BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çalkalanan Ortadoğu

Çalkalanan Ortadoğu

Araplara soğuk duş



İsrail askerleri, işgal ettikleri Filistin topraklarında, kendilerine direnen Filistinliler’e kadın ve çocuk ayrımı yapmadan çeşitli işkenceler uyguluyorlar. 11 Mayıs 1949 günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bir oy farkla İsrail’in BM üyeliğini kabul etti. Bu oylamada Türkiye’nin de İsrail’in üyeliği lehinde oy kullanması, Arap dünyasında soğuk duş etkisi yaptı. 14 Mayıs 1948’de, Yahudiler, İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilân ettiler. Şaşırtıcı hız; sadece 11 dakika sonra ABD ve 2 saat sonra da Sovyetler Birliği bu yeni devleti resmen tanıyordu. Ama, Ortadoğu’yu bunalımdan bunalıma sürükleyecek sürecin de startı verilmişti. 15 Mayıs 1948’de, Mısır uçaklarının Tel Aviv’i bombalamasıyla birlikte savaş başladı. Mısır, Irak, Suriye, Lübnan, S. Arabistan ve Yemen askerleri Filistin’i tamamiyle hâkimiyet altına aldılar. Ne var ki, ABD ve Rusya derhal devreye girecek, emir ve şeyh ajanlarını da kullanmak suretiyle Araplar’ı anlaşmaya zorlayacaktı. Bu anlaşma, aslında İsrail’e zaman kazandırmak için hazırlanmış bir tuzaktı. Araplar, daha kuruluş aşamasını geçmemiş İsrail’e karşı mutlak galibiyeti reddetmiş oluyorlardı. 9 Temmuz 1948’den itibaren, İsrail topraklarına Amerikan ve Rus askerleri yığıldı. Böylece, Yahudiler’e devlet kurdurulmasının gerisinde yatan plan uygulamaya aktarılıyordu. ABD, Ortadoğu’da söz sahibi olmak niyetindeydi ve bu savaşı fırsat bilerek, bölgede kalıcı askerî yığınaklarına başlıyordu. İsrail’e gelince, dengelerin kendi lehine değiştiğini görür görmez, Arap ülkeleriyle yaptığı anlaşmaları iptal etti. Bir yıl sonra, 11 Mayıs 1949 günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bir oy farkla İsrail’in BM üyeliğini kabul etti. Bu oylamada bizim de İsrail’in üyeliği lehinde oy kullanmamız, Arap dünyasında soğuk duş etkisi meydana getirecekti. FKT’NİN YÜKSELİŞİ 1964 yılında, Filistinli mülteciler, Filistin Kurtuluş Teşkilâtı’nı (FKT) kurdu. Bu olay İsrail Gizli Servisi’ni (MOSSAD) derhal harekete geçirmiş, bir çatı altında toplanan Araplar çok geçmeden bölünmüştü. Ancak, 1969’da Yaser Arafat, grupları tekrar bir araya getirmeyi başardı. Ekim 1974’te de, zamanın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kurt Waldheim’ın müsbet çabalarıyla, BM Genel Kurulu, FKT’yi Filistin halkının kanunî temsilcisi kabul ve ilân etti. FKT lideri Yaser Arafat, bu tarihten beri, Filistin halkı adına diplomatik yollardan verdiği mücadeleyi devam ettirmektedir. “NİL’DEN FIRAT’A İSRAİL” İsrail Meclisi’nin (Knesset) kapısında, “İsrail’in sınırları Nil’den Fırat’a uzanır” sloganı yazılıdır. Ve o slogana uygun çizilmiş bir harita okul kitaplarında yer almaktadır. Yani, öğrencilerin dimağına da emperyalist ve işgalci fikirler kazınmaktadır. Bu anlayışın devlet seviyesinde nasıl benimsendiğini, İsrail Savunma Bakanı Ariel Sharon’un 1981’de yaptığı, Meclis zabıtlarına geçen şu sözleri açıkça belgeler: “Önümüzdeki yıllarda İsrail stratejik menfaatlerinin alanı, sadece Irak ve Akdeniz’de kıyısı olan Arap ülkelerini değil, bütün Ortadoğu’yu içine alacaktır. Bu alanın İran, Pakistan, Basra Körfezi, Afrika ve Türkiye’ye kadar uzanması gerekecektir.” Görülüyor ki İsrail, yayılmacı stratejisini daha 18 yıl öncesinden bu şekilde tayin etmiştir. ABD ise, bölgedeki hâkimiyetini gün geçtikçe sağlamlaştırmak için, buradaki ilk karakolunu (İsrail’i) sıkça kullanmakta ve olaylara anında müdahale etmektedir. YARIN: Silahlanma yarışı
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT