BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Final kazanmak sanattır

Final kazanmak sanattır

Trabzonsporlular zehir zemberek!... Hafta boyu mail ve telefon bombardımanına tuttular. Vay efendim nasıl olur da “F.Bahçe kazanmayı hak etti” diye yazarmışım? Cem Papila’nın Trabzonspor’dan maçı alıp, F.Bahçe’ye verdiğini görmemiş miyim?



Trabzonsporlular zehir zemberek!... Hafta boyu mail ve telefon bombardımanına tuttular. Vay efendim nasıl olur da “F.Bahçe kazanmayı hak etti” diye yazarmışım? Cem Papila’nın Trabzonspor’dan maçı alıp, F.Bahçe’ye verdiğini görmemiş miyim? İngiltere’de futbol eğitimi alan ve S.United’ın altyapı hocalığını yapmış olan kardeşim Savaş Sarıçiçek bile “Abi Trabzonspor’a haksızlık etmişsin” diye yüklendi! Yapmayın!.. Bu kadar kör bakmayın. Ben “Maçta hakem hatası yok” diye yazmadım ki? Aksine daha birinci cümlemde F.Bahçe’nin attığı golde Luciano’nun ofsaytta ve kalecinin görüş alanını kapattığını, bunun da neticeye tesir eden en büyük hakem hatası olduğunu yazdım. “F.Bahçe kazanmayı hak etti” diye yazmama takılıyorlar, insaf!.. Sizce Trabzonspor kalitesini yansıtabildi mi sahaya? Dünya 3.sü olan Şenol Güneş’in takımı böyle mi oynamalıydı? Fatih, Gökdeniz, Szymkowiak, Yattara gibi Avrupa’nın her takımında oynayabilecek yıldızlar, Tolga, Hüseyin, Adem Yılmaz ve Volkan gibi oyuncular, maçtan sonra Papila’nın yönetimine mi sığınmalıydı? Söyleyin... Bu oyuncuların hangisi Alex, Nobre, Anelka, Aurelio, Tuncay ve Serhat’tan daha geride? Bu oyuncuların hepsi en az onlar kadar yetenekli, iyi ve değerli değil mi? O halde, nerede bu değerler, skor tabelasının neresinde? Maç kasetini objektif gözle bir daha izleyin... Trabzonspor onca kaliteli oyuncu ve dünya 3.sü hocasına rağmen neden kaybetti bu maçı bir düşünün... Kenar yönetimi sonucu lehine çevirebilecek hamleleri yapamadığı için. Öyle değil mi sevgili hocam Güneş? Zaferin en büyük engeli final maçlarındaki o bilinen korku değli mi? Trabzonspor’u zafere taşıması gereken isimlerin disiplin yanlışları yüzünden... Özellikle de Fatih Tekke ve Gökdeniz’in kaybettikleri her top sonrası dönüp Polonyalı Szymkowiak’ı fırçalamaları yüzünden... Sahi bu disiplinsizlik içindeki bir takım final maçı kazanabilir mi? Seni kim, niçin harcasın Papila? Cem Papila tuhaf olmuş, herkesi düşman görmeye başlamış. Medya, MHK, Trabzonspor... Konuşan herkes onun hakemliği bırakmasını istiyormuş gibi bir paranoyaya kaptırmış kendini. Diyor ki; ‘’Hakemliği üç kişi isterse bırakırım; Federasyon başkanım, MHK başkanım, ailem...” Hayır Papila kimse senin hakemliği bırakmanı istemiyor, herkes FIFA kokartı takmış bir hakemi kaybetmemeye uğraşıyor. Eleştiriler bunun için. Öfkeler, tepkiler bunun için. Cem Papila gibi maç yönetemediği için. Maalesef, ülke futbolunda bir hakemlik erozyonu yaşandığı için bütün bu eleştirler. Düşün, gol diye verdiğin bir ofsayt pozisyonun sağladığı avantajla ya da oyun kuralları emrettiği halde görmediğin bir penaltının sağladığı avantajla Avrupa’ya giden takımlarımız aynı uygulamayı Avrupa sahalarında göremediklerinde şok yaşıyorlar. Eleştiriler bunun için sevgili Papila... Yoksa kimsenin senin kişiliğinle ilgili bir derdi yok. Hukukçu Cem Papila’ya kimsenin söyleyeceği bir şey de yok. Ama ‘’Hem MHK başkanım isterse hakemliği bırakırım’’ diyecek kadar fedakar görünüp de sonra aynı konuşmanın devamında ‘’Yardımcılarımı hatta 4. hakemi maç saatinde öğrendim’’ diyerek lafı “F.Bahçe’nin attığı ofsayt gole bayrak kaldırmayan yan hakemi bu maça atayarak MHK beni harcadı” demeye getiren kişiliğe karşı bu millet. Ama seni de suçlamıyoruz. Çünkü vicdanen hiç rahat değilsin. Bir hukukçu olarak adaletli yönetim gösterememenin ezikliği içinde kıvranıyor olmalısın. Verdiğin kararlardan, yönettiğin maçtan rahatsız olmalısın. Böyle bir ortamdaki kişinin denize düşenin yılana sarılması gibi bir tavır sergilemesi de kaçınılmazdır. Yoksa medyanın sana nerede duracağını göstermek gibi bir görevi yoktur, yaptığı da zaten bu değildir. Medyanın amacı hatalarından ders almana yardımcı olmak olabilir, bilmem anlatabildim mi sevgili Papila! Aynaya bakmaktan korkmamalı Efendim rivayet o ki Napolyon, Osmanlı Sarayı’na paha biçilemeyen bir ayna hediye etmiş. Ayna insanın hem iç hem de dış dünyasını yansıtıyormuş. Yıllar sonra saraylardan sorumlu bir milletvekili bu aynayı görmüş, demiş ki, “Ben bunu Ankara’ya TBMM’ye götüreyim. Bizim vekiller orada baksınlar da halini görüp varsa yanlışları düzeltsinler.” Ayna bu, paha biçilemiyor... Titizlikle taşınması gerekir. Ülkenin en iyi nakliye şirketi bulunmuş, taşınacak malın ehemmiyeti anlatılmış. Sarıp, sarmalanmış. Ankara’ya geldiğinde kargoyu açıp baktıklarında ne görsünler, o üzerine titrenen ayna kırılmamış mı? Soruşturma açılmış, bu arada dönemin Rize milletvekili demiş ki, “Yahu kırık da olsa ayna aynı ayna... Medya mensuplarını da alıp, gidelim bir bakalım aynaya halimiz nasıldır?” Kimse gidip aynaya bakmaya cesaret edememiş... Sonunda o milletvekili dayanamamış etrafına dönüp demiş ki, “Siz de haklısınız. Hiç birimizin aynaya bakacak ne hali ne de yüzü var?” Şimdi efendim, şu Süper Lig üstüne yazılan, çizilen ve anlatılanları dinledikten sonra insanın o aynaya bakası gelmiyor ama yine de gerçekle yüz yüze gelmekten korkmamalı insan. Mıhlama Büyük takımlar engeller aşarken küçükler mazeretlere takılır, oldukları yerde kalırlar.
Reklamı Geç
KAPAT