BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Stop İçinden tramvay geçen yazı -4-

Stop İçinden tramvay geçen yazı -4-



Tramvayın İstanbul serüvenini birlikte buraya kadar getirdik ama, malum; her serüvenin bir de bitişi var... Çünkü “Atları da vururlar” ve “tramvayları da kaldırırlar!..” Sonuç da zaten öyle oldu... 1869 yılında ilk işlediği günlerde, dönemin en süratli aracı olarak bilinen tramvayların seferden kaldırılması, yine o malum süratleri yüzünden oldu!.. Ancak bu kez ki süratinin faturası, süratinin fazla oluşundan değil, “az oluşu” ile ilgiliydi!.. İşte bu yüzden İstanbul’da tramvaylar, trafiği aksatıyordu!.. Sayıları giderek artan otomobillerin yanı sıra, dolmuşların çalışmaya başlaması, kenti bir ucundan diğerine bağlayan modern ve geniş yolların yapımı ulaşımı hayli rahatlatmış, bu da giderek ve doğrudan zavallı tramvayın gözden “pat” düşmesine yol açmıştı... Sonuçta tüm bunları gözeten ilgililer, tramvayları seferden kaldırarak yerine daha modern bir taşıt olan troleybüsleri koymayı kararlaştırdılar... Bunun Türkçesi, “tramvaya güle güle, hoşgeldin troleybüs”tü!.. Tramvayla anıları olanlar ve geçmiş tramvaylı günlerin çetelesini tutanlar için bu durum, o kerte de hüzün ve acı verici oldu... Çok kişi tramvaylar giderken ağladı, dövündü, yakındı... Bu trajik ve duygusal patlamaları da gözeten dönemin ilgilileri, tramvayların seferden kaldırılması işini yavaş yavaş kotardılar ve ilk olarak Maçka-Tünel hattını iptal ettiler... Bunu, daha sonra Rumeli yakasındaki bütün hatların iptali izledi... 12 Ağustos 1961 günü kentte defne dalları ile süslenmiş emektar tramvaylar, gözyaşları arasında son seferlerini yaptılar!.. İstanbullular son kez tramvaylara bindi, çan çan sesleri İstanbul caddelerinde son kez duyuldu ve tramvayların tam 92 yıl süren İstanbul serüveni de, böylece sona ermiş oldu!.. Tramvaya daha geç kavuşmuş olan Kadıköylüler, sanırız biraz daha şanslıydılar... O yakadaki tramvaylar 1966’ya dek işlemeye devam ettiler. Sonuçta kaçınılmaz olan orada da vuku buldu ve 3 Ekim 1966 günü Anadolu yakasının son tramvayları da yapılan törenlerle bu defteri kapatmış oldular!.. Artık tramvaylar müzelik olmuştu ve onları görmek, sadece “Taşıt Müzesi”nde mümkün olacaktı... Geçen gün İstiklal Caddesi’nden yürüyordum... Mostralık Taksim-Tünel tramvayı da tam o sırada yanımdan geçti... Onun arkasından bakıp, bu yazıyı kaleme almayı hayal ederken üç şeye birden tanık oldum: Caddenin bir kenarında daha sonra onikisinde var yok bir çocuk, tiner çekiyordu!.. Polisler Galatasaray Lisesi’nin önünde bir grup insanla çekişiyordu!.. Ve Taksim’den kalkan ağır bir lahmacun kokusu, taa aşağılara, Tepebaşı’na doğru koşturuyordu!.. Hemen seyirtip Tünel ile aşağıya indim, vapura atladım ve eve kapağı attım... Sonra da “Kadıköy-Moda”, “Fatih-Harbiye” ve “Kadıköy-Kısıklı” tramvaylarının solgun resimlerine, o resimlerin arka fonundaki tertemiz bakir İstanbul’a bir selam çakıp, narayı bastım: “Vardaaaa!.. Tramvay geliyor!..” Arkasından da “zaman benim çiftliğimdir!” diyerek, anılara ve eski İstanbul’a doğru kanatlandım!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT