BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Dinimizin başı namazdır!”

“Dinimizin başı namazdır!”

Ramazan ayı, her Müslümanın kendini hesabı çekmesi, yanlışları varsa düzeltmesi, dinin emir ve yasaklarına daha iyi sarılması için bir fırsattır.



Ramazan ayı, her Müslümanın kendini hesabı çekmesi, yanlışları varsa düzeltmesi, dinin emir ve yasaklarına daha iyi sarılması için bir fırsattır. Dinin emirlerinin başında da namaz gelir. Namazın dinimizde ayrı bir önemi vardır. Çünkü, ibâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, “Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini yıkar.” buyurdu. İlk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâmdan beri, namaz vardı, namaz kılınırdı. Fakat, bugünkü gibi beş vakit değildi. Bazı ümmetler, sadece sabah namazı kılıyordu. Bazı ümmetler sadece öğle namazı gibi değişik vakitlerde namaz kılıyordu. Mesela, hazret-i Âdem ikindi, hazret-i Yâkub akşam, Yûnüs aleyhisselâm yatsı namazını kılardı. Hepsinin değişik zamanlarda kıldığı bu namazlar, bir araya toplanarak bize, Mi’râc gecesinde farz edildi. Mi’râcdan önce sadece, sabah ve ikindi namazı kılınıyordu. Kısacası namaz, ama iki ama üç vakit olarak her devirde kılınıyordu. Âhırette ilk suâl, namazdan sorulacaktır. Kişi eğer, namazın hesabını verebilirse, diğer ibâdetler ondan sonra sorulacaktır. Yâni bir bakıma namaz barajdır. Barajı aşabilenler diğer ibâdetlerden hesaba çekilecektir. Namaz dinin direğidir. Her kim, namazını, devam üzere ve ilmihâl kitaplarında bildirildiği gibi, eksiksiz olarak edâ ederse, yani kılarsa İslâm binasını dikmiş, yıkılmaktan kurtarmış olur. Peygamber efendimiz “Dînimizin başı namazdır.” buyurdu. Başsız insan olmadığı gibi din de namazsız olmaz... Namaz, imandan sonra en üstün ibâdettir. Namaz kılmak, imanın şartı değil ise de, namazın farz olduğuna inanmak, imanın şartıdır. Namaz kılmayana imansız denilemez. Ancak, namaz kılmayanın da îmânını muhafaza etmesi çok zordur... Bunun için ana-baba çocuğuna dinini imanını öğretmelidir. Çocuk yedi yaşına geldiğinde namaza başlatmanın, on yaşına geldiğinde hâlâ kılmaz ise, bu defa zorla kıldırmanın lâzım geldiği hadis-i şerifte bildirilmiştir. Namaz kılmanın sosyal yönden de birçok faydaları vardır. Namaz insanı sıkıntılardan kurtarır, huzura kavuşturur.Tabiî ki, namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve cenab-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet sağınma şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı, namaz kılmalı. Kur’ân-ı kerîm okumalıdır. Tecrübeyle sabittir, böyle yapanların çok kerre, sıkıntılarının geçtiği en azından hafiflediği görülmüştür. Fakat, kılınan namazın şartlarına uygun olması lâzım. Namaz kılmak, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, O’nun karşısında kendi küçüklüğünü anlamaktır. Bunu anlıyan kimse, hep iyilik yapar. Hiç kötülük yapamaz. Namazı doğru olarak kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmaktan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, “Doğru kılınan namaz, insanı kötülüklerden ve münkerden her hâlükârda uzaklaştırır.” buyuruldu. Hergün beş kerre, Rabbinin huzurunda olduğuna niyet eden kimsenin kalbi ihlâs ile dolar. Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemâ’at ile namaz kılmak, Müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar. Büyükler, küçüklere merhametli olur. Küçükler de, büyüklere saygılı olur. Zenginler, fakîrlere ve kuvvetliler zayıflara yardımcı olur. Sağlamlar, hastaları câmide göremeyince, evlerinde ararlar. “Din kardeşinin yardımına koşanın, yardımcısı Allahtır.” hadîs-i şerîfindeki müjdeye kavuşmak için yarış ederler. Şair ne güzel söylemiş: Âkıl isen kıl namazı, çün se’âdet tâcıdır. Sen namazı öyle bil ki, mü’minin mi’râcıdır!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT