BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu mesele bir an önce çözülmelidir!

Bu mesele bir an önce çözülmelidir!

Bugün hayırlısı ile sandık başlarına gidip Türkiye’yi 2000’li yıllara götürecek yerel ve genel yöneticilerimizi, Parlamentomuzu seçeceğiz...



Bugün hayırlısı ile sandık başlarına gidip Türkiye’yi 2000’li yıllara götürecek yerel ve genel yöneticilerimizi, Parlamentomuzu seçeceğiz... Ama hâlâ ve hatta PKK ve Öcalan konularını bile bir tarafa bırakıp KOSOVA meselesinden söz etmek durumunda kalıyoruz... Kimse kusura bakmasın bu yalnız bizim için, Balkanlar ve Batı alemi için değil, bütün dünya için en önemli ve hayati konuyu oluşturmakta devam ediyor. Bir aya yakındır bir yerler gece gündüz demeden bombalanıyor. Yüzbinlerce insan kadın çoluk çocuk farkı gözetilmeden silah zoru ile evlerinden barklarından yurtlarından uzaklaştırılmış, bir yerlere aç bi ilaç sürgüne gönderiliyor. Sırplar tarafından kadınların ırzına geçiliyor, insanlar kitle halinde öldürülüyor ve hiç durmadan dinlenmeden her ağızdan her dilden laf üretiliyor. İletişim araçlarının böylesine geliştiği bir dönem ve ortamda meselenin aslını esasını unutup teferruat ile uğraşıyoruz. Miloşeviç haini, Amerikan bombaları ile beslenen, semiren domuzlar gibi her bombardımandan sonra cüret ve küstahlığı daha da artıyor. Arnavutluk, Makedonya, Karadağ ve Türkiye sınırlarında çadırlardan geçici barınma kampları kurulmuş. Kızılay, Kızılhaç ellerinden geleni yapıyorlar ama gelenlerin ellerinde kimliklerini gösterecek hiçbir belge yok. Sınırlarda gelenlerin ellerine isimleri mürekkepli damga ile kaydediliyor. Sanırsınız ki, mülteci kamplarında TARİHE utanç verecek muazzam bir insan pazarı kurulmuş, Başta Almanya ve Kuzey Avrupa ülkeleri bu açık pazardan kurbanlık veya damızlık seçer gibi “Mülteci” topluyorlar. Hani bunlar yine yerlerine yurtlarına geri gönderilecekler, evlerine yerleştirileceklerdi? Bunu Türkiye’den başka söyleyebilen başka kimse çıkmadı! Anlaşılan insanlık yalnız biz Türklerde kalmış.. Avrupa’nın kaşarlanmış “İnsan Hakları Simsarları” gelip Türkiye’nin uygulamalarını görmelidirler! Bu bizim biraz da tarihi sorumluluk duygusundan kaynaklanıyor. TC Devlet Başkanı kalkıp günü birliğine Arnavutluk’a, Makedonya’ya, gidiyor, Trakya’da çadır kentlerdeki bu insanları ziyaret ediyor. Yerlerine yurtlarına ve evlerine kavuşacakları sözünü veriyor... Ne de olsa buralarını 1389’dan 1880’lerin ortalarına kadar yönetmiş bir büyük milletin ahfadıyız... Bize böylesi yakışırdı!.. * * * Yerli olsun yabancı olsun televizyon kanallarının haber bültenlerini bir tarafa bırakıyorum, ama bizimki dahil, ciddi gazetelerimizden hiçbiri KOSOVA meselesinin köküne esasına inerek okuyucularını gereği gibi aydınlatmak ve telkin, teklif yolu ile de olsa bir çözüm üretmek gereğini duymuyorlar. NATO bir karar alıyor, uygulamasına geçiliyor. Bu karar mekanizmasında bizim de bakanımız, o olmadığı zamanlarda daimi temsilcimiz var. Geçen hafta sonu bu örgütün dışişleri bakanları düzeyindeki konseyi toplandı. “Ateşe devam” gibi bir karar aldı. NATO dediğimiz 50. yaşına bastı. Kimlik kartında ne yazıyor? Bilenimiz yoktur. Kimin adına hareket ediyor? Orası da belli değildir. 16 idik 19 olduk. Güçleneceğimize zaifler gibi olduk. Kosova’da Arnavutlar yaşar, Türkler yaşar, Sırplar yaşar.. Buralarda Sırpların mukaddes saydıkları tarihi Manastırları dini yerleri ve bir de bir türlü ayrılmak istemeyecekleri kıymetli maden ocakları vardır. Toprağı bol olsun Mareşal Tito 6 Federe Hükümet + 2 Özerk bölgeden oluşan Yugoslavya Federasyonunu kurduğu zaman bunların hiçbirinin tek kökenli, tek dinli olmasına müsaade etmedi. Tarhana çorbası gibi çeşitli unsurları birbirine karıştırdı. Geçen hafta NATO Konseyi toplanmıştı. Bu hafta Brüksel’de AB’nin Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde toplanıp Kosova meselesini görüşecek... Rusya ağırdan alıyor. Barışçı bir çözüm bulunabileceğini iddia ediyor!.. * * * Şimdi eğri oturup doğruları bulmaya çalışalım: 1- Eğer bu bir Balkan meselesi ise karar mekanizmasında Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’ın da mutlaka bulunması şarttır. 2- Bu bir Avrupa meselesidir deniliyor ise -ki değildir- Bunun çözümüne Avrupa Birliği taliptir. Ama bu Birliğe şimdiki halde ne Türkiye ne diğer Balkan ülkeleri dahil değildir. Dolayısı ile bu geçerli bir çözüm üretemez. Avrupa meselesi saydığımız takdirde bir de OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü) akla gelebilir, ama bu da henüz rüştünü isbat edebilmiş değildir. 3) Bu bir dünya meselesi ise, yetkili organ BM ve dolayısı ile BM Güvenlik Konseyi’dir. Zaten Genel Sekreter Coffi Annan ortalara çıktı. NATO’nun ve AB’nin Miloşeviç’e karşı koyduğu beş şartı benimsedi. Ancak bu takdirde Güvenlik Konseyinde Rusya vetosu dolayısı ile Sırplar aleyhinde herhangi bir karar alınabilmesi mümkün değildir. * * * Sırpların hava saldırıları yolu ile sindirilemeyeceği kanısı yaygınlaşıyor. Kara harekatı bir felaket olur. NATO üyeleri arasında yazık ki bir fikir ve kanaat birliği yoktur. ABD’de kamuoyu yoklamaları böyle bir tercihe sıcak bakmıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde göçmenlerin yerlerine dönmelerinin yanı sıra, Kosova’da çeşitli dinli, dilli, değişik kültürlü insanların bir arada yaşayabilecekleri hayali çözümler üretilmeye çalışılıyor. Bunun mümkün olamayacağını anlatabilmek için ne yapmalı acaba? Kıbrıs’ta Rumlarla Türklerin bir arada yaşamalarına imkan kalmadığı hâlâ akıllara yerleşemedi mi?.. * * * Dışişleri Bakanlığımız son zamanlarda gerçekten çok güzel çalışıyor. Yerli ve yabancı kamuoyu oluşturmayı kolaylaştıracak bilgileri son derece parlak kitapçıklarla aktarmaya çalışıyor. Ama bakıyorum büyük bir kısmını sayın devlet büyüklerimizin dış gezilere çıkarken veya dönerken verdikleri ve TV’lerden dinlediğimiz demeçler ile ziyaret edilen ülkelerde onurlarına verilen yemeklerde söylenen nutukların metinleri oluşturuyor. Onların yerine şu dünyayı ayağa kaldıran KOSOVA meselesinin bir back-ground’unu bir yerlere koysa daha iyi olmaz mı? Altı yüzyıl oralarda kalmış, oralarını gül gibi yönetmişiz! Sırplar daha birkaç yıl önce 1389 Kosova savaşının altıncı yüzyılını, Osmanlı Padişahı 1. Murad’ın bir Sırp esiri tarafından arkadan hançerlendiği yerde kutladılar. 1880’li yıllara kadar Sırbistan Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Macaristan imparatorluğu arasında kalmış bir krallık idi. Yerimiz olsa Balkanlardaki bu serencamı özetlemek isterdim. Ama çaresi yok burada kesiyorum. Yazı uzadıkça harflerin puntosu küçülüyor, bu da okuyanlara ayıp oluyor!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98812
    % -0.52
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.1985
    % -1.51
  • 7.3364
    % 0.15
  • 234.388
    % -0.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT