BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seçimlerden ciddi ve şaka...

Seçimlerden ciddi ve şaka...



En çok hoşuma giden söylentilerden birisi, sayın Başbakan Ecevit’in: “Ben değiştim ama Baykal aynı kaldı” demesidir. Aslında bu sözün doğru olmadığını, sayın Baykal da, Ecevit de bilir. Onların değişmemeleri, işte bir arpa boyu dahi ilerlemeyen Türkiyemizin kara bahtıdır. Bildiğimiz “despotik” okuldan yetişen bu zatlar, halkı hiçe saymakta, aldatmakta, İslâm’a ters bakışta ve daima diktaya yakınlık kollamaktadır. Bu halleriyle birbilerinin ikizidirler. Değişmiyorlar ve samimi olamıyorlar. Neyleyelim... ATATÜRK SÖMÜRÜSÜ Atatürkçülük (!) konusunda irtica ve sömürü bazı zümrelerin dinimize karşı despotizm ve çıkarcılığını kollamak için icâd edilen “Dinsel Sömürü” hikâyelerini fersah fersah asmıştır. Temellerin Duruşması-2 olarak yayınlamaya başladığım, Türk Edebiyatı (Faks, 0 212 513 77 49) dergimizde bulacaksınız. Fakat bu istismarın, Atatürk’e büyük keramet, cin çarpması dahi yakıştıran Mesut Yılmaz-Deniz Baykal zirvesine kadar ulaşmasına ancak bu son seçimlerde nail olduk. Sayın Yılmaz, Atatürk’ün “Ba’sü ba’delmet=Diriliş”inden bahsederek “Atatürk Anıtkabir’den kalkıp da Baykal’ın yaptıklarını görseydi CHP’yi kapatırdı” diyerek parti kapatma alışkanlığını, M. Kemal’e bile yakıştırdı. Daha keskin bir arbedeci olan sayın Baykal ise 28 Şubat süreci’nce 55. Hükümeti cunta düzeni içinde nasıl ayakta tuttuğunu unutarak, sayın Yılmaz’ı yerlere geçiriyor. Atatürk istismarcılığının daniskasını yapıyor: “Bir ayağı tarikatte, bir ayağı çete ile yolsuzluklarda olanların Atatürk adını ağza almaya hakları yoktur. Atatürk’le oynamak tekin değildir. Sonra Atatürk çarpar sizi! KARTEL İLE DEVLET Kendisini kuvvetli zannedenin medya ve sermayenin memleketi, hükûmeti, devleti idare etmeye kalktığı bir gerçektir. Bu korkunç, antidemokratik ve basın ahlâkına yüzde yüz zıt konuyu, Tansu Hanım-Doğan Bey vuruşmasından önceki günlerde yazmıştım. Basının gücü nasıl suiistimal edilerek yüzde binlere çıkarılıyor; Devlete nüzul indiriliyor ve halkın gazetelerden beklediği hizmet mahvediliyor, görün demiştim. “Kartel medyası” kral hükmündedir. Başbakanları gecelik entarisiyle ayağına getirir. İcabında cuntayı, diktayı yeğler ve kışkırtır. En üsttekinden başlayarak bütün makamları avucu içinde tutar, Meclis’te oylanan kanunları, isterse uygulatmaz. Kanunlar üstüdür. Yalan ve çirkin haberleri herşeyin mubah olduğu pervasızlıkla verir. Devletin bütün uzuvları ondan korkar, vatandaş şerrinden elaman çeker... Böyle bir medya, ancak kanunun, hukukun işlemediği, iptidaî ülkelerin katlanabileceği baş belâsıdır. Bunlara karşı, hiçbir makamdan mücadele değil, itiraz dahi görülemez. Devletin başındakiler kartele hükmetmek değil emirlerini yapmaktan çıkar ve gurur duyar. Devletin resmî dış gezilerinden ticarî kazanç ve itibar bile sağlar. Bu bakımdan, büyük parti liderlerinden birinin, kartel medyasına verilmiş imtiyazlara karşı savaş açmasını bunu TV’lerde haykırmasını alkışlıyorum. Bu milli, şerefli, demokratik itiraz, cesur lideri mazlûm halkın gözünde büyültmüştür.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT