BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhuriyet sahipsiz mi?

Cumhuriyet sahipsiz mi?

TÜRKİYE gibi, yurt çapında itibar sahibi bir gazetenin, üstün nezaketle, köşesinde misafir ettiği bir kimsenin, polemiğe heves etmesi, elbette düşünülemez...



TÜRKİYE gibi, yurt çapında itibar sahibi bir gazetenin, üstün nezaketle, köşesinde misafir ettiği bir kimsenin, polemiğe heves etmesi, elbette düşünülemez. Ancak, Fazilet Partisi’nin İstanbul listesinden seçilen Merve Kavakçı vasıtasiyle Meclis’te sergilenen tutum ve tavır karşısında sessiz kalmak da, insanın içine sindirebileceği basit bir olayın boyutlarını artık çoktan aşmıştır. Mesele, Cumhuriyet’e sahiplenmek meselesi haline gelmiştir. Ne yazık ki, Meclis’te temsil edilen partilerden yalnız Demokratik Sol Parti bu yüreği göstermiş, diğerleri sürte gerisinde kalmayı tercih etmişlerdir. Merve Kavakçı’yı, türbanıyla Meclise sokmayı hedef edinenlerin ortaya koymaya çalıştıkları gerekçelere bakalım; Milletvekili, türbanlı olarak halkın karşısına çıktı ve bileğinin kuvvetiyle seçimi kazandı deniliyor. Acaba, Fazilet Partisi kavakçı’yı 8’nci veya 18’nci sıradan gösterseydi, Kavakçı’nın bileği buna yetecek miydi? Demek ki, bugün yaşananlar, önceden planlanmış bir senaryonun parçası. İç tüzükte, başörtüsünün yasak olduğuna dair bir hüküm yok. Tüzüğün amacı bir tarafa bırakılarak, lafzından, şekilden çıkış yolu aranıyor. Tüzükte sarık giyilmesini yasaklayan açık bir hüküm de yok. O halde bir kısım milletvekilleri Meclis’e sarıkla da gelebilirler anlamı çıkıyor. İnandırıcılıktan ne kadar uzak. TBMM Türk devriminin en yüce simgesidir. Türk devrimi de, başlayan ve bir süre sonra biten bir devrimdeğil, devam eden bir devrimdir ve hedefi, sürekli yeni çağdaş asri ufuklara açılmaktır. Türk toplumunun ve Türk Devletinin en bariz ve vazgeçilmez karakteristliği onun, asri bir toplum ve Devlet olmasıdır. Toplum bu yolu izlemekle, 79 sene içinde bugünkü kazanımları elde etmiştir. Suyun akışını geri çevirmek gibi beyhude gayretler bu yüce milletin indinde masek bulabilir mi? Asri olmakta, içerik, kadar şekil de çok önemlidir. Şekil ve içerik, biribirini tamamlayan, bir bütünün parçalarıdır. Hangi asri toplumda başörtüsü var? Hangi asri toplumda cübbe ve sarık var? Deniliyor ki, toplumun kesiti alındığında, başörtüsü yaygın. Olabilir, ancak Cumhuriyetin kurumlarının ve bu kurumlarda görev alanların ötedenberi benimsedikleri bir misyon ve sorumluluk vardır. Toplumu olduğu yerden ileri götürmek. Yoksa, geçmiş bazı örneklerde olduğu gibi, aşağılarda düzeyleme (nivelment en bas) değildir. Bugünkü başörtüsü ve benzeri muhafazakar bazı yaşam biçimleri, toplumun kırsallıktan kentselliğe geçişte yaşamakta olduğu bir ara süreçten başka bir şey değildir. Bu süreç geriye mi, yoksa ileriye mi götürülmelidir? Bunun tartışılmasına bile herhalde gerek olmamalıdır. Meclis’te olup bitenleri, siyasi hesaplar olarak görmek istenenler olabilir. Ama, siyasi hesaplara hiçbir zaman inandırıcı ve makul gerekçe bulamazlar. Topluma yol göstericilik yapmak durumunda olan basına ne demeli? Bir kısım ilim ve irfan sahibi ve dünya ile yakın takip halinde bulunan gazete sahip ve başyazarları da, Kavakçı olayını konu edinen oturumlarda işi, alaya denmese bile, şakaya alan tutumlar sergilemektenkendilerini alamamışlardır. Deniliyor ki, Meclis Başkanı ve vekilleri, oturumları yönetirken, frak giyorlar. Frakın, hanımlar açısından karşılığı da uzun tuvalettir. Başkanlığa veya Vekilliğe bir hanım milletvekili seçildiğinde, onun da tuvalet giymesi gerekecek. İşin esasını, bilerek göz ardı edip, cümle alemi kandırmaya yeltenmek değil midir bu? Ayrıca, şehit ailelerinin de çoğu türbanlı, onları mileltçe baş tacı ediyoruz da, Meclis’te bir başörtülüye niçin tahammül edemiyoruz gibi, elma ile armudu toplar nitelikli argümanları ileri sürenler bile var. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarifi, şimdiye kadar, yeterince erozyona uğratıldı. Bari bundan sonra, yeni tezgahlara (salami tactics) yol vermeyelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT