BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “GÖZ”LEME

“GÖZ”LEME

Oğlum sekiz yaşında. Üç beş gündür gözlerini kırpıştırıp duruyor. Öğretmeni annesini aramış, önemli birşey olabilir.



Oğlum sekiz yaşında. Üç beş gündür gözlerini kırpıştırıp duruyor. Öğretmeni annesini aramış, önemli birşey olabilir. Rehberlik öğretmeninden yardım isteyip gerekeni yapalım.. Eğer psikolojik bir sebebi yoksa doktora götürün demiş. Doktoru aradım, psikolojik bir sebebi olabilir mi, kestirmeden anlamanın bir yolu var mı, dedim. Önemsiz birşey de olabilir, ciddi bir rahatsızlık da; psikolojik bir sebebi de. Yarın getirin, dedi. Yarın, dediği, İstanbul’umuzun C planına geçtiği, okulların tatil edildiği, neredeyse seferberlik ilan edilen gün. Doktor, pazartesi olsa geç kalmış olur muyuz, dedim. Gözde kızarma, çapaklanma yoksa olmazmışız. Eğer psikolojik değilse alerjik olma ihtimali kuvvetli imiş. Psikolojik bir sebebi olup olmadığını anlamanın pratik yolu şuymuş: Çocuk, oyuna dalınca, bilgisayarla uğraşırken bir konuya -ya da oyuna- yoğunlaşınca çaktırmadan bakacakmışız. Yine gözlerini kırpıştırıyorsa sebeb psikolojik olmazmış. Oğlumdu, gözüydü, doktoruydu, psikolojisiydi derken gitmek istediğim bir yer var. Ülke için endişelenenler.. İkide bir endişeliyiz diyenler.. Yahut Mümtaz Soysal gibi Kıbrıs’ı herkesten çok düşünenler.. Federalizm deyince tüyleri diken diken olanlar.. Kuzey Irak, Kürt, irtica laflarıyla hop oturup hop kalkanlar.. Hassasiyet ticareti yapanlar.. Acaba bunların şuur altlarında da aynı korkular ve hassasiyetler var mı? Çocuğun gözleri gibi bu insanların gerçek duygularının, korkularının sebebini ufacık bir testle anlamanın yolu yok mu? Bu kadar büyük insanları yalan makinesine bağlatamayız. Bir psikiyatr yardımıyla endişelerini tahlil edemeyiz. Kaynağına inemeyiz. Ama pratik bir usulü varsa, ufacık bir testle.. Gerçekten bu işleri dert edip etmediklerini anlayabiliriz. Ben böyle önemli birisini tanıyorum. Özel günlerde sesine özel bir ton vererek hüzünle, ağlarmış gibi konuşma yapar (pozisyonu onu gerektiriyordu) törenden sonra içeri girince kahkahalar atar, yeter artık ulan, bu işin de şeyini çıkardık, derdi. Bizimkiler o ciddi, kararlı, azimli görüntülerden sonra kapalı mekanlarda gülümsüyorlarsa aldatılmış sayılmaz mıyız? Ola ki kar yağa Abi şimdi bugün kar yağmazsa ne olacak. O kadaaaaar tedbir boşa mı gidecek? Emniyet şeridinin boşaltılması tedbiri, zincir takmayan araçların trafikten men’i tedbiri, belli kavşaklarda çekici bekletilmesi tedbiri.. Bunlar boşa gitmez de bizim millet en çok şeye üzülür, İstanbul’da okulların iki gün tatil edilmesine.. Çocuklar.. iki gün o güzel ulusal eğitimden mahrum kalmış olurlar. Bana bakmayın, ben sevinirim.. Keşke üç günde bir kar yağsa da okullar cumartesi pazarın dışında üç gün tatil olsa.. Size şaka gibi gelecek ama bence çocuklarımıza da ülkemize de faydası olur. Amaaa, kar tatillerinin acısını yıllık müfredatı üç beş aya sıkıştırarak çıkarmak isterlerse o ayrı. Pirince giderken evdeki bulgurdan mahrum kalmış oluruz. Bu ülkeyi; kar tatiliyle, tıkanan yollarıyla, tedbirleriyle, Anıtlar Yüksek Kurulu Kararları’yla, çökme tehlikesi olduğu için kapısına zabıta tarafından mühür vurulan binalarıyla.. “Biz gittikten sonra mühürü açın, oturun ama biz görmeyelim” diyen memurlarıyla seviyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT