BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaldırımlar kimin malı?

Kaldırımlar kimin malı?

İnsanların, trafik kazası tehlikesi yaşamadan, rahat bir şekilde yürüyebilmeleri için şehirlerin içinde bulunan yolların kenarında yaya kaldırımları yapılıyor.



İnsanların, trafik kazası tehlikesi yaşamadan, rahat bir şekilde yürüyebilmeleri için şehirlerin içinde bulunan yolların kenarında yaya kaldırımları yapılıyor. Peki bu kaldırımlar ne âlemde, maksatlarına uygun bir şekilde kullanılabiliyor mu? Ne yazık ki hayır. Hemen hemen bütün kaldırımlar işgal altında. Dükkan sahipleri, önlerinde bulunan kısımları fiilen ele geçirmiş; dondurmacının dolabı, mobilyacının kanepesi, manavın meyve kasası, beyaz eşyacının malları kaldırımlarda sergilenmiş duruyor. Lokanta ve kahvehaneler de masalarını çoktan koymuşlar kaldırımlara. Kalan boşluk varsa, oralarda da park eden arabalar. Kaldırımlarda yer kalmayınca, vatandaş da mecburen araba yolunda yürümek zorunda kalıyor. Özellikle okul giriş ve çıkışlarında, çocuğunun elini tutmuş anneler büyük tehlikelere maruz kalarak, asfaltta arabaların arasında yürümek zorunda bırakılıyor. Ölümle sonuçlanan kazalar, sönen ocaklar ve daha neler neler... Büyük şehirlerde durum böyle. Vatandaş haklı olarak soruyor: Kaldırımlar kimin malı; mağazaların mı, esnafın mı, yoksa yürümek zorunda kalan vatandaşın mı? Ya da fiili durumu kabul edin, herkes iş yerini asfalta kadar uzatsın. Bizi de “kaldırım var” aldatmacasıyla kandırmayın! Yetkililer bu işe bir an önce el atmalı. Bunu düzeltmek için de Avrupa’dan komiser mi gelmeli? Annem hacca nasıl gitsin? 65 yaşındaki annem Hayriye Karakaş hacca gitmek istedi. Kendi başına gidemeyeceği için İstanbul’dan Antep’e gittik, orada dayımla müracaatta bulundu. Birlikte gitmeleri gerektiğini de belirtti. Şimdi anneme kura çıktı, dayıma çıkmadı. Halbuki anca dayımla gidebilir. Bu durumda annem ne yapacak? Yetkililer bu gibi durumları neden dikkata almıyor? Bu sene hak kazandığı halde gidemezse, gelecek sene bu hakkın verilmeyeceği söyleniyor. Yetkililer bir çözüm bulsun > Mehmet Karakaş-İSTANBUL Kaliteli öğretmen anlayışı bu mu? Öğretmen lisesi ek puanları ile ilgili bir yazıyı bu köşede okudum. Ben Açıköğretim, İngilizce Öğretmenliğinde okuyorum, düz lise mezunuyum. 100 soruluk yabancı dil sınavından 93 net ve Türkçe’den 43.75 net çıkardım. Elinizi vicdanınıza koyun da cevap verin, ben burda mı okumalıydım? Öğretmen Lisesinden mezun arkadaşlarım, okul zamanı ek puanlarına güvenerek, gezip tozarken, ben sabahlara kadar ders çalıştım... Benden daha az net çıkaran arkadaşlarım Gazi Üniversitesi’nde okuyorlar. Kalite anlayışı böyle mi olmalı? Kaliteli öğretmen anlayışı bu mu? Herkes eşit şartlarda yarışsın lütfen... Kendilerine güvenemezlerse girmesinler o zaman üniversite sınavlarına. Zaten saçma olan bir sınav sistemı daha fazla saçma hale getirilmesin. Daha çok mantıklı düşünmeye davet ediyorum... > İsmi Mahfuz Vatandaşı, hak aramak için mahkemelere düşürmeyin Ben ve benim durumumda olan bazıları, Zorunlu Tasarruf Fonu’na 6 yıl prim ödeyip, kendi rızamızla, sadece şahsi kesintilerimizi alarak çıkmıştık. Yargının kararına rağmen, adımıza işveren ve devlet tarafından yatırılan katkıları alamadık. Bu ödemelerin bir an önce hakkaniyetle yapılarak, insanların mahkemelerde hak arama peşinde koşturulmaması gerekmektedir. Yetkililerin bu konuda daha duyarlı olmalarını bekliyoruz > Şemsettin Gül ------ Tel: 0 212 454 38 22 Fax: 0 212 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT