BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eski seçimler

Eski seçimler

Seçimler yapılacaktı, yapılmayacaktı, öne alındı, alınmadı, ertelenecek, ertelenmeyecek...



GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Halkı kandıracağımıza seçimleri şimdiden kaybedelim daha iyi! ADLAI STEVENSON (Amerikalı Politikacı-Başkan adayı) DEMOKRASİ rejimlerin en kötüsüdür ama ne yazık ki daha iyisi de yok!.. Seçimler bir amaç değil bir araçtır... Tıpkı Demokrasinin kendisi gibi... WINSTON CHURCHILL Seçimler yapılacaktı, yapılmayacaktı, öne alındı, alınmadı, ertelenecek, ertelenmeyecek... derken, işte nihayet bugün yapılıyor. Dananın kuyruğu da, neticeler belli olunca kopacak. Bütün temennim bu neticelerle ülkemizin demokrasi yolunun açılması. Başka bir yazımda da belirttiğim gibi umudum da, bu neticelerin daha hayırlı ve istikrarlı bir başlangıcın “başlangıcı” olması... Bu defaki seçimlerin olumlu bir yanı var: Nahoş olaylar ve kavgalar olmadı. Adaylar partiler arasında -bir iki istisnası ile ve şimdiye kadar- hoşgörü ve nezaket egemen oldu. Eskileri hatırlayanlar için önemli bir merhale! BASKILAR 1946’dan beri seçimleri izlerim. İlk olarak, çok partili rejime geçtiğimiz 1946’da, tek parti ile idarenin iç içe olduğu eski dönemlerin alışkanlıkları ile bazı idareciler baskılar yapmışlardı ve o seçimlerde halkın gerçek iradesine fesat karışmış, Demokrat Parti hak ettiği zaferi kazanmak için 1950’ye kadar muhalefette beklemek zorunda kalmıştı. Ben seçimleri, genç ve tecrübesiz bir muhabir olarak, hem Karadeniz hem de Gaziantep, Maraş bölgesinden izlemiştim. Amcam Salih Kılıç, Sinop Valisi idi ve onun Sinop’ta bir parti lehinde baskı yaptığını haber alınca, bunu mensup olduğum VATAN-SON POSTA Birleşik Bürosu’na bildirmiştim. SON POSTA’nın Yazıişleri Müdürü çok zarif ve muzip bir ağabeyimiz Selami İzzet Sedes’ti. (Meslektaşımız İzzet Sedes’in merhum babası) Benim, habere “Gitti Ali Kılıç Geldi Salih Kılıç” diye başlık atmış ve biraz da allamış pullamış, amcam da beni bu haber yüzünden mahkemeye vermişti. İLETİŞİM VE BARINAK Özellikle 1950 seçimleri mücadelesi çok hareketli geçmişti. Biz gazetecilerin liderleri, adayları izlemek imkanları da mahdut, arkadaşlar arasındaki haber atlatma mücadeleleri de çok kıran kırana idi. Bir muzip arkadaşın, tecrübesiz rakip gazetenin muhabirini, “Canım aldırma, önemsiz kişinin biri” diye, gerçekten önemli bir liderin konuşmasını dinlemekten alıkoyup atlatması, başka bir arkadaşımızın da, postahane sorumlusunu kandırarak, arkadaşı haberini telefonla verirken hattı kestirmesi, zamanın klasik meslek oyunlarındandı. Haberi alıp yazdıktan sonra da, bunu o zamanın, olmayan veya mahdut iletişim şartları ile üç dakikada kesilen telefonlarla manyetolu telefonlarda, ikide birde “Çekil aradan jandarma” diyerek gazeteye iletebilmek ayrı bir macera olurdu... Bugünkü meslekdaşlarımız, ellerindeki nimetlerin farkında değiller. Gün boyunca o kadar yorulduktan sonra, pireli, tahta kurulu han odalarında veya kahve köşelerinde simit ve çaya talim ederek gecelemenin ne olduğunu da pek bilmezler ve anlamazlar. SEÇİM OTOBÜSLERİ Kampanyalar son yıllarda giderek daha modernleşti ve medyatikleşti... Evvelki seçimlerde sokaklarda bu kadar flama bolluğu ve uzun seçim konvoyları da yoktu... Özel donanımlı teknolojinin son harikası, ileri ses tertibatlı lüks seçim otobüsleri de yoktu. Şimdi itiraf edeyim, ilk hoparlörlü seçim aracını 1950’den önce ben düşünmüş ve adayların bir cip üzerine monte edilmiş akü ile işleyen hoparlörden, halka hitap etmelerini sağlamıştım. Zira, rahmetli Menderes’in tur gezilerinde bir beldede konuşma yaparken mahalli hoparlörün bozulması veya birileri tarafından kablolarının kesilmesi üzerine, bazı milletvekillerinin hışımla beni kınamalarından bıkmıştım. O zaman Basın-Yayın Genel Müdürü ve Radyoların da başında olduğum için Türkiye’deki bütün hoparlörlerden benim sorumlu olduğumu sanıyorlardı. Belki de hatırlanmayacak; son yıllarda ilk ileri teknoloji donanımlı seçim hoparlörünü o zamanki bir lider için dostum merhum Mehmet İsvan dizayn etmiş ve imal ettirmişti. Sonra moda oldu. Bütün partiler kopya ettiler. Son seçimlerde, özellikle bugün yapılacak seçimlerde önemli bir fark da iletişim ve bilgisayar teknolojisi sayesinde neticelerin çok çabuk iletilmesi ve değerlendirilmesi. Medya kuruluşlarının bu gece için hazırladıkları stüdyolar maşallah uzay yolu gibi. Türkiye’nin teknoloji bakımından ne kadar ilerlediğini gösteriyor. Siyasetin ve siyasilerin de bu ileri düzeye uymaları gerekiyor. 1946 SONRASI 1946’nın haksız seçim sonuçlarından sonra Türkiye’de çok hararetli muhalefet yılları yaşandı. Bu yıllarda da basına bazı idareciler tarafından bir hayli baskı yapıldı. Birçok gazeteci hapishanelerde yattı. Nihayet 1950’de olaysız ve baskısız genel seçimler yapıldı... “Yeter Söz Milletindir” sloganı ve ünlü “el” afişi ile Demokrat Parti iktidara geldi. Ve ne oldu ise oldu -tefsirleri muhtelif- medyanın boy hedefi İsmet İnönü, demokrasi kahramanı oldu, eski demokrasi mücahitleri merhum Celal Bayar ile merhum Adnan Menderes de Anayasayı çiğnemek suçu ile Yassıada’da mahkûm edildiler... Rahmetli Menderes İmralı adasında idam edildi... BUGÜN Türkiyemiz bunca acı tatlı, tecrübeden sonra artık istikrara ve huzura kavuşmayı hak ediyor... Anşart ki seçilenler, politikacılar, geçmişteki tecrübelerden ders alsınlar ve ülke çıkarlarını kendi çıkarlarından üstün tutarak görevlerini yapsınlar. Bugün oy verirken bunu istemek bunu umud etmek bizim, seçmenler olarak hakkımız... Hele dünyanın şu bağlamında ülkemiz için zorunlu olanı da bu! Son tahlilde, ben hiç umutsuz değilim. Tarihimizin bütün acı dönemlerinde, en ümitsiz hallerde, kendi sağduyusu egemen olmuş ve o sağduyuyu temsil eden birileri çıkmıştır. Seçimler; ülkeye, milletimize uğurlu ve kademli olsun...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT