BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YALÇIN ÖZER “İstanbul spor kenti olmalı”

YALÇIN ÖZER “İstanbul spor kenti olmalı”

Sporun insanlar için hayat tarzı olduğuna inanan; sporun daha fazla ihmal ve istismar edilmesine gönlü razı olmayan DYP adayı Yalçın Özer, İstanbul’un spor kenti haline getirilmesi arzusunda.



Sporun insanlar için hayat tarzı olduğuna inanan; sporun daha fazla ihmal ve istismar edilmesine gönlü razı olmayan; gazeteci olmanın sezgi ve gözlemciliği ile hizmeti projelendiren DYP adayı Yalçın Özer, İstanbul’un spor kenti haline getirilmesi arzusunda. Her çocuk gibi, küçüklüğünde top peşinde koşmuş Yalçın Özer... Ama, sporu da hep gözlemlemiş. 21. yüzyılda gelişmiş toplum olmanın göstergelerinden birinin de spor olduğu görüşünde. Spor tesislerinin çağdaş ve yeterli sayıda oluşunun yanı sıra, insanların sporu bilinç içerisinde yapmaları da bu göstergenin verileri arasında Yalçın Özer’e göre sporun insanlar arasında dostluk köprüsü, sevgi ve barışın bağlantısı olduğu düşüncesinde. Spora başlama yaşı olan 4-15 yaş grubunda 2.5 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da büyük bir kitlenin maddi imkansızlıklar ve tesis yetersizliği nedeniyle spor yapamadığını tespit ettiğini söyleyen Yalçın Özer, Olimpiyata talip bir İstanbul’u bu bağlamda bir spor kenti olarak göremiyor. Bunun için de “Bizim hedefimiz, İstanbul’u bir spor kenti yapabilmektir” diyor ve İstanbul’u Büyükşehir Spor Konseyi oluşturarak, her yaşta insanın yararlanıp spor yapabileceği tesislerle bezendirmeyi vadediyor. 2008 Spor Projesi kapsamında, gençleri kahve köşelerinden, çocukları da sokaklardan kurtararak spor tesisi üretimine ağırlık verileceğini belirterek “İstanbul’da tesis deyince akla ilk olarak mevcut müsabaka alanları gelliyor. Üstelik bunlar yetersiz tesisler. Sporcuların antrenman sahaları yok gibi. Sporcu sağlık tesisleri de aynı eksiklikte. Belediyelere düşen görev, kentin spor yönündeki eksikliklerini de gidermektir. Biz, İstanbul’un spor fotoğrafını çektik. Görünüm hiç de içaçıcı değil. Var görünen tesislerin nüfus yoğunluğuna göre dağılımı adaletsiz ve yetersiz. Bu bakımdan ciddi bir düzenleme gerekiyor” dedikten sonra sporun hayat boyu yapılabilmesini sağlamanın temel düşünceleri olduğunu da ifade ediyor. Yalçın Özer’e göre, “Herkes için spor faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için spor parklarına ihtiyaç var. Futbolun yanı sıra, basketbol, voleybol, tenis gibi revaçta olan sporlar ile yüzme havuzları, sağlık ve rehabilitasyon merkezleri, kütüphane gibi üniteleri çiçek ve ağaçlarla donatılmış ve semtlere yayılmış spor parkları bunlar. Hatta, bisiklet parkurları, gençlerin yeni ilgi odağı olan paten kayılacak sokaklar oluşturmayı da bu spor parkları projesi içinde düşünüyor. Mevcut stadların revize edilerek, sadece maçlarda kullanılan tesisler olarak değil; çok maksatlı tesisler şeklinde kullanılması da bu projenin bir diğer parçası. Stadlar birer kültür ve eğlence yerleri olacak biçimde yeniden değerlendirilecek. Bütün bunlar yap-işlet-devret sistemi ile hayata geçirileceğinden kaynak sorunu da olmayacak”. Yalçın Özer, bu semt spor parklarını amatör kulüplerin kullanımına açıyor. Ayrıca, amatör kulüplere malzeme yardımı ile sağlık hizmeti sunmayı da hedefliyor. Belediyelerin spor kulüpleri kurmalarına da yorum getiriyor “Belediyenin spor kulübü faaliyetleri amatör çerçevde değerlendirildiğinde bir hizmet gibi görülebilir. Yani halka amatörce spor yaptırma fırsatı verip onların yarışmalara katılmalarını sağlamak olarak düşünülübilir. Ancak, futbolda olduğu gibi profeseyonel faaliyetin ise belediye dışında özerk bir yapıya kavuşturularak sürdürülmesi gerekiyor. Belediye başkanlarının da kulüplerde başkan olması gerekli değil” diyor. Yalçın Özer, 2008 Olimpiyat adaylığını kaptırmamak için İstanbul’u iyi bir hazırlıkla sunmak gerektiğini vurguluyor. Olimpiyat oyunlarını sadece bir spor organizasyonu değil, başlıbaşına bir şehircilik hareketi olarak gördüğünü belirterek “İçinde ulaşım, güvenlik, çevre, konaklama, haberleşme başta olmak üzere çok yönlü şehircilik hizmetleri de olan bir proje şeklinde ele alınmalı olimpiyat. Merkezi hükümetin de desteği alınarak bir mega proje ile Olimpiyata hazırlanmalıyız. Bizim Olimpiyat Projemiz, TMOK, HDK. ve GSGM’lüğünün bu konudaki master planları üstüne kurulu. Bu kurumların politikalarını destekleyeceğiz ve ayrı bir politika içinde olmayacağız. Ama, öncelikle İstanbul’u iyi spor tesisleri ile donatmalıyız; altyapıyı en iyi şekilde kurmalıyız” şeklinde konuşuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT