BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Atatürk’ün mirası

Atatürk’ün mirası

The Wall Street Journal gazetesinin editörü Robert Polork’un, Türkiye ile ilgili karalama yazısı hepimizin canını sıktı. Gazetenin, genelde ABD yönetiminin görüşlerini dile getirdiği bilinir. Ve bu gazeteci de Irak savaşında, ABD’ye çanak tutmadığı için Türkiye’yi yerden yere vuruyor. Bunu yaparken de provokasyon amaçlı saçma sapan hükümlere varıyor.



The Wall Street Journal gazetesinin editörü Robert Polork’un, Türkiye ile ilgili karalama yazısı hepimizin canını sıktı. Gazetenin, genelde ABD yönetiminin görüşlerini dile getirdiği bilinir. Ve bu gazeteci de Irak savaşında, ABD’ye çanak tutmadığı için Türkiye’yi yerden yere vuruyor. Bunu yaparken de provokasyon amaçlı saçma sapan hükümlere varıyor. Özellikle makalesindeki şu cümleye takıldım: “Atatürk’ün mirasının çoğu kaybolma riski taşımaktadır...” Gazeteci coni kardeşimiz işte böyle diyor. Aklı sıra polemik oluşturarak, Türkiye’deki hassasiyetleri kaşıyor. Bu kardeşi bir gün bir yerde yakalasam da “lafı eğip bükme, gel ben sana Atatürk’ün mirasının asıl ne demek olduğunu anlatayım...” deyip sıralasam: Bak kardeş, Mustafa Kemal, ‘Düşman süngüsü altında milli birlik olmaz. Ancak hür vatan topraklarında memleketin istiklali ve milletin hürriyeti için çalışılabilir’ dedi ve amacını gerçekleştirmek için Anadolu’ya geçti. 19 Mayıs 1919’da ayak bastığı Samsun’da özgürlüğün ve bağımsızlığın meşalesini yaktı. Sonraki en önemli durak Erzurum oldu. Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi toplandı ve esaret zincirleri tek tek kırılmaya başlamıştı. Kulağını iyi aç! Şimdi iyi dinle. Mustafa Kemal’e, Erzurum’da 10 Ağustos 1919 tarihinde bir mektup geldi. Mektup, “Wilson Prensipleri Cemiyeti” kurucularından Halide Edip Adıvar tarafından gönderilmişti ve şöyle diyordu: “Serüven ve kutsal savaş zamanı artık geçmiştir. Davamızda yardımcı olabilmesi için bu fırsat dakikalarını kaybetmeden, taksim ve yok olma korkusu karşısında, kendimizi Amerika’ya müracaata mecbur görüyoruz.” Yani Halide Hanım, o tarihte, senin ülkenin vesayeti altına girmekten başka çaremiz olmadığını savunuyordu. Peki, Atatürk bu teklife karşı ne cevap veriyor biliyor musun? Çok hiddetleniyor ve arkadaşlarına 27 Ağustos 1919 günü şöyle diyor: “İstanbul bir Amerikan mandasıdır tutturmuş gidiyor. Bu olmayacaktır. Türkiye istiklal bütünlüğüne sahip olacaktır. Hayır paşalar, hayır, hayır beyefendiler, manda yok. Ya istiklal ya ölüm var.” Ve Atatürk’ün işaret ettiği o istiklal, nice cana mal olmasına rağmen sağlanabilmiştir. Şimdi Atatürk’ün mirasının ne olduğunu anladın mı? Türkiye Cumhuriyeti, başka devletlerin dayatmasıyla değil, milletinin özgür iradesi ile karar alır. Bizim dahilde sorunlarımız, ihtilaflarımız olabilir. Biz kendimiz halletmesini biliriz. “Atatürk’ün mirası” gibi derin mevzulara, ne birikimin ne de kola ve hamburgerle beslenen beynin yetmez... *** SON SÖZ: Baş kırılır fes içinde, kol kırılır yen içinde kalır. TÜRK ATASÖZÜ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT