BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Süheyb ve Hîfâ Hatun...

Hz. Süheyb ve Hîfâ Hatun...

Hz. Süheyb, kimsesi olmayan, fakir, kendi halinde bir zattır... Hîfâ Hatun ise, kendisiyle herkesin evlenmek için can attığı zengin ve edep timsali bir güzeldir. Buyurun bu ibretli kıssayı birlikte okuyalım...



Hifa Hatun, Medine-i Münevvere’de güzelliği ve ahlâkı ile meşhûrdu. Tevekkül sahibi kazaya rızâ gösteren ve Resûlullah efendimize çok bağlı olup, her sözünü dinlerdi. Hep ahirete hazırlanıp, ona yarar ameller işlemeye çalışırdı... İşte bu Hifâ Hatun, bir gün Peygamber efendimizin huzuruna gelerek şöyle dedi: -Ey Allah’ın Resûlü! Bana beni Cennet’e götürecek bir iş (amel) öğret! “Senin evlenmen lâzım” Onun bu arzu ve isteği üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki: -Önce bir erkekle evlenmen lâzımdır. Bununla dîninin yarısını emniyete alırsın! Aldığı bu emir üzerine dedi ki: -Ey Allah’ın Resûlü! Küfvüm, (dengim) kim olabilir? Bana Habeşistan Hükümdârı Melik Necâşî evlenme teklifinde bulundu. Fakat, ben onun bu teklifini kabul etmeyip, geri çevirdim. Hatta yüz deve ile birçok ziynetler veren de oldu. Onu da kabul etmedim. Bugün ise ahirette kurtuluşun evlenmekte olduğunu buyuruyorsunuz. Yâ Resûlallah! Siz kimi beğenip, uygun görürseniz, ben ona râzıyım... Resûlullah efendimiz, Hîfâ Hatun’a Eshâbından kimin ismini verirse, diğerlerinin ümidinin kırılacağını düşünerek buyurdu ki: -Ey Hifa! Mescide en evvel kim gelirse, onunla evlen! Sahâbîlerin hepsi bu duruma râzı oldu. Allahü teâlâ, onlara (Eshâb-ı kirama) öyle bir uyku verdi ki, hiçbiri erken uyanamadı. Resûlullah efendimiz, önce kimin geleceğini merakla bekliyordu... Birdenbire Süheyb (radıyallahü anh) göründü. Hz. Süheyb, kimsesi olmayan, fakir, rengi siyaha yakın, uzun boylu, zaif ve çelimsiz, ince yapılı bir sahabîydi. Hifâ Hâtun ise, son derece güzel ve zengindi. Namazdan sonra Hifâ Hatun’un, Allahü teâlâ’nın kazâsına râzı olduğu, Hz. Resûlullah’a arz edildi. Resûlullah da bu durum üzerine hutbe okudu, nikah akdi yapıldı ve; “Onu evine götür!” -Ey Süheyb! Kalk bu hanımın için bir şey al. Onun elinden tut, evine götür, buyurdu. Hz. Süheyb; -Ya Resûlallah! Dünyalık olarak yanımda ne bir dirhem gümüşüm, ne de içinde yatacak ve barınacak bir evim var. Benim evim mesciddir, dedi. Bunları işiten Hifâ Hâtun, Hz. Süheyb’e onbir dirhem gümüşlük bir kese göndererek, filanca yerdeki hazır konağı da ona hediye ettiğini bildirdi. Süheyb’in kendisini götürmesini istedi... Konağa mı yoksa başka bir yere mi gittiklerini yarın öğrenelim...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT