BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazarlama da bir sanat

Pazarlama da bir sanat

Pazarlamanın hayatın her evresinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. İsmail Kaya, kaleme aldığı iki yeni eserinde, işleri gereği veya sırf merak dürtüsüyle müşterinin aşkına talip olanlara pazarlamanın inceliklerini anlatıyor.



Gazetemizin yazarlarından Prof. Dr. İsmail Kaya'nın iki yeni kitabı geçtiğimiz günlerde okuyucularıyla buluştu. "Damla Damla Pazarlama" ve "Pazaryeri Pazarola!" ismini taşıyan bu iki yeni eser, işleri gereği veya sırf merak dürtüsüyle müşterinin aşkına talip olanlara pazarlamanın inceliklerini anlatıyor. Daha önce kaleme aldığı "Muhterem Müşterimiz" isimli oldukça hacimli eserinden tanıdığımız Prof. Dr. Kaya, Türkiye gerçeklerini yansıtan eserleriyle tanınıyor. Pazarlamayı rahat ve esprilerile dolu bir üslupla kaleme alan ve pek çokları için başucu kitabı haline getiren Prof. Dr. Kaya ile "pazarlama" üzerine konuştuk. * Pazarlama bir bilim olduğuna göre onu tanımlarken basit anlamda "bir malı satmak" şeklinde görmemeli sanırım... KAYA - Çok doğru, pazarlamayı satıştan ibaret görmek doğru değil. Bu bir anlayış, bir ele alış biçimi aslında... Pazarlamayı bir faaliyet, bir gayret, bir eylem olarak görmekten ziyade bir mantalite, bir bakış olarak algılamak lazım. Pazarlama, insanın hayatına, mesleğine eklenecek bir ilave fonksiyon da değil. Pazarlama, insanların temasta olduğu herkesi memnun edecek, mutlu edecek kendisinden beklenen her şeyi fazlasıyla verecek durumda olmak demek bir anlamda. Eskiden pazarlama, nispeten düşük fiyatla, çarpıcı reklamlarla insanları etkilemek demekti. Ama şimdilerde pazarlama, müşteriyi memnun ederek onun gönlünü fethetmek demek. İnsanlara insanlarla insan gibi davrandığınızda onları mutlu ediyor, tatmin ediyor ve siz de kazanıyorsunuz. O yüzden bir meslektaşımız pazarlamayı, "iyi insan olma sanatı" olarak tarif ediyor. İnanın ki bu gerçek ve hayatımızın her evresinde var. Hayatın bir parçası * Pazarlamanın hayatın bir parçası olduğunu söylüyorsunuz, gerçekten de pazarlama hayatımızın neresinde? KAYA - Pazarlama benim her fırsatta dile getirdiğim gibi "hayat" demek. Her konuda pazarlamaya rastlamak, her konunun içinde az ya da çok pazarlamaya bir yer bulmak mümkün. "Şu bizim pazarlama"nın girmediği delik, bürünmediği kılık yok. Nereye baksam pazarlama, kimi görsem pazarlama, diyesim geliyor. Benim gözlerimle bakarsak her taraf pazarlama kaynıyor. Gerçekten öyle... Sanırım bunun iki sebebi var. Birincisi, pazarlama gerçekten hayatın, yaşamanın bir gereği. Pazarlama olmazsa "zarurî' "ihtiyaç" ve "süs"lerimiz karşılanamaz. Pazarlama olmazsa hayat olmaz. ikinci sebep ise, önüne gelenin pazarlamaya farklı bir anlam yüklemesidir. Etraftaki kavram kargaşasından edilen şikayetleri siz de duyuyorsunuzdur. Tencereciler, tavacılardan tutunuz, promosyonculara ve sponsorlara varıncaya kadar herkes yaptığı işe pazarlama diyor. İlk defa tanıştıklarımız bizim pazarlama profesörü olduğumuzu öğrenince "pazarlama"nın öneminden bahsetmeye başlıyorlar. Pazarlama hakkında yapılan bu kabil "anlam yüklemelerinin" çoğunda pazarlama, satış yönlü olarak düşünülüyor. Yani, çoğunluk pazarlama dendiğinde hep bir şeylerin "satılmasından" bahsediyorlar. Satışı zor olan bir şey mi var, bunun için "pazarlama yapılması lazım" deniyor. Çok satılan bir şeyden mi bahsediliyor, açıklama hazır: "Adamlar ne biçim pazarlama yapıyorlar!" Bu anlam ve kavram kargaşası sadece "alaylılar" arasında değil, "mektepliler" arasında da yaşanıyor. Ders kitabı değil! * Okuyucu bu kitaplarda neler bulacak, pazarlamayı sadece pazarlamacılar mı okumalı? KAYA - Bu kitaplar sıradan bir ders kitabı niteliğinde değil. Hemen her meslek gurubu pazarlamayı hayata adapte etme konusunda ip uçları bulacak bu eserle. Kişisel gelişim çabalarında da pazarlama kokusu var. Niye insanlar kendilerini geliştirmeye çalışıyor, okuyor, eğitim alıyor, yeteneklerinin farkına varıp, diğer insanlarla olan temaslarında mevcut farklarını bir değer olarak ortaya koyuyor. Bir eleman olarak girecekse o işletmenin gözünde değerini ispatlamak zorunda. Kişisel gelişim, pazarlama sistematiği içinde doğru malın ortaya konması ve doğru değerlerle donatılması prensibine dayanıyor. Ben kimim?, benim pazarım ne?, hangi pazar bana göredir? gibi sorulara kafa yormak gerekiyor. Zaten eserlerimde yaşadıklarım ve muhataplarımın karşılaştığı durumlardan ortaya çıkarılmış dersler öneriler var, hepsi tecrübelerle sabit gerçekler. Her okuyucu bu kitaplardan alacağı ilhamı kendi hayatına uyguladığında tıpkı bunu uygulayan firma ve işletmeler gibi fayda sağlayacak. Pazarlama her yerde Toplum kültürünün oluşum sürecinde pazarlama biliminin etkisinin önemine değinen Kaya, "Kültür, zaman içinde oluşan bir birikimse bunda pazarlama gayretlerinin büyük bir etkisi var. Ne yiyeceğine, ne giyeceğine, nereye gideceğine, hangi filmi seyredeceğine, hangi kitabı okuyacağına, hangi müziği dinleyeceğine, zamanını, parasını nerede harcayacağına katılıyor bu çabalar. Böylece pazarlama kültürü belli bir dönem sonra toplumun kültürü haline geliyor. İşte günlük hayatımızda kullandığımız pek çok ürün adeta bir sanat eseri haline dönüşmüş durumda. İşte cicili bicili renkleriyle iMac'in gösterdiği akıllara durgunluk veren başarısı Apple firmasını, eğlenceli tasarımlarıyla üretilen bilgisayarları Dell ve Compaq firmasını, New Beetle modeliyle Wolkswagen'in imajını kurtaran otomotiv sektöründe bir değişim katalizörü olan şey, etkili bir tasarımdan başka birşey değil. Dünyada rekabet halinde olan firmaların ürünleri, tek renkli, tek boyutlu, kaba-saba basit mallar değil. Psikolojik ve duygular da dahil, sanatla yoğrulmuş, estetik kaygılar taşıyan çok boyutlu, çok fonksiyonlu, "ürün üstü" ürünler haline gelmeye başladı. Bu büyük ölçüde pazarlamanın başarısıdır aslında. Emin olun şu bizim "pazarlama"nın girmediği delik, bürünmediği kılık yok." diyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT