BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sahnede ‘Yoğun Bakım’

Sahnede ‘Yoğun Bakım’

Stand-up gösterileriyle adından söz ettirmeye başlayan Recep Demirkaynak, toplum olarak sohbeti ve konuşmayı çok sevdiğimizi, sohbet geleneği bitmedikçe stand-up’ın da bitmeyeceğini söyledi.



Stand-up yeni bir komedi türü olarak hayatımızın adeta bir parçası haline geldi. Millet olarak şifahi kültürün geçerli olduğu bir medeniyet dairesi içinde yer aldığımızı düşünürsek, bu yeni türe çabucak adapte olmamızı daha kolay anlayabiliriz. Son günlerde Burç FM’de “Yoğun Bakım”, Üsküdar FM’de ise “Kapsama Alanı” isimli programlarıyla tanınan genç stand-up sanatçısı Recep Demirkaynak, gösterilerini sahneye taşıdı. Altunizade Kültür Merkezi ile Feza Sineması Kültür Merkezi’nde sahne alan ve şu sıralar Anadolu’yı dolaşan sanatçı ile, sohbet geleneği ve genel durum üzerine bir konuşma yaptık: TEK KİŞİLİK KOMEDİ Sizin stand-up anlayışınızla diğerleri arasında ne fark var acaba? DEMİRKAYNAK: Benim yaptığım tek kişilik bir komedi. Stand-up demeyi de istemiyorum. Şimdiye kadar yapılanlardan biraz daha farklı ve düzeyli olmasını hedefledik. Radyoda da anlayışımız ailelere hitap edecek şekildeydi. Herkesin, bütün ailesiyle dinleyebilmesini arzu ettik. Bu tek kişilik komedi gösterisinde de bunu amaçladık. Türkiye’de yaşanılan olayları anlatmaya çalıştık. KÜLTÜR EROZYONU Bu konulardan birkaç örnek verebilir misiniz? DEMİRKAYNAK: Mesela, Türkiye’de bir kültür erozyonu var. Batılılaşma merakı ve Amerikan hayranlığı mevcut. Türk filmleri saçmasapan, Amerikan filmleri mükemmel gibi yerleşik bir düşünce hakim. Ama, Türk filmlerinde Cüneyt Arkın’ın bir vuruşta on Bizanslıyı öldürmesi dikkat çekerken, Rambo’nun bir tabur askeri tek başına öldürmesi garip karşılanmıyor. Bu tip örnekleri mizahi bir dil ve üslupla ele alıyorum. Kültür emperyalizminin insanlarımızı kendi toplumlarından uzaklaştırırken düştükleri komik durumların bir bakıma ifadesidir şeklinde özetleyebilirim. Genelde radyodan sahneye çıkılıyor. Radyonun bu konuda bir sihri mi var? DEMİRKAYNAK: Ben radyo programlarıma da devam edeceğim. Radyoculuk çok zevkli. Orada insanlarla direkt temas halindesiniz. Yani, tepkiyi hemen alabiliyorsunuz. Sizin yüzünüzü görmüyorlar ama kendilerinden biri olarak kabul ediyorlar. Radyo güzel de, sahnenin başka bir cazibesi var. Sahneyi mi daha çok seviyorum, ya da radyoyu mu, diye soracak olursanız; ne serden geçebilirim, ne de yardan. Ama sahnenin daha motive edici bir yanı olduğunu belirtmeliyim. Tepkiyi direkt olarak, arada bir vasıta olmadan yüz yüze alma imkanınız var. Bir espri yaptığınızda insanların gülümsediğini görmek başka bir haz veriyor bize. Sahnenin heyecanı daha büyük bence. Ama sanatı bütün olarak görmek zorundayız. Böyle olunca, ben yaptığım işi severek ve en iyisini yapmaya gayret ederek icra ediyorum. Ha sahnede, hem radyoda... TÜRKİYE BEREKETLİ Yaptığınız gösteri bir tuluat mı, doğaçlama mı, yıksa bir metne bağlı olarak mı konuşuyorsunuz? DEMİRKAYNAK: Anlatacağım konuları önce notlar halinde bir yerlere kaydediyorum. Türkiye’de değişim sürdükçe benim konularım da değişiklik gösteriyor. Oyun gündeme parelel olarak gelişiyor. Mesela bir oyunda “Küskünler”den bahsettik ama şu anda böyle milletvekilleri yok. Gündem başka şeylere gebe. Şimdi pişkinlerden veya başka şeylerden bahsedeceğiz mecburen. Stand-up’ın geleceği konusunda ciddi şeyler söylenmedi. Herkes gelip geçici bir heves olduğunu anlattı; ben bunlara katılmıyorum. Toplum olarak sohbeti ve konuşmayı çok seviyoruz. Sohbet geleneğimiz bitmedikçe stad-up da bitmeyecek. Biz şifahi kültürden beslenen bir toplumuz, bu unutulmasın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT