BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kavak yelleri

Kavak yelleri

Türkiye’nin birçok meselesi var. Bu meselelerin öncelikleri mevcut. Hatta aylardır hükûmetsiz kalan ülkemiz huzur ve istikrar arıyor.



Türkiye’nin birçok meselesi var. Bu meselelerin öncelikleri mevcut. Hatta aylardır hükûmetsiz kalan ülkemiz huzur ve istikrar arıyor. Huzur ve istikrara giden yol bu değildir. Başta Ecevit ve DSP yangına körükle giderek meseleyi büyütmüşlerdir. Cumhurbaşkanı’nın tesbit ve teşhisleri boş değildir. Ancak 1960-1990 periyodundaki görüşleri ile çakışmamaktadır. Bu arada tarafsız habercilik yapmaları gereken sıradan muhabir, sunucu ve spikerlerin afra-tafraları da vatandaşlarımızı bıktırmıştır. Medyanın problemleri veya olayları yansıtma şekli meslek ahlâk ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Öncelikle ekranlardaki canlı, anında yayın, arşiv vs. gibi işaretlere ahlâk ölçülerinde ve dürüst olarak yer verilmelidir. Arşiv görüntülerini canlıymış gibi sunan, kendi düşüncelerini olmuş gibi yayan, yine ideolojik beklentilerini rejime ve rejiye monte etmeye çalışan “medya tacirleri”ne dur! denilmelidir. Tarafsız habercilik ve hür yorumculuğu bir kamu hizmeti olmaktan çıkartıp, asparagas hale getirmek isteyenler; “yangına körükle gitme”nin bedelini öderler. Bu arada bazı parlamenter ve lider eşlerinin de çizmeyi aşma gayretleri çok sakil ve seviyesiz kalmaktadır. Milletin kendisini temsil yetkisi verdiği parlamenterlik kurumu, bütün aileyi ve sülâleyi kapsayan bir yetki değildir. Hele telefonlarla parti yetkililerinin aranarak (ne demekse) “fırça çekildiği” iddiaları en hafifinden ayıptır. Biz de habercilerin yalancısıyız!.. ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz’ın bir zamanların meşhur otel lobisi üstadı Mustafa Taşar’ı arayarak ikaz ettiği söylentileri yayılmaktadır. Evet millet Mesut Yılmaz’a vekâlet görevi vermiştir. Ancak bu vekâlet şahsıyla sınırlı bir görevdir. Yedi sülâleyi kapsayacak bir yetki değildir. Önce kimdir bu Merve Kavakçı? Sabah Gazetesi yazarı Can Dündar’ın dediği gibi “suça ve günaha bulaşmamış tahsilli bir kadın mı”dır? Yoksa DSP lideri Ecevit’in 1970’lerden beri ağzına pelesenk ettiği bir “ajan provokatör”mü? Bu hususta bir karara varabilirsek, o takdirde çözüme ulaşabiliriz. Aksi halde, Türkiye’de hiç kimse bir başkasına “had bildirme” ile yetkili ve görevli sayılamaz. Şayet önüne gelen yargı kararı olmadan “had bildirme” gayretkeşliğine girerse 12 Eylül öncesi Türkiye’de yaşananlar geri gelir. “Had bildirme” davetiyesi; teröre, tedhişe ve baskıya davetiyedir. Bu fiil Ecevit ve DSP’ye uygun düşmemiştir. Gelelim Merve Kavakçı’ya; Merve Kavakçı, akademisyen bir anne ve babanın üzerine titrediği, iyi bir eğitim vererek Türkiye Cumhuriyeti’ne armağan ettiği bir kıymetli beyindir. İnsanların iyi-kötü yanları olabilir. Günahları ve sevapları bulunabilir. Hatta arşivlere geçen sabıka kayıtları bile bulunabilir. Ancak bütün bunlar o şahsı ilgilendiren konulardır. Kaldı ki Türkiye’de araştırma teknikleri ve İslâmi bilimler konusunda çeşitli eserler vermiş hukuk ve ilâhiyat tahsili yapmış, halen ABD’de bilimsel çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı’nın kızı Merve Safa da tıpkı anne ve babası gibi Türkiye ve Türklük aşığıdır. Meclis’te sıra kapaklarını vurmakla, tencere tava gürültüleri ile mugalâta yapmakla sorunlarımızın çözüleceğini zannedenler yanılmaktadır. Yazımızı Leman Sam’ın kadife sesiyle seslendirdiği bir şarkıyla noktalayalım! “Başımızda kavak yelleri esiyormuş, Essin!.. Adam sen de, Keyfimiz yerinde ya!..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT