BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir İstanbul masalı

Bir İstanbul masalı

Paris Match dergisi, 10 sayfa yer ayırdığı İstanbul’u Anelka’nın ağzından anlattı



Paris Match son sayısındaki 10 sayfalık İstanbul yazısında, tarihi şehrin en popüler Fransız’ı ile bir röportaja yer vermeyi de ihmâl etmedi. F.Bahçe tribünlerinin sevgilisi Nicolas Anelka, İstanbul’daki yaşantısıyla ilgili samimi ve ilginç açıklamalar yaparken, “vazgeçemiyorum” dediği İstanbul’u övdü. İşte Nic’in ağzından bir İstanbul masalı... F.BAHÇE BAMBAŞKA “F.Bahçe İstanbul’un Anadolu yakasının takımı. 1907’de kurulan kulüp aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu 20 milyon taraftara sahip. Takım her sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ediyor. Ben de bunu arıyordum. Ligde birçok yabancı futbolcu var. Üstelik Katar’daki gibi kariyerinin sonuna gelmiş oyuncular da değil... Türkiye’de oynamak, özellikle de normların dışındaki stad atmosferi ve ortam yüzünden son derece ilginç. Daha önce PSG ile beraber Türkiye’ye gelmiş, G.Saray ve Beşiktaş’a karşı oynamıştım. Seyircilerin attığı şişelerle karşılaşmıştık. Ancak benim takımımın stadı Şükrü Saracoğlu’nda atmosfer kelimenin iyi anlamında daha fanatik.” SARACOĞLU İNGİLTERE GİBİ “Şükrü Saracoğlu’nun atmosferi bana Avrupa’nın en iyisi diyebileceğim İngiliz stadlarını hatırlatıyor, bizim seyircimizin onlardan eksik bir yönü yok, hatta daha fazla ses çıkarıyorlar. Antrenman sahamıza gelince, daha önce hiç böyle tesisler görmemiştim. Samandıra’daki tesislerde antrenman sahalarının dışında, kondisyon merkezi, jakuzi, hamam, bilardo salonu, sağlık merkezi, restoran, video salonu vs. var. 9 aydır İstanbul’dayım ve şimdiden vazgeçilmezim oldu. Bu yaz 3 ay boyunca güneş hiç gitmedi.” İSTANBUL BANA BENZİYOR “Buraya önyargısız geldim. Zaten tanımadan yargılayamam. İstanbul da tıpkı benim gibi; kişiliğiyle alâkası olmayan yanlış bir imaja sahip. Açıkçası İstanbul ve Anelka taşıması zor bir etikete sahip. Doğrusu bunu değiştirmek kolay değil, biraz efor sarf etmek lâzım. Sonuçta İstanbul ve ben benziyoruz. Bazen arkadaşlarla konuşurken gözlemliyorum ki, hâlâ İstanbul’un Geceyarısı Expresi’ndeki gibi olduğunu düşünüyorlar. Tıpkı benim problemli olduğumun düşünülmesi gibi...” KITALARARASI SEYAHAT “Annem ve babam nisan ayında geldiklerinde ben hâlâ otelde kalıyordum. Şehri çok ilgi çekici buldular. Şu anda antrenman tesislerinden ve staddan 20 dakika uzaklıkta, Anadolu yakasındaki büyük bir evde yaşıyorum. İki kıtayı bağlayan iki büyük köprüden birinden geçerek kıta değiştirebiliyorum. Metroya biner gibi Boğaz’dan geçebiliyorum yani... Fakat en muhteşemi bir restorana tekne ile gelebilmek. Bazen bir gece kulübüne giderken de tekneye bindiğim oluyor. Bu arabadan daha pratik, çünkü trafik çok yoğun. İstanbul çok kalabalık ve karmaşık. Bazı yollar çok temiz ve güzel, bazılarında ise yolda büyük çukurlar var. Bazı yerlerde hâlâ yol çalışması sürüyor, emniyet şeridi ise yok. MUTLULUK ARMONİSİ “Türkler için söylenenlerin aksine bu insanlar çok hoş ve güler yüzlü. Nesiller arası farklılık göze çarpıyor. Gençler daha çok Amerikan ve Avrupa etkisinde. Bir tarafta bıyıklı insanları, bir tarafta da saçları jöleli, Diesel kıyafetli kişileri görmek çok ilginç. Hepsi armoni içinde yaşıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği tartışılıyorsa bunun sebebi halkın Müslüman olmasıdır. Ben korkudan bahsetmiyorum. Kuran’daki kuralların diğer ülkelere uygun olmasından bahsediyorum. Bu bağlamda Türkiye ruhunu satmak istemeyeceğinden AB’ye girişi karmaşık olabilir. Diğer yandan burada İslam bir sorun değil. Herkes inancını istediği gibi, kendi ritminde yaşıyor. Başını örtmek isteyen örtüyor. Sokakta başı kapalı bir kadın ile etekli bir kadın yan yana yürüyor. Allah’a yalan söylenmez. Yüzünüzü kapatarak gerçeği ondan saklayamazsınız. Türkiye Müslüman bir ülke olmasaydı AB kapılarını kapatmazdı.” BENİM İÇİN SORUN YOK “Ben 1996’da Müslüman oldum. PSG’de oynarken İslamiyet’i seçtim. Dinim kulüplerimle hiç bir sorun oluşturmadı. Burada, Paris’te, Londra’da, Madrid’de, Manchester’de nasıl dua ediyorsam öyle dua ediyorum. Hayatımın şekli ve işleyişi değişmedi. Türkiye’ye camileri için gelmedim. Zaten camiye çok gitmiyorum. Benim için din turizm değildir. Bir camiye turistik ziyaret yapmak bir şey ifade etmez. Camide dua edilir, resim çekilmez. Birkaç yıl sonra Türkiye’nin modernliğinin farkına varılacak. Bu konuda bahse girerim. Bundan 10 sene evvel Dubai bir çöldü, şimdi ise olağanüstü. Tıpkı İstanbul gibi.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT