BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Disipline entegre olmak

Disipline entegre olmak

Türkiye Cumhuriyeti’ni tarif eden, 75-76 yıllık kurulu düzenin kime ne kötülüğü oldu?



Türkiye Cumhuriyeti’ni tarif eden, 75-76 yıllık kurulu düzenin kime ne kötülüğü oldu? Vatan denilen bu topraklarda yaşayan herkes, eğitimini, mesleğini, kişisel kazanımlarını ve siyasette ise, konumunu, bu düzene borçlu değil mi? Fertler, dini inançlarında, laikliğin getirdiği ve güvence altına aldığı engin bir özgürlük yaşamıyorlar mı? Başta başörtüsü olmak üzere, birçok muhafazakâr ve dinsel simge, serbestçe yaygınlaştırılmadı mı? Sosyal doku ve düzey itibariyle, kentler, zamanla köy, kasaba görünümüne girmedi mi? Tüm bu faaliyetin sonuçları, önceden hiç de kestirilmeyecek gibi olmadığı halde, özgürlük adına, göz yumuldu ve bugünlere gelindi. Şimdi diyoruz ki, hiç olmazsa, çağdaşlıkta, yenilikte ve modernizmde öncülük ve pilotluk yapmak mevkiinde bulunan TBMM, Üniversiteler ve Devlet daireleri gibi kurumları belli normlar içinde tutalım, bu kurumların Türk devrimiyle özdeş misyonlarında zihinlerde tereddüt meydana getirmeyelim. Bir ülkü etrafında kurduk bu Cumhuriyeti, bir ülkü etrafında kenetlenerek, daha ileri ufuklara birlikte açılalım. Geriye dönüp bakmak için bir sebep yok. Gerimizdekiler bizim için model olabilirler mi? Biz onları, en azından 76 sene önce aştık. Onlar bizim arkamızdan hâlâ koşmaya devam ediyorlar. Fazilet Partisi’nin son seçimlerde, tabanı ile sınırlı kalarak, % 15’ten fazla oy alamamış olmasını anlamak, şimdi daha kolay. Başlangıçta, Merve Kavakçı olayının, münhasıran kendisini ilgilendirdiğini, isabetle ortaya koyan parti, sonradan, göğsünü siper edercesine, ön plana çıkarak, flamayı ele aldı. Yani, başörtüsü sorununu, olmazsa olmaz, hale getirdi. Bunun adına, insan hakları da dense, kişisel ve doğal özgürlük de dense, Meclis’e ilk başörtülü sokmanın parti için, uğrunda mücadele verilmeye değer bir dava olduğu mesajı verilmeye çalışıldı. Halbuki, halkımız partiden, gelir dağılımındaki tahammül sınırlarını aşan dengesizliklerin giderilmesi, en büyük sosyal çöküntü sebebi olan işsizliğe çözüm bulunması, sosyal adalet ve sosyal güvence politikalarının geliştirilmesi, ahlaki ve manevi değerlerin, toplumdaki muteber yerine oturtulması, eğitimin, ekonomiye hizmet edecek şekilde yeniden planlanması ve fırsat eşitliğinin sağlanması gibi, tüm kesimlere heyecan verecek davalara öncülük etmesini beklerdi ve beklemektedir. Partinin maneviyatçılığı, inanca dayalı ferdi yaşam örneklerini Meclise taşımak yerine, dengeli kalkınma, adil gelir dağılımı, sosyal ve milli dayanışma gibi, tahakkuku beklenen hedeflerle özdeş olmalıydı. Görülüyor ki, olup bitenlerin, ne partiye ve ne de etrafında etten duvar örülen Merve Kavakçı’ya bir faydası var. Yapabildiği, lisans düzeyindeki eğitimi, ikide bir hatırlatan Sayın Kavakçı, bu dinamizmi ile, daha ilerilere gidebilmeyi öngörebilmelidir. Kanımca, bunun yolu da, TBMM’de geçerli düzen ve disipline entegre olmaktan geçer. Böylece mensup olduğu Fazilet Partisi’ne de hizmet etmiş ve partiyi, münhasıran başörtüsü sloganı peşinde koşuyor gibi herhalde arzu edilmeyen bir görüntüden de kurtarmış olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT