BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sohbetin tadını alırsa sarayda duramaz!..”

“Sohbetin tadını alırsa sarayda duramaz!..”

Ebûl Vefa hazretleri İstanbul’da Rumların kesif olduğu bir semte dergahını kurar ve bu insanlara kapılarını açar. Bıkıp usanmadan hakkı tebliğ eder. Mübarek güler yüzlü ve nüktedandır. Müslim-gayri müslim herkes tarafından sevilir...



Büyük velî Ebûl Vefa hazretlerinin Fatih’e karşı hususi bir sevgisi vardır. Onu bir kere bile görmez ama geceler boyu dua eder. Genç Sultan’ı güçlü tasarrufu ile kuşatır ve ona manevi zırh olur. Fatih bu himmeti iliklerine kadar hisseder. Rüyalarını nur yüzlü velî süsler. Günün birinde dayanamaz, dergahın kapısını tıkırdatır. Ancak Ebûl Vefa Hazretleri “Hayır!” der, “Görüşmesek daha iyi!..” Muammayı çözemezler!.. Koca sultan yüzgeri giderken, mübârek hıçkırmaktadır. Bir hüzündür çöker mekâna. Talebeleri muammayı çözemezler. Sıradan Rumların bile kıymet verilip, buyur edildiği bir tekkenin kapısı cihan padişahına neden açılmaz?.. Nitekim içlerinden biri dayanamaz. “Bağışlayın ama efendim” der, “Hem hünkârı üzdünüz, hem kendiniz üzüldünüz. Bunun bir hikmeti olsa gerek?” Mübârek “Doğru söylüyorsun” der, “Ama aramızdaki muhabbet vazifelerimizi unutturacak kadar fazla. Eğer o, sohbetin tadını alırsa sarayda duramaz... Sultanlık çelik çomak oyunu gibi basit gelir gözüne. Korkarım tacı tahtı bırakır, dervişliğe kalkışır...” Vefa’da oturmasak da... Ebûl Vefa hazretleri bulunduğu semtte çok sevilir. Mahalle halkı mübareğin naaşına sahip çıkar, dahası güzel bir camiyle adını yaşatırlar. İşte bugün bile Unkapanı, Fatih, Süleymaniye arasında kalan muhit onun adıyla tanınır. Esnaf ona Fatiha okumadan dükkan açmaz. Vefa’da oturmasak da “vefalı” olmak lâzım... İnsanlığa bu kadar hizmet etmiş birine bulunduğumuz yerden de bir Fatiha gönderebiliriz!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT