BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uhud savaşı

Uhud savaşı

Mekkeli müşrikler, Bedir gazasında uğradıkları bozgundan ders almadıkları gibi, bunun acısını da bir türlü unutamıyorlardı. Kureyş, ileri gelenlerinden bir çoğunu bu savaşta kaybetmişti.



Mekkeli müşrikler, Bedir gazasında uğradıkları bozgundan ders almadıkları gibi, bunun acısını da bir türlü unutamıyorlardı. Kureyş, ileri gelenlerinden bir çoğunu bu savaşta kaybetmişti. Ayrıca, Şam ticaret yolunun müslümanların kontrolüne geçmesi, çileden çıkmalarına sebep oluyordu. Ebu Süfyan’ın başkanlığındaki ticaret kervanı, Mekke’ye yüzde yüz kârla dönmüştü. Sermayeye iştirak edenlerin çoğu, Bedir gazasında öldüğünden, kervanın kârı Dar-ün-Nedve denilen, müşriklerin karar almak için toplandıkları binada muhafaza ediliyordu. Saffan bin Ümeyye, İkrime bin Ebi Cehl, Abdullah bin Rebia gibi babalarını, kardeşlerini, kocalarını, oğullarını Bedr’de kaybedenler; “Müslümanlar, bizim büyüklerimizi öldürdü. Bizleri perişan etti. Artık onlardan intikam almak zamanı geldi. Kervanın kârıyla, bir ordu hazırlıyalım. Medine’yi basalım, intikamımızı alalım” diye Ebu Süfyan’a başvurdular. Ebu Cehl, Utbe, Şeybe gibi azılı kafirler daha önce öldürüldüğü için, müşriklerin başında, henüz müslüman olmayan Ebu Süfyan bulunuyordu. Şam ticaretinde yüz bin altın elde edilmişti. Bunun yarısı sermaye, yarısı da kâr idi. Sermaye, sahiplerine hemen dağıtılıp, kâr da ikiye ayrılarak yarısı ile silah, diğer yarısı ile de asker toplandı. Ayrıca şair ve hatiplere de verildi. Hatipler ve şairler halkı galeyana getirip, savaşa teşvik etmek için şiirler, mersiyeler okuyorlar; kadınlar def, dümbelek çalarak onlara iştirak ediyorlardı. Müslümanları Medine’den çıkarmak, sevgili Peygamberimizi ortadan kaldırmak ve İslamiyet’i yok etmek gayesinde olan müşrikler, civar kabileleri de dolaşarak asker topladılar. Nihayet Mekke’de 3000 kişilik büyük bir ordu hazırlandı. Bunların 700’ü zırhlı, 200’ü atlı olup, 3000 de develeri vardı. Çalgıcıların ve kadınların da iştirak ettiği bu büyük orduya Ebu Süfyan komuta ediyordu. Hanımı Hind de kadınların başında olup, müşrikleri savaşa teşvikte pek ileri gidiyordu. Çünkü Bedir gazasında babasını ve iki kardeşini kaybetmişti. Bunun acısını unutamıyor, kadınların harbe katılmamasını istiyenlere karşı; “Bedir harbini hatırlayın! Kadınlarınıza, çocuklarınıza kavuşmak için Bedr’den kaçtınız!.. Bundan sonra kaçmak istiyenler, karşılarında bizleri bulacaklardır!..” diyerek onları susturuyordu. Bu şekilde Kureyşlileri tahrik ederek bütün gücüyle onları savaşa teşvik etti. Müşriklerden Cübeyr bin Mut’im’in mızrak atmakta çok usta, pek mahir olan Vahşi adlı bir kölesi vardı. Attığını vuran keskin bir nişancı idi. Hind, babası Utbe’yi, Cübeyr de amcası Tuayma’yı Bedir’de öldürdüğü için, hazret-i Hamza’ya karşı müthiş bir intikam ateşi ile yanıp tutuşuyorlardı. Cübeyr, kölesi Vahşi’ye, “Eğer Hamza’yı öldürürsen, seni azad eder, serbest bırakırım!” dedi. Hind de; “Onu öldürürsen sana pek çok altın ve mücevherler vereceğim!” diyerek vaadlerde bulundu. Mekke’de hazırlıklar tamamlanmıştı. Kureyş ordusu, sancaklarını açarak; birini Talha bin Ebi Talha’ya, birini Ehabiş’tan birine, birini Üveyf oğlu Süfyan’a verdiler. Hazret-i Abbas; müşriklerin üç bin kişilik bir ordu kurduklarını, bunların yedi yüzünün zırhlı, iki yüzünün atlı olduğunu, üç bin develerinin ve sayısız silahlarının bulunduğunu bildiren ve yola çıkmak üzere olduklarını haber veren, buna göre tedbir alınmasını isteyen bir mektubu, güvendiği bir kimseyle hemen Medine’ye gönderdi. Yarın: Resûlullahın rüyası
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT