BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ali Cengiz perişan haldeydi!..

Ali Cengiz perişan haldeydi!..

li Cengiz’in, İclâller’in pencerelerine doğru çok hızlı şekilde bir nazar fırlattığını ne Tomris, hattâ ne İclâl farketmemişti. Ama, farketmemek, anlamamak hissetmemek manasına gelmez.



li Cengiz’in, İclâller’in pencerelerine doğru çok hızlı şekilde bir nazar fırlattığını ne Tomris, hattâ ne İclâl farketmemişti. Ama, farketmemek, anlamamak hissetmemek manasına gelmez. Bu his üzerine Tomris, sevinçle titredi. Belki sâniyenin binde biri zaman içinde: -Ah!.. İclâl orada olsa da onu çatım çatım çatlatsam derken çabucak o yana baktı. İclâl ile bakışlarının karşılaştığını hisseder etmez, sûret-i haktan gözükerek: -Nasıl? İyi mi? gibilerden gülümsedi. İşte, Ali Cengiz’in İclâl’i farketmesi bu ana tesadüf etmişti. Genç adamın kafatası uyuştu. Buz kesti. Bir sâniye nerede bulunduğunu ne yaptığını unuttu. Sanki öldü de tekrar zorlukla dirildi. Eğer iradesi, soğukkanlılığı olmasaydı belki kendine gelemezdi. Sade toparlanmakla kalmadı; ne yapması lâzım geldiğini de düşündü. Tomris’in çam sakızı gibi yapışacağını çoktan hissetmişti. Yana sapan sokağın ağzını geçerek karşı kaldırıma doğru usuletle yürümeye başladı. Bilindiği gibi, burası, ahşap evin bahçesinin köşe yaptığı yerdi. Tomris’in evi de o istikamette, daha ilerde idi. Bakkaldan dönüş numarası yaptığı için yola bakan bahçe kapısına kadar Ali Cengiz ile beraber yürüyeceği tabii idi. Karşı evin penceresinde İclâl, yalnız bu hâdiseye kilitlendiği için her şeyi, bütün ince hesapları unutmuştu. Âdeta dehşete kapılmış halde duruyor, saçlarının dipleri karıncalanıyor, dudakları ile burnu arasında soğuk bir ter tabakası beliriyordu. -Beraber yürüyorlar, diye boğuk titrek bir sesle âdetâ inledi: Terbiyesiz kız. Genç kız, şu anda azıcık düşünebilseydi, neden dolayı bu kadar sarsıldığına hayret ederdi. Kızmış mı, üzülmüş müydü? Yoksa kıskançlık mı?.. Bunu bilmiyordu. Daha sonra da anlayacak değildi. İclâl’in kendilerini gözleriyle hâlâ takip ettiğini hisseden Ali Cengiz perîşan haldeydi. Ne aksi, ne korkunç bir tesadüftü. Bir gencin, komşusunun kızıyla mecburî, kaçınılmaz bir tesâdüf sebebiyle üç beş adım yürümesi belki az-çok tabii idi. Fakat gerçek manasiyle seven kimseler, en ehemmiyetsiz şeylerden, dağ boyu endişe ederler. Dünyaları kararır. -İclâl, Tomris’e yakınlık duyduğumu zannederse mahvolurum! Ali Cengiz böyle düşünmekle birlikte, karşı kaldırıma geçerlerken numarasını yaptı. Ânî bir duruşla. -Hay aksi, dedi: Az daha unutuyordum. Annem arpa şehriyesi istemişti. Tam zamanında hatırladım. Hemen gidip alayım. Ve en tabiî şekilde Tomris’e: -Hayırlı akşamlar, deyip yan yola doğru ilerledi. Tomris kalakalmıştı. Ali Cengiz, bu hareketini son derece tabiî göstermeye muvaffak olmuştu. Tomris, delikanlının bahâne bulduğunu anlamamıştı. -Ama görünüş hiç hoş değil, diye düşündü. İclâl hâlâ pencerede. Ali Cengiz’in beni ektiğini zannederse yüreği yağ bağlar. Böyle düşünmekle beraber, aynı anda kendini toparladı. Öyle hareket etmeliydi ki, bozulduğu belli olmasın. Sanki kendisi de bahçenin köşesinde ayrılacaklarını biliyormuş gibi, en tabiî şekilde Ali Cengiz’e: -Hayırlı akşamlar, deyip duraksamadan yürüdü. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT