Onun ötesinde bir çabam olmadı. Çabuk ve kısa yönden gelir sağlamayı hiç amaçlamadım. Hiç de tasvip etmem (adına borsa oynamak diyorlar) böyle yolları düşünmedim dahi. Ben tasarruflarımı bir miktar belki bilerek mevduat faizi, devlet tahvili, hisse senedi arasında taksim ederdim. Eğer mutlaka döviz tasarruf etmek istiyorsam da T.C.’nin döviz üzerinden kıymetlerini tercih ederdim. Bunun dışında vatandaşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda gayrimenkul elde etmelerinde her zaman yarar var. Toplum olarak amacımız olmalı bu.” Avrupa Birliği’ne ve Kıbrıs’a bakış! Z.O. Açıkel: “Avrupa Birliği konusunda ne düşünüyorsunuz? Türkiye üye olabilecek mi? Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki seçimleri nasıl yorumluyorsunuz ?” Ersin Özince: “Öncelikle Avrupa Birliği üyeliği yolunda ve Avrupa standartlarına ayak uydurma yolunda on yıl içinde çok büyük merhaleler kaydettik. Her şeyden önemlisi, bu konudaki devlet tavrını çok daha somut olarak koyduk. Toplumumuzda da bu konu detayıyla anlaşılmaya başlandı. Dolayısıyla, Avrupa Birliği konusundaki adımlarımızın Türkiye’nin standartlarını yükseltmek olduğunu düşünüyorum. Türk nüfusunun Avrupa standartlarında bir Türkiye beklemekte çok haklı olduğunu düşünüyorum. Kıbrıs konusu ise siyasi bir konu. Burada her iki toplumu da mutlu ederken, Türkiye Cumhuriyeti devletini de, onun vatandaşlarını da mutsuz etmeyecek şekilde bir çözümlenme istiyorum.” Ersin beyin arzusu! Z.O. Açıkel: “İş Bankası Genel Müdürü olarak yapmayı istediğiniz ama henüz hayata geçiremediğiniz bir çalışmanız var mı Ersin bey ? Ersin Özince: “Özellikle Türk bankacılık sisteminin geldiği yer dikkate alındığında İş Bankası’nın kazanımları dikkate alındığında bayrağımızı çok daha geniş bir platformda dalgalandırmayı arzu ederim. Bu konuda yalnız Almanya’da bir bankamız var. Bir çok AB ülkesinde şubelerimiz var. Ancak bugün Ortadoğu’da olsun, Balkanlarda olsun, Türki Cumhuriyetlerde olsun, yeterince teşkilatımız yok. Bir Türk bankasının yöredeki etkinliğini çok daha iyi koyması lazım. Bu hedefe İstanbul’un finans merkezi olması da dahil. Bu konuda hükümetimizin de bazı mesajları oldu. İş Bankası bu olayda da inşallah lider konumu gösterecek ümidindeyim, kararındayım.” Ve...Kredi kartı! Z.O. Açıkel: “Kredi kartı konusuna gelelim Sayın Özince. Vatandaşlar kredi kartı faizleri yüksekliğinden şikayetçiler. Milyonlarca kişi mahkemelik. Hapis cezaları, hacizler. Kredi kartı konusunda Bankalar Birliği başkanı olarak nasıl bir açıklamada bulunacaksınız?” Ersin Özince: “Evet. Kredi kartlarıyla ilgili bir hassasiyet var. Kredi kartları faizleri incelenirse, dünyanın her yerinde yüksek olduğu görülür. Yüksekliğinin nedeni; bunun her an emre amade bir kredi olmasındandır. Tüketici kredisinde gidip bir bankaya otomobil almak istediğinizi söyler ve planlanmış bir anda kredinizi, o paranın bankadaki mevcudiyetine göre alırsınız. Belli bir plan içinde ödersiniz. Kredi kartında sizin bu nakit imkanını ne zaman çekeceğiniz ne zaman iade edeceğiniz tamamiyle sizin insiyatifinizdedir. Bu da bankaya yönetimi açısından çok ciddi bir zorluk getirir. Bir diğer husus şöyle; bize bazen (Niçin kredi kartlarında faizlerinizi düşürmüyorsunuz?) şeklinde yakınmalar geliyor. Bu bir bütün sistem. Bankamızın da arasında olduğu bazı bankalar kredi kartı faizlerini düşürmeye başladı.Tüketici faizi ucuz olan bankayı seçmelidir. Tüketici ucuza yöneldikçe faiz oranları düşmeye devam eder. Ama tüketici yüksek faizli olan bankalarımızı tercih ederse, faiz konusundaki duyarlılık o kadar değil diye düşünülür. Netice itibariyle kredi kartı faizleri de ucuzlamaya devam eder bir miktar daha. Kredi kartını ihtiyaç durumunda olmadıkça kullanmamak lazım.” Hilal hanım enflasyondaki düşüşü hissetti mi? Z.O.Açıkel: “Gelelim enflasyona. Son 27 yılın en düşük enflasyon rakamları ortaya çıktı. Enflasyonun düştüğünü görüyoruz. Peki eşiniz Sayın Hilal Özince enflasyondaki düşüşü nasıl değerlendiriyor?” Ersin Özince: “Ben eşime ev alışverişi için bir para veriyor değilim. Evin alışverişini karı koca ikimiz de yapıyoruz. Prensip olarak kendi alışverişimi kendim yapıyorum. Enflasyondaki düşüşü eşim Hilal hanım da, bende hissediyorum. Bu gerçek nasıl kabul edilmesin ki ? Vatandaşlar her zamankine nazaran fiyatların daha istikrarlı bir seyir izlediğini görmektedirler. Evet, biz ailecek bunu net olarak yaşıyoruz.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT