BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhasebe

Muhasebe

“Ne gitmeyi becerebildim... Ne kalmayı.



“Ne gitmeyi becerebildim... Ne kalmayı. Buraların sakini ve ama yolcu... İki yarısı bir bütün etmeyen... ... Dört mevsim sonbahar ağacı. Ölmeye durmuş. ... Gelmesen de olur... Büyüdüm artık. Ve alıştım, gidemediğim yerlerden yalnız dönmeye... Ateş de benim... Su da benim... Öğrendim." ..... Yüzde elli tenzilat yapsan... Ve üstüne beş taksit... Bol bol da nakit yerine geçen puan versen... Daha dikkat çekici olmalı! Bir alana bir bedava... Üstüne sürpriz hediye... Olur mu? Paylaşmak ticaret değildir halbuki... Ve ama paylaşamazsın! ..... "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!" ..... Bir an gelir, yabancı bir şehirde, lisansız kalır insan... İnsansız kalır! Susmanın vakti gelip çatmıştır ve üstelik geç fark edilir... Telaşları, şehrin artıkları gibi rüzgâra vermek zamadır; avare sürüklensinler... Muhasebe için çok geçtir; mesai bitmiştir bu şehirde... Yanında taşıdığın bütün çantalar anlamsızdır... Ve hazırladığın armağanlar... Usulca bırakırsın bir köşebaşına... Ve hiç kimse gibi veya herhangi biri... Karışırsın kalabalıklara... ..... Ve bir an gelir... Kalabalıkların arasından sıyrılıp bir ayna ararsın bakmak için... "Ben var mıyım? Benden geriye kalan, hâlâ ben mi?" diye... ..... Halbuki kıyamet korkutur insanı... Kimi zaman da teselli olur; bir hesap yeri var herkes için diye... Başedemediğin zaman, başını öne eğersin... Hesap geleceğe havale edilir... Ve geleceğe havale edilen hesaplar korkutur halbuki... Kıyamet korkutur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT