BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayata dair

Hayata dair

İnsanın elindeki en büyük servet, hayatı. Üstelik çıkış noktasında herkes bu konuda eşit. Hayatta olan bütün insanlar bu şansı kullanmak için yeterli donanıma sahip.



İnsanın elindeki en büyük servet, hayatı. Üstelik çıkış noktasında herkes bu konuda eşit. Hayatta olan bütün insanlar bu şansı kullanmak için yeterli donanıma sahip. Bunu değerlendirip değerlendirmemek ise artık kişinin kendi tasarrufu. Elbette ele geçen fırsatlar konusunda dünyadaki herkesin eşit olması söz konusu değil. Ama genel yaşama şartları ve toplum kuralları bazı standartlar getirmiş vaziyette. Bunun dışında kalan bölüm de sürprizlerden ibaret. İnsan, hayatının hangi safhasında seçim yapmak zorunda kalacağını bilemiyor. Ama hayatın motifleri, kıvrımlarında mutlaka karar mecburiyetleri gizliyor. Doğrunun neye göre doğru, yanlışın neye göre yanlış olduğu da başlı başına paradoks oluşturduğundan, tetikte olmakta fayda var gibi görünüyor. Bu durumun içinde bulunmayanlara, bunlar laf kalabalığı gibi gelecektir. Ama herkes kendi hayatının başrol oyuncusu olduğuna göre, mutlaka kahramanlık yapmak kararlı olmak gerektiği anlar yaşayacaksınız. Özellikle, ilk gençlik yıllarında, insanın mümkün olduğunca ileriyi görmeye çalışması lazım. Gerçi bu, gençlerden istenecek belki de en zor şey. Ama atılan her adımın bir ömür boyu kendileriyle birlikte gezeceğini unutmamak gibi bir şart söz konusu. Gün gelip hayatınızdan memnun olmadığınızı fark ederseniz kendi çizdiğiniz sınırlar dahilinde sıkıştığınızı görebilirsiniz. İşte o zaman değişiklik yapmanın dayanılmaz ağırlığını omuzlarınızda hissedersiniz. Bir ihtimal, değişikliği becerseniz bile hayatınızın “anı” hanesinde gittiğiniz her yere taşımak ve olur olmaz yerlerde hesabını vermek zorunda kalabilirsiniz. Hiçbir şekilde de “bu benim hayatım, istediğimi yaparım” şeklinde bir tavır sergileyemezsiniz. Çünkü hayatı sizinle paylaşan insanlara karşı taşıdığınız sorumluluklardan kaçamazsınız. Yani bir anlamda hayatınızı ne şekilde yaşadığınız konusunda rapor vermeniz gereken başka insanlar olduğunu unutamazsınız. Bir zamanlar bir tanıdığım “unutabilmek bir lükstür” demişti. Aşağı yukarı her şeyi müthiş bir süratle unutan ben, bu söze anlam verememiştim. Çünkü unutmanın ne kadar büyük dertlere yol açabildiğini bana olaylar öğretmişti. Mesela yolda yürürken siması tanıdık gelen fakat adını, nereden tanıdığınızı bir türlü hatırlayamadığınız birisiyle karşılaşırsınız. Aynı anda o da sizi görür ve üzerinize doğru yaklaşmaya başlar. Siz beyninizi zorlarsınız, hatırlamak için inanılmaz bir çaba harcarsınız fakat başarılı olamazsınız. O sırada kim olduğunu bilemediğiniz kişi adım adım yaklaşmaktadır. Mesafe kısalır, kısalır ve sonuçta burun buruna gelinir. Karşınızdaki haykırır “Nasılsın? Seni nasıl da özledim, fakat bir türlü ulaşamadım.” Siz çekingen ve nasıl davranacağını bilemez halde cevap verirsiniz “iyiyim, ya siz?” “Canım, siz lafı da nereden çıktı şimdi. İnsan bunca senelik arkadaşına siz der mi hiç?” Siz hem karşınızdakine hak verir hem de çaresizlikten kıvranırsınız. Ve bu sahne böyle uzar gider. Ben böyle şeyleri çok sık yaşadığım ve bundan bunaldığım için hafızası kuvvetli insanlara gıpta ederim hep. Bu yüzden ilk duyduğumda unutmanın erdemini kavrayamamıştım zaten. Ama sonra bazı şeyleri boşu boşuna akılda tutup, bunun ağırlığını da yüklenmenin lüzumsuz olduğunu anladım. Her neyse. Dünyanın en sıkıcı işi nasihat dinlemektir herhalde. Buna karşılık nasihat etmek edene zevk verir. Kendi kendine “vay, ben neler biliyormuşum da farkında değilmişim” dedirtir. Bu tıpkı gerektiği tarihe kadar bir bilgiye sahip olmadığını zanneden ama çok zorda kalınca hafif atmasyonla durumu idare edip sonra da konuyu bildiğine kendi ikna olan insanların haline benzedi. Huzur, bu dünyada sahip olunabilecek en büyük nimet. Ulaşılması güç olan her şey gibi huzur da nazlı. Ona yaklaşabilmek için her adımın dikkatli atılması, her hareketin iyice ölçülüp biçilmesi gerekiyor. Ama hiç şüpheye mahal yok, buna değer. Bu yüzden dünyanın saçma sapan ve kısa süreli karmaşasından kaçmak ve korunmak için saklı tutulacak bir köşe bulunmalı beyninizde. Ve bütün zararlı ortamlardan uzak durup sakin, dingin bir atmosfer sağlanmalı. İşte size söylemesi kolay, uygulaması zor bir reçete. Gerisi size kalmış. LEVHA Parayı saklamak, kazanmaktan bile daha zordur. SÖZÜN ÖZÜ Hiçbir suçlu kendi yargıçlığından kurtulamaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT