BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihi sevdiren yazar

Tarihi sevdiren yazar

Metin Hasırcı, Ahmet Rasim’in tarihinde Osmanlı’ya gerçekçi ve saygılı bir bakış olduğunu vurguluyor.



Ahmet Rasim fıkraları, çocukluk hatıraları ve özellikle şehir yazıları ile tanınıyor. Onun uzun zamandan beri, neredeyse bir asra yakındır okunamayan “Osmanlı Tarihi” adlı eseri oldukça önemli. Bu şâheser nihayet günışığına çıkarılarak kültür hayatımıza kazandırıldı. (Emir Basım Yayım, 0 212 518 99 01) Eseri Osmanlı Türkçesi’nden latin harflerine aktaran ve günümüz Türkçesi ile yeniden kaleme alarak sadeleştiren araştırmacı-yazar Metin Hasırcı ile eser üzerine konuştuk. Bu eserin ortaya çıkışı nasıl oldu, anlatır mısınız? HASIRCI: 1977 senesinin sonbaharı idi. İstanbul o dönemde, trafik sıkışıklığının evci bâlasındaydı. Bayezid’den otobüsle eve gitmek üzere yola çıkmıştım. Yanına oturmuş bulunduğum bayan bana bakınca bu yüzü hemen tanıdım. Büyük ses sanatçısı Safiye Ayla Targan hanımefendiydi. Targan soyadını Osmanlı hanedanıyla birlikte vatan cüda edilen, musıki üstadlarından Şerif Muhiddin Targan beyle yaptığı izdivaç münasebeti ile almıştı. Benim yayıncı olduğumu öğrenince, “Bestekâr Ahmed Râsim Bey’in yazmış olduğu Osmanlı Tarihi vardır, biliyor musun?” sorusuna “hayır” cevabını verdim. Bunun üzerine, “Onu latin harflerine çevirt. Bu millete okut. Râsim bey, Osmanlı’ya hakaret etmeden Osmanlı Tarihi yazan o devrin nâdide kimselerindendi” dedi. Fakir, o sırada 40 yaşına merdiven dayamıştım. Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumakla beraber, Osmanlıcam maalesef yoktu. Azmettim, öğrendim. Eseri latin harflerine çevirdim, bazı şerhler ve yorumlarla yayına hazırladım. İNANÇLI SOSYOLOG Ahmet Rasim’in bu eseri yazma merakı nasıl doğmuş? HASIRCI: Bilindiği gibi, Ahmed Râsim bey, tıpkı “üstadım” dediği Ahmed Mithad Efendi gibi çok yönlü ve öğretici bir içtimaiyatçıdır. Yâni imanlı bir sosyologdur. İnsanlığı alakadar eden her konuda başarı ile kalem oynatmıştır. Tarih yazma merakını kendisinin sözleriyle cevaplandıralım: “Mektepte tarih okudum. Anlamadım. Mektepten çıktıktan sonra baktım adamakıllı bir tarih kitabı yoktur. 1883’ten 2. Meşrutiyete yani 1908’e kadar biriktirmeye başladığım notlarla tarih yazma imkânına eriştim.” Bu sözlerin 1928’de seyyah gazeteci olarak anılan, Hikmet Feridun Es’e bir röportaj münasebetiyle söylediğini, şimdi o da vefat etmiş bulunan Hilmi Yücebaş’ın Ahmed Râsim beyle alakalı çalışmasından öğreniyoruz. İTİMADIMIZ KALMADI Eserin hangi yönleri dikkatinizi çekti, başlıca özellikleri nelerdir? HASIRCI: Bizim bize maalesef itimadımız kalmamıştır. Batılı tarihçilerin Osmanlı tarihine bakışlarındaki açlık veya gizli kini görmemezlikten gelenler veya böyle olduğunu cidden anlayamayanlar, bilerek veya bilmeyerek bizim tarihçilerimizi, bilhassa vakanüvislerimizi de kasidecilikle suçlarlar. Yabancı tarihçilerin içimize attığı nifakı görmezlikten gelirler. Bu bakımdan bizim insanımız olan ancak ehl-i insaftan ayrılmayan zevat arasında Ahmed Rasim Bey’in farkı hemen görülür. Buna karşılık, “Tarih-i Ebu’l Faruk” yazarı Mizancı Murad bey, eserini Rodos sürgünü esnasında kaleme aldığından fırsat buldukça Osmanlı padişahlarına siteminin dozunu artırmıştır. Ahmet Rasim Bey ise, 2. Abdülhâmid dönemini (tarafsız kalamayacağını hissettiğinden olacak) eserinin içine almamıştır. Diğer bir deyimle Abdülaziz Hân dönemiyle bitirmiştir. Sualin 2. kısmına gelince, Ahmed Rasim bey gazetecilerin o devirde en büyüklerinden olduğu için kuru bir tarih ilmini sergilemek yerine kıvrak kalemiyle,”Tarihi Sevdiren Adam” Ahmed Refik Altınay merhumu yalnız bırakmamıştır. Ahmed Râsim bey okuldan mutmain olmadığı tarih kitaplarını daha sonraki nesillere sevdirmek istemiştir. Yazarın “tarihçi yönü” bundan sonra gündeme gelir mi? HASIRCI: Ahmed Rasim Bey, TBMM’de mebusluk görevi ifa etmiştir. M. Kemal Paşa kendisine yakınlık göstermiştir. Zaten M. Kemal Paşa tasvip etmeseydi, mebus olması imkânsızdı. Buna rağmen latin harflerine geçildiğinde Rasim beyin bu eserini hemen latinize ettirip, tedrisatta kullanılmadı. 1950 yılından sonraki maarif vekilleri buna el atmadığına göre, demek ki nisyana mahkûm olmuş. Münevverlerin bu esere göstereceği ilgiyle beraber, lise seviyesinde tarih şuuruna erişecek olan insanımız, Ahmed Rasim Bey’in tarihçi yönünü yaşatacak inancındayım. SOSYAL BİLİMCİ RASİM Ahmet Rasim’in ilk büyük sosyal bilimci olduğu şeklinde bir iddianız var. Açar mısınız? HASIRCI: Sosyal bilimci meselesi benim iddiamdan ziyade, bize 67 sene takaddüm eden Milliyet gazetesi muharrirlerinden Reşad Feyzi Bey, 25 Mart 1932 tarihinde yukarıda adı geçen gazetede “Filozof Râsim” başlıklı yazısında “Ahmed Rasim ilk büyük Türk içtimaiyatçısıdır...” demektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT