BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Devlet, bize destek olsun!”

“Devlet, bize destek olsun!”

Farkında mısınız? Bir türlü özelleşemeyen bir kısım özel sektörümüz sancılı.



Farkında mısınız? Bir türlü özelleşemeyen bir kısım özel sektörümüz sancılı. “Devlet bize destek olsun!” muhabbeti zaman zaman nüksediyor. Aslında bu söylem, kapitalizmin doğuşuyla yaşıt bir klâsiktir, ama bazen ölçü kaçar. Devletsiz kapitalizm olmaz; kapitalizm, yerine göre rekabete ve piyasaya düşman, duruma göre dosttur. Güneş yasaklansın! Frederic Bastiat, bundan yüz elli sene kadar önce “Devlet, bize destek olsun!” kurnazlığından rahatsız olmuş. “Mizah, ciddi bir iştir!” düsturuna sadık kalarak bir şeyler yazmış. Bastiat tarafından son derece ironik bir üslupla kaleme alınan “Mum Üreticilerinin Dilekçesi,” o günün şartlarında, destek bekleyenlerin fantezilerini yansıtıyor. (*) Bastiat’ın yaşadığı dönemde (1801-1850) mum üreticileri, güneş ışığının haksız rekabetinden zarar gördüklerini dile getirmişler. Güneşi devlete şikayet ederek korunmalarını istemişler! Güneş ışığının yasaklanması halinde, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlanabileceğini, istihdamın artacağını vurgulamışlar.. Dilekçelerinde demişler ki: “Şerefli milletvekilleri, ricamızı ciddiye alınız ve bunu neden istediğimizi anlamadan reddetmeyiniz. Bizler, ışık üretiminde bizimkinden çok daha iyi şartlarda çalıştığı anlaşılan bir yabancı rakibin yıkıcı rekabetinden dolayı perişanız.” “Bu rakip, başka birisi değil, güneşin ta kendisidir. İç piyasayı inanılmaz düşük bir fiyatla silip süpürmektedir. Güneş ortaya çıkar çıkmaz bizim satışlar durmakta, tüm müşteriler ona yönelmektedir, Fransız sanayiinin tüm kolları, birdenbire tam bir durgunluğa bürünmektedir....” Friedman gibi piyasaya inanan bir iktisatçı bile, birilerini kastederek, “Rekabetin en büyük düşmanı iş adamlarıdır” diyebiliyor. Gerçekten, iş aleminin bazı aktörleri, belli bir güce erişene kadar rekabet ortamından güç alıyor, daha sonra ise, eriştikleri gücü tehdit edebilecek rekabet ortamını ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Olup biten, son derece normaldir. Herkes, rekabetçi piyasadan ucuza almak, rekabetin az olduğu piyasada pahalıya satmak ister. Kapanalım mı? Peki, bizdeki rekabet mağdurlarını memnun etmek için ne yapabiliriz? * En iyisi, “Gümrük Birliği”ni kaldıralım, gümrük duvarlarını yükseltelim. * Sanayi, dış rekabet ve verimlilik kaygısından bağımsız bir biçimde üretimini sürdürsün. İthal ikamesine dayalı sanayileşme politikalarına dönelim. * Sık sık “Yerli Malı Haftası” yapalım. Yerli üretimi, kotalarla, gümrük vergileriyle ve kur politikalarıyla koruyalım. * Sermaye hareketlerini sınırlayalım. ************ Bu arada, bir şey daha yapalım: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra imal ettiğimiz”Devrim” otomobillerini yeniden üretelim. Fren, korna ve far standart; geri vites lambası ve silecekler opsiyonel olsun! “Devrim”i Afrika’daki bazı muz cumhuriyetlerine ihraç edebiliriz ya da lisans vererek oralarda üretilmesini sağlayabiliriz. Dolayısıyla ne olur? Dışa bağımlılıktan kurtulur, kalkınırız efendim, kalkınırız... (*)Frederic Bastiat, “Petition of the Candlemakers Sevgili annemin, kayınvalidemin ve tüm annelerin “Anneler Günü”nü tebrik eder, sağlık ve mutluluk dilerim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT