BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mevsimler renkler kumaşlar

Mevsimler renkler kumaşlar

Adile Ayda bizim ilk kadın diplomatlarımızdan, bir dönem senatörlerimizden.



Adile Ayda’nın bir zamanlar Cumhuriyet Gazetesi’nde ve Hisar Dergisi’nde neşredilen edebi makalelerinden örülü “Bir Demet Edebiyat” adlı kitabında 1930’lu yılların giyim kuşamından ilgimi çeken görüşlere rastladım. Adile Ayda bizim ilk kadın diplomatlarımızdan, bir dönem senatörlerimizden. Türk dünyasının önemli adı merhum Sadri Maksudi’nin kızı olan Adile Ayda’nın “Bir Demet Edebiyat”ta yerli yabancı ünlü yazarlarla ilgili ince ayrıntılarla bezeli hoş yazıları da bulunuyor... Güçlü bir kalem Adile Ayda ama artık aramızda değil. Kitabın sözünü ettiğim “Edebi Hatıralar” bölümünde yazar Ankara Yenişehir’de bitişik komşuları şair Celal Sahir’den söz ediyor... Rus sefirinin Alman katiplerle Afgan Sefarethanesinin kortunda tenis oynadığı ya da Atatürk’ün Sovyet Generali Voroşilof’la Ankara Palasa geldiği genel bir dostluk havasını yansıtan yıllar... İngiliz Sefarethanesinin kokteyl partileri, Mısır Sefarethanesinin suareleri, Polonya Sefarethanesinin çayları o dönem seçkinleri için nezih toplantı yerleridir. Kültür, edebiyat, sanat sohbetleri için de... Adile Ayda işte bu toplantılardan birinde komşuları şair Celal Sahir ve kızıyla tanışır. Adile Ayda’nın üzerinde o gün bordo garnitürlü çok şık gri elbise ve şapka vardır. Celal Sahir, Adile Hanımın giyim kuşamını pek beğenir ve kızı Nüveyre’ye dönerek şöyle der: Hanımefendinin giydiği renkler ne güzel imtizac (uyuşma) etmiş değil mi Nüveyre? Bence çalışan kadınların giyinişi başlı başına bir sanattır.” Ve daha sonra şöyle devam eder: “Birçok çalışan hanım giyinmesini bilmiyorlar. Sabahın sekizinde tüllü şapkalarla daireye giden kadınlar vardır, çalışmanın ciddiyeti ile giyiniş arasında bir münasebet bulunmak icab etmez mi?” Şairin kendi dünyasının çağrışımlarıyla kadınların ne tür giyinmeleri konusundaki görüşleri de ilgi çekicidir... Ona göre kadınlar giydikleri herşeye en ufak ayrıntısına kadar özen göstermeli günün saatine, gidilen yere, semanın rengine, içindeki sevinç ve hüzne göre ayrı renkler, ayrı kumaşlar ve biçimler giymelidirler. Bir basma parçası bile kadının elinde ona yakışır hale gelebilir. Bu yazı bana uyumlu olmanın güzelliğini ve doğruluğunu düşündürdü. Herşeyle uyuşacaksınız. Mevsimlerle, renklerle, mizaçlarla, duygularla, mesleğinizle. Giyiminiz kalabalıkların, toplantıların, davetlerin maksadına göre düzenlenmiş olacak. Zamana mekana uygun... Sanatçı sanatçılığına, devlet memuru devlet memurluğuna, ev kadını ev kadınlığına, öğrenci öğrenciliğine yaraşır biçimde giyinecek. Hayır, yanılıyorsunuz bunlar meslek üniformaları değil, kişiliklerin aynası ve sizden beklenenlerin bir bakıma dışa yansımasıdır. Evet geçmişte insanlar giyimlerini ard niyetlerine göre seçmezledi... O satırları okurken biraz da hüzünlenerek ve geçmişle dolarak şunları düşündüm: Bir zamanlar insanlar kargaşadan değil, uyumdan yanaydılar. İnsanlar nerede nasıl saygıdeğer oluyorlarsa öyle giyiniyorlardı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT